32. İstanbul - Final

9 2 0
                                        

 Konstantinopolis ile başladık İstanbul ile final yapıyoruz. 

Herkese iyi okumalar. 

Son kez.



***

32. Bölüm

İstanbul

Final

Günler geçmişti hem de öyle sıradan bir hızla değil adeta bir yarış arabası hızında. Zaman zaman annemi düşünüyor, ondan haber alamadığımız için elim kalbimde bekliyordum her şeyi. Yokluğuna alıştığım için varlığı garipti artık. Ondan haber beklemek bile tuhaf hissettiriyordu. Bazen uzun uzun dalıp hayaller kuruyordum, döndüğünde en güzel günlerimizi geçireceğimiz için.

Zafer abim görevdeydi. Onun buralarda olmaması gerekiyordu zaten. Fakat söylediğine göre son göreviydi, bunun ardından artık İstanbul'a dönebilecek ve dilerse burada yaşayabilecekti. Yani yeniden aile oluyordu üstelik bu kez yanımda sevdiğim adamla.

Bugün, o gündü; bugün hikayenin sonu değil başlangıcıydı. Diğer başlangıçlar gibi kasabaya yeni biri taşınmıyordu, biri ölmemişti ya da yeni bir diyarı keşfetmeye gitmiyorduk. Bugün bizden çalınanları geri almaya gidiyorduk.

Bahçemizde iki kişi içtiğimiz belki de son çaydı. Bundan sonra yalnız değil sevdiklerimizle içecektik her şeyi. Sabahın oldukça erken saatleriydi. Çayımın üzerinden buharı henüz yükseliyor, birkaç da kuş sesi işitiyordu kulaklarım. Stresliydim, endişe tüm bedenimi sarmıştı ve bardak elimde titriyordu.

Benden daha stresli olup fakat hiç göstermeyen biri daha vardı. Çağlar elindeki henüz doldurduğu bardağını masaya bırakıp yavaşça yaklaştı ve yine yavaşlıkla öptü yanağımı. Dudaklarım kıvrıldı, derin bir soluk alma ihtiyacı duydum.

"Karnını iyi doyur." Önüme birkaç domates daha koydu. Boştaki elimi tutup avucuna aldı nazikçe. "Her şey yolunda gidecek. Provada yaptığımız gibi, sadece aynılarını yapman yetecek gülüm. Rahatla tamam mı?"

Gülümsedim. "Diyene bak. Geceleri stresten uyuyamıyorsun bile." Yanağımdan makas aldı. "Dediğimi yap, yaptığımı yapma."

Stresten daha fazla yiyemeyecek haldeydim, midem bulanıyor ve elimin titremesi durmuyordu. Günlerdir üzerinde çalışılan planı mahvetmekten deli gibi korkuyordum. Çünkü bu sadece benimle ilgili değil neredeyse milyonlarla ilgiliydi.

Masayı topladık, evden çıkma vakti geldiğinde arabaya binerek yola çıktık. Sessizdik, ikimizin de içi titriyordu belki de. Uzun bir yolculuk olmadı ama bugün yaşanacak senaryolar arasında düşüncelere dalıp delirmeme yetmişti.

Arabadan indiğimizde uzun süredir kullanılmamış ve yolunun bir kısmı kırık olan boğaz köprüsüne oldukça yakın bir askeri tesise gelmiştik. Köprünün yıkık kısımlarını ve hatta karşı taraftaki hareketleri görecek kadar yakın sayılırdık.

Çağlar parmaklarını benimkine geçirdi, beraber girdik tesise. Günlerimizin çoğu buralarda geçtiği için artık çoğu simaya hakim sayılırdım. Çağlar'ın burada kullandığı odasına ilerlerken tanıdık simalara selam vererek devam ediyorduk yolumuza.

Başımı kaldırıp baktım duruşuna. Bugün parmaklarımı bırakmamakta ayrı bir ısrarı vardı; sanırım benim de öyle. Sanki bir anlık ayrılık bizi koparıp götürecek gibiydi. Daha da sıktım, bana doğru dönerek karşılık verdi buna.

KIYAMETİ ZORLAMAKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin