22

3.7K 271 26
                                        

Media: Eliz & Efken Aras Atalay

Oy vermeyi unutmayın! Yazım hatası varsa kusura bakmayın.

Keyifli okumalar.😍

🤍

🎶Mavi Gri / Dünyanın En Güzel Kızı

22. Bölüm

Efken Aras Atalay

Arkamda duyduğum silah seslerini umursamadan koşmaya ve ağaçların arasından geçmeye devam ettim. O depodan çıktıktan yaklaşık iki dakika sonra yokluğumu fark edip peşimden gelmeye, silahla ateş etmeye başlamışlardı. Orman benim için güvenli değildi ve hemen buradan çıkmam gerekiyordu. Hava kararmaya başlamıştı, belki saklanmam daha kolay olurdu ama yine de dikkatli olmalıydım.

Beni bekleyen iki tane can vardı çünkü. Hemen onlara kavuşmak istiyordum.

Arkaya doğru bir bakış atıp koşmaya devam ettim. Bedenimdeki yaralar umrumda değildi, tek umrumda olan beni bekleyen bebeklerimdi. Arkamdan gelen sesler biraz uzaktaydı ama yine de koşmaya devam edip izimi kaybettirmem gerekiyordu. Ormanın içi o kadar çok ağaçla doluydu ki saklanmak için bir yer bulabilirdim. Hava da kararınca beni bulmaları zorlaşacaktı. Sonra da bir şekilde ormandan çıkmayı, otobana geçmeyi deneyecektim.

Ne kadar koştum, kaç saattir ormanda dolanıyordum bilmiyordum ama hava kararalı çok fazla olmuştu. Arkamdaki sesler kesilmişti. Yorgunlukla kendimi bir ağacın dibine attığımda nefeslerimi düzenlemeye çalıştım. Yanımda su olmaması çok kötüydü.

Nefes almaya çalışarak birkaç dakika o ağacın altında dinlendim. Hava soğuk değildi, aksine sıcaktı da. Gözlerimi çevrede gezdirdim. Karşıma beklenmedik bir vahşi hayvanın çıkması sonumu getirebilirdi. Belimdeki silahı kullanmak da istemiyordum.

Birkaç dakikalık dinlenmenin sonunda ayağa kalkıp bir yol bulmaya çalıştım. Ama dönüp dönüp aynı yere geliyormuş gibi hissediyordum. Her yer aynıydı. Ağaçlar bile aynıydı. Doğru düzgün bir yol yoktu. Bu ormandan nasıl sağ çıkacaktım bilmiyordum ama çıkmam gerekiyordu. Beni bekleyenler vardı.

Gece gece yolu bulamayacağımı anlayıp tekrar oturdum bir ağacın dibine. Hasan'ın verdiği telefonu sürekli kontrol etmiştim ama çekmiyordu hiçbir yerde. Yine cebimden çıkarıp telefonu açtım. Hâlâ çekmiyordu. Ofladım. Bir yol bulmam gerekiyordu.

Telefonu yukarıya doğru tutup çeken bir yer aradım. Birkaç adım attım, hatta telefonun çektiği bir yer bulabilmek için bir ağacın tepesine bile çıktım. Ama çeken bir yer bulamadım.

Derin bir nefes verip yutkundum. Boğazım çok kuruydu ve bu hiç hoş değildi. Sinirle yere oturup düşünmeye çalıştım. Bir süre oturup öylece bakındım. Ne yapsam diye düşündüm ama orman o kadar karışıktı ki yolu bulmam için geceyi atlatmam gerekiyordu. Bir ara uyuyakaldım, geri gözlerimi açtığımda ise saat gecenin ikisine geliyordu.

Derin bir nefes alıp telefonu tekrar denemeye başladım. Şarjı yeterince vardı. Ama sinyal yoktu. Ne kadar yüksekteysem artık, telefon tek çizgi bile çekmiyordu. İlerlemeye başlarken aynı zamanda telefona da bakıyordum. Hava da fazlasıyla soğumaya başlamıştı. Her ne kadar başta üşümesem de, gece olduğu için soğuk bastırmıştı. Rüzgar sert esiyordu.

"Sikeceğim artık ama!" dedim öfkeyle ve yanımdaki taşa büyük bir tekme attım. Taş yuvarlana yuvarlana karşıdaki ağaca vururken tekrar attım kendimi yere. Sırtımı ağaca yaslayıp başımı gökyüzüne çevirdim. Ay parlıyordu, yıldızlar fazla güzeldi. Aklımda tek bir kişi vardı. O şu an ne haldeydi?

ElizHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin