30

2.8K 239 99
                                        

Media: Eliz & Efken Aras Atalay

Hoşgeldiniiizz, yazım hataları varsa üzgünüm. Keyifli okumalar!

🤍

🎶DKTT / Dilerim Ki

30. Bölüm

"Sende gitsene?" dedim Doruk'a doğru. Abimler, Edis ve Aras denizdelerdi ama Doruk yanımda oturuyor, sadece ayaklarını suya sokuyordu. Dediğim şeyle birlikte omuz silkip bana baktı. "Burası daha güzel." Eriyerek yüzüne bakarken gözlerimden kalp fışkırdığına yemin edebilirdim. Ona doğru uzanıp yanaklarını çekiştirmeye başlarken Doruk şaşkına uğramıştı. Gülerek yanaklarından ellerimi çektiğimde Doruk'un yanakları tamamen kızarmıştı.

"Abla!" dedi sitemle. Daha çok gülüp ellerimi yere yasladım ve başımı havaya doğru kaldırdım. Saçlarım omuzlarımdan aşağıya doğru salınırken gözlerimi gökyüzünde gezdirdim. Bulutlar çok güzel dağılmıştı. Yerde duran ellerimden birini havaya kaldırıp işaret parmağım ile bulutları gösterdim. Yanağını tutan Doruk da benim gibi havaya bakmaya başladı.

"Baksana, bulutlar çok düzenli dağılmışlar."

Doruk yere uzanıp ellerini kafasının altında birleştirdi. Bulutları inceleyip onları bir şekile benzetmeye çalıştım. Çocukken bu oyunu defalarca oynardım. Bir oyuncağım olmadığı için kendimi oyalayacak şeyler arardım. Bulutlar da son çarem olurlardı. Onlara bakıp oluşan şekilleri incelemek bana çok zevkli gelirdi. Bir kardeşim olsaydı yapılacaklar listesinde bu da vardı.

"Şu bulut bir timsaha benziyor sanki." diye mırıldandım havada olan elimle timsaha benzettiğim bulutu gösterirken. Doruk oraya bakıp kafasının altından bir elini çıkarıp benim gibi havayı gösterdi. "Şu bulut da armuta benziyor." Gülerek gösterdiği yere baktım. Şu an çok mutlu ve huzurlu hissediyordum kendimi. Çocukken kurduğum hayal bile basitçe gerçekleşiyordu artık. Bir değil altı tane kardeşim vardı.

"Evet," diye mırıldandım. "gerçekten benziyor." İkimiz de ellerimizi indirdik ama gökyüzüne bakmaktan vazgeçmedik. Bulduğumuz şekilleri birbirimize gösterdik. Onunla bu oyunu oynamak bile çok eğlenceliydi. Bazen bulutları benzettiği şeylerle beni güldürüyordu, bunun memnuniyeti ile kendisi de keyifle gülüyordu.

"Eliz!" diye seslenen Aras'ın sesini duyduğumda başımı denize doğru çevirdim. Aras kıyıya doğru yürümeye başlamıştı. Islak bir halde bana doğru gelişini izledim. Zaten çekici olan bedeni daha da çekici gelmişti gözüme. İçimde farklı bir duygu baş gösterirken yutkundum. Aras bana doğru gelip tam yanıma oturduğunda kendime gelip konuştum. "Havlu alsana, ıslak ıslak durma böyle."

Aras sırıttı. "Yok, ben böyle kalmak istiyorum."

"Üşürsün Aras?" dedim bir çare. Aras bir çocuk gibi omuz silkip beni reddettiğinde derin bir nefes aldım. Eğilip yanağımı öptükten hemen sonra eğilip çıplak karnımı sevdi, birkaç küçük öpücük kondurdu. Avcunu karnımdan çekmeden beni kolunun altına aldığında ıslak bedenine rağmen göğsüne doğru yaslandım. "Hava çok sıcak, böyle de güneşin altında oturuyorsunuz. Gölge bir yere geçelim." Ona hak verdim. Aras benden ayrılıp ayağa kalktı. Sonra da belimden ve elimden tutarak beni dikkatlice kaldırdı. Kenara attığım pareoyu yerden aldığında Doruk ile şezlongların olduğu yere yürümeye başlamıştık.

"Doruk, hadi sen denize gir. Aras var artık yanımda."

Sırf beni yalnız bırakmak istemediği için gitmediğini biliyordum. Tereddütle bir bana bir Aras'a bakarken Aras ona onaylar gibi gülümseyince başını sallayıp denize doğru yürümeye başladı. Aras belime sarılıp beni kendine çektiğinde birlikte şezlonga kadar yürüdük. Şezlonga oturup yavaşça uzandığımda Aras elindeki pareomu bana uzattı.

ElizHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin