Media: Eliz Atalay
Umarım bölümü beğenirsiniz, bölümü yazarken biraz saçmalamışım gibi hissediyorum çünkü.🫠
Yazım hatası varsa kusura bakmayın.
Keyifli okumalar!
🤍
🎶Mor Ve Ötesi / Oyunbozan
21. Bölüm
İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar, derler.
Benim bu zamana kadar canımdan çok sevdiğim insanların sayısı bir elimin parmak sayısını geçmemişti. Aras dahil olmuştu hayatıma, onu canımdan çok sevmiştim. Elini kesse, tırnağı kırılsa canım acırdı.
Her şeyden önce o bana aile olmuştu.
Beni büyüten, seven bir ailem olmamıştı hiç. Geri kafalı, iğrenç bir zihniyete sahip bir ailede büyümüştüm. Babam kadınların evden çıkmasına bile karşı çıkan bir tipti. Ona göre kadın dediğin evde oturur, yemek yapar, çamaşır katlar, çocuk bakar, kocasına hizmet ederdi. Annem de ona gücü yetmediği için babamın tam dediği gibi bir kadın olmuştu her zaman. Sessizdi annem. Konuşmaz ama konuştuğu zamanda canımı çok yakardı.
Oysa kendisi de kadın değil miydi? Bir kadın, kızına nasıl sürtük diyebilirdi mesela?
Annemin aksine ben burnunun dikine giden bir kız olmuştum hep. Bu babamı sinir eden en büyük şeydi. Ona hep karşı çıktığım için çok sinirli olurdu. Şiddete başvuran bir adamdı. Herhangi bir hareketimle canını sıksam, canımı yakmaktan gocunmazdı. Liseyi bitirdiğimde her ne kadar benim üniversiteye gitmeme izin vermese de ben başlamıştım okula. Sürekli kavga oluyordu evde. Ama onunla ettiğim en büyük kavga, şüphesiz, on sekiz yaşıma girdiğim gün beni elli yaşındaki bir adamla evlendirmeye çalışmasının sonucunda evde çıkardığım kavgaydı.
O gün beni evden atmıştı. Sırf istediği adamla evlenmediğim için. On sekiz yaşıma girdiğim gün evden atılmıştım. İki gün boyunca sokakta kalmak zorunda kalmıştım. Yanımda para, yemek... hiçbir şey yoktu. Beni kurtaran kişi ise yaşlı bir teyzeydi. Beni bir parkta görünce hemen yardım etmek istemişti. Hastaneye gitmiştim onunla. Sonrasında beni evine götürmüştü. Karnımı doyurmuş, üstüme temiz giysiler giydirmişti. İş bulana kadar onun yanında kalmıştım. Zaten yalnız bir kadındı.
Bir kafede işe başlamıştım ve yaz boyu o kafede çalışmıştım. Kafeden çıkıp bir evi temizlemeye gidiyordum. Yavaş yavaş para kazanmaya başlayınca kiralık bir eve çıkmak istemiştim ama yanında kaldığım Hafize teyze buna izin vermemişti. O gün ona başka eve çıkmak istediğimi, ona yük olduğumu falan söylemiştim ve bana cevap olarak söylediği şeyler dün demiş gibi aklımdaydı.
"Kızım," demişti, "ben zaten yalnızım. Hiç çocuğum olmadı. Kocam da erken göçtü bu dünyadan. Tanıdığım, bildiğim akrabam da yok. Sen bana yoldaş ol ölene kadar. Kal benimle bu evde. Birkaç gün kaldın benimle, evime bereket geldi. Daha mutluyum artık. Birlikte yaşayıp gideriz."
Babam peşimdeydi. Onu da tehlikeye atmak istemiyordum ama tek başına kalmasına da gönlüm razı gelmedi, onu kıramadım. Zaten benim hayatımı kurtarmıştı. Ona borçluydum. Evi geçindiririm, birlikte yaşar gideriz diye düşündüm. Öyle de oldu, birkaç ay böyle devam etti. Ben yaz bitince üniversiteye başladım ama kafede çalışmaya da devam ettim. Hem Hafize teyzenin emekli maaşı, hem benim maaşım derken bize paramız yetiyordu. Hafize teyze zaten ev sahibiydi. Kira da ödemiyorduk.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eliz
Genç Kız Edebiyatı"Aile, benim kabuk tutmuş yaramdı ve şimdi o yarayı deşiyorlardı." Gerçek aile kitabıdır fakat birçok farkla... Çünkü Eliz evli ve hamiledir. 🤍 "Sürekli yanımda olduğunu söylüyorsun. Yorulmadın mı aynı şeyi tekrarlamaktan?" "Ben nasıl senin yanında...
