18

4.3K 247 16
                                        

Media: Eliz Atalay

Bölüme başlamadan önce yıldızı parlatır mısınn 🤗

Kontrol etmeden atıyorum, yazım hatası varsa kusura bakmayın.

🤍

🎶Ufuk Beydemir / Ay Tenli Kadın

18. Bölüm

"Doruk!" diye bağırdım endişe içinde. Yüzü berbat bir hâldeydi. Elini duvara yaslayıp zorlukla içeriye girerken sendeledi. Hızla kolunu tutup ona destek olmaya çalışırken "Abla..." diye mırıldandı, "Taşıma beni. Bebek-" derken sözünü kestim.

"Bir şey olmaz bebeğe! Ne bu hâlin senin?" diye sordum sesime yansıyan korkuyla. Doruk yutkundu. Tam konuşup bana cevap vereceği sırada sesimizi duymuş olmalılar ki, salondaki herkes buraya üşüşmüştü. Doruk'un hâlini gören ise endişe ile bize doğru koşuyordu.

Mirza kardeşini hemen tutup kendi bedenine yaslarken bende kapıyı kapattım. Özlem Hanım endişe içinde "Oğlum!" diye bağırdı, "Ne oldu sana böyle? Kim yaptı bir tanem?" Doruk konuşmuyordu.

Mirza hemen onu salona doğru yöneltirken hepimiz ördek yavrularının annelerini takip ettiği gibi onları takip ettik. Beni tehdit eden kişiler Doruk'a mı bulaşmıştı? Benim canımı yakmak için sevdiklerime zarar verirse kahrolurdum. Şimdi bile vicdan azabı içimde büyümüştü. Doruk benim yüzümden mi bu hâldeydi?

Mirza onu koltuğa oturttu. Aktan elinde ilk yardım seti ile salona girip hızla Doruk'un önünde diz çöktü ve pansuman için gerekli olan şeyleri çıkarmaya başladı. Bu sırada Aras yanıma gelmiş, beni belimden tutup Doruk'un tam karşısında kalan koltuğa oturtmuştu ve yanıma oturmuştu.

"Benim yüzümden mi oldu?" dedim içimde büyüyen acıyla. Gözlerim dolu doluydu. Aras elimi sıkarken "Hayır, Eliz. Hiçbir şey senin yüzünden değil, tamam mı?" diye fısıldadı. Elimi baş parmağı ile yatıştırıcı bir şekilde okşuyordu. Herkes Doruk'un başında toplandığı ve onunla ilgilendiği için kimse beni görmüyordu ve bu şu an iyiydi.

"Doruk, kim yaptı bunu sana?" diye sinirle konuşan kişi Kuzey'di. Abilerimin hepsi öfkeliydi. Kardeşleri onlar için kırmızı çizgiydi. Birbirlerine çok değer veriyorlardı. Bana da.

"Dershane çıkışı Efe ve yanındakiler beni sıkıştırdı. Ve ben hiçbir şey yapamadım!" dedi Doruk kendine yediremiyormuş gibi. Çok kötü görünüyordu. Onu ilk defa böylesine sinirli ve dolu görüyordum. Yumruklarını sıkıyordu.

İçim acıdı.

Ayağa kalkıp onların yanına doğru yürümeye başladım. Bir elim karnımda tepinen bebeğimi sakinleştirmek ister gibi istemsizce karnımda geziniyordu. Yaşadığım her şeyi o da hissediyor gibiydi. Kötü ya da iyi herhangi bir olayda hemen hareketleniyordu.

Doruk'un etrafında olan aile üyelerini kenara itip kendime yer açtım. Özlem Hanım büyük bir üzüntü ile oğlunun yanında oturuyor, elini onun yaralarına uzatıyor ama kıyamayıp dokunamadan elini geri çekiyordu. Sanki kendi canı acıyor gibi dudaklarını ısırıyor, hafiften göz yaşı döküyordu. Onu anlıyordum. Bir anne olarak. Benim çocuğum bu halde olsa ben ortalığı ayağa kaldırırdım sanırım.

Karnımı tutarak Doruk'un boş kalan diğer yanına oturdum. Elimi onun yara olmayan sağ yanağına yasladım. Hafif hafif okşarken annesine yasladığı bedenini doğrultup başını bana çevirdi. Yanağına koyduğum elimin tam üstüne elini koydu. "Çok acıyor mu?" diye sordum yüzümü acıyla buruştururken. Yutkundum.

ElizHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin