Selam aşklarımm. Bölümü beğenmeyi ve bol bol yorum yapmayı unutmayın. Sizi seviyorummmm ♡♡
"Orda!" diye haykırdı ve aniden koşmaya başladı
"Mattheo, bekle!" diye bağırdım, ama çok geçti. Arkasından ben ve Draco da hızla fırladık. Kalabalığı yararak ilerledik. Draco benim gerimden koşmaya başlamasına rağmen birkaç saniye içinde beni geçip nerdeyse Mattheo'nun yanına ulaşmıştı bile
Harry, Hermione ve Ron, rastgele yerleri hedef alarak ortalığı karıştırmaya ve dikkat dağıtarak kaçmaya çalışıyorlardı. Mattheo, Harry'nin arkasından bir büyü savurdu ama, Harry bunu atlatmıştı. Sonraki saniye Harry arkasını dönerek bir yığın, kendi resminin basılı olduğu aranıyor afişini hedef alarak Mattheo'nun etrafında kağıttan bir hortum yaratmıştı.
Matt, ilk birkaç saniye kağıtlarla koşmaya devam etti ama sonra, bir bilek hareketi ile kağıtları etrafından dağıttı
Bu sırada Hermione de, o Muggle heykelini vurdu. Heykelden düşen taş parçalarından kurtulduktan sonra bende bir büyü savurdum. Yani, tabii ki bilerek ıskalamıştım, sadece etraftakilerin gözünü boyamak için..
Koşmaya devam ederken birkaç büyü daha savurmuş, ama büyülerim, tamamen 'yanlışlıkla' Harry'leri yakalamaya çalışan memurlara isabet etmişti
"Çekil şurdan!" diye birkaç kişiyi ittirerek Şömine Ağı'na doğru koştum. Mattheo'nun, onları yakalanmasına izin veremezdim..
Şömine Ağ'ları bir bir kapanırken Harry, Hermione ve Ron birinden geçmeyi başarmıştı, ama onların hemen arkasından Mattheo da bacaya dalmıştı, onun arkasından Draco, onun arkasından da ben..
Gözlerimi açtığımda düştüğüm yerden yavaşça doğrulmuştum. Burası..? Burası Grimmauld Meydanı mıydı? Draco ayağa kalkmam için elini uzattığında etrafıma baktım. İşte tam 12 numaralı bina..
"SİKEYİM!" diye bir ses yankılandı sokakta. Mattheo sinirle önündeki taşlara tekme atıp hemen karşıda duran parktaki ağaçlara rastgele büyüler savuruyordu
"Mattheo! Biri görecek, kes şunu!" diye sinirle soludum
"Umurumda mı sence!?" dedi ve bana dönüp üzerime doğru gelerek ekledi "Potter tam olarak parmaklarımın arasındaydı!" diye bağırdı ellerini göstererek "Ama o bulanık yüzünden kaçmayı başardılar!"
"Sana, onu hafife almaman gerektiğini söylemiştim" dedim Hermione'yi savunur gibi
"SİKTİR, SİKTİR, SİKTİR! SOKAYIM BÖYLE İŞE!" diye yeniden bağırdı ve bu defa evin giriş merdivenine bir tekme savurdu. Ardından bir süre kendi etrafında dönüp, tekme attığı merdivenin basamağına oturdu ve kafasını ellerinin arasına alarak kendi kendine bir şeyler mırıldanmaya başladı
Çatık kaşlarla Draco'ya döndüğümde gözlerim koluna takıldı ve panikle konuşmaya başladım
"Koluna ne oldu!?"
O ise yarasının üzerine bastırıp hiçbir şey olmamış gibi omuz silkerek cevap verdi
"Granger'dan bir misilleme"
"Ne? Nasıl? Ne ara?"
"Boş ver, her şey çok hızlı gelişti-"
"Bur biraz misilleme dedin, sen Hermione'ye ne yaptın?" diye sorduğumda, Draco, Mattheo'ya bakıp alçak bir sesle konuştu
"Aslında Granger'ı hedef almıyordum. Öylesine savurduğum bir büyünün, Weasley'e çarpacağını bilemezdim"
"Ron mu? Ne oldu ona?" diye sordum, sesimi kısık tutmaya çalışarak
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Draco Malfoy
FanfictionMalfoy ve Black iki ezeli rakip ve birbirlerinden nefret eden iki küçük çocuktur. Black'in 4. Sınıfta Harry'nin yerine arayıcı olmasından sonra Malfoy ve Black daha fazla vakit geçirmeye başlayınca ikisi de gerçekten birbirlerinden nefret edip etmed...
