Flashback
"Harry! Aşağıda olanların tamamını bize ne zaman anlatacaksın?"
Kızıl saçlı küçük çocuk koşarak arkadaşına yetişmeye giderken Hermione göz devirerek başını iki yana salladı.
"Koşma Ron!"
Ron onu dinlemeden arkadaşına yetişince mecburen kız da adımlarını hızlandırarak ona yetişti.
"Biraz sakin olur musun Ron! Harry zaten hepsini anlatacak. Değil mi Harry?"
Sıkkınlıkla nefes veren çocuğa göz devirdi Hermione.
"Anlatacağım. Önce yalnız olacağımız bir yer bulmamız lazım."
Üçlü Hagrid'in kulübesini geçtikten biraz sonra karşılarına çıkan çalıların arkasına geçti ve yere oturdu.
"Size anlattığım gibi. Bana dokunmaya çalıştığı an koluna dokundum ve dokunduğum yerler yandı. Sonra beni yere itip üstüme çıkmaya çalıştı. Buraları zaten biliyorsunuz. Ben de belki tekrar yanar diye ellerim ile yüzüne dokundum ve o da geri çekildi."
Turuncu saçlı çocuk sıkıntı ile oflayıp kendini geri bıraktı. Sırt üstü yerde uzanırken konuştu.
"Neden profesör Quirrel? Neden Snape denen o adam değil? Zaten şalvara falan ihtiyacı yok. Yeterince korkunç görünüyor."
Hermione dudaklarını gerginlikle birbirine bastırdı.
"Şu an asıl merak etmemiz gereken şey bu değil. Sormamız gereken soru o şeyin tekrar gelip gelemeyeceği. Eğer bir kere geri döndüyse bunu yine yapabilir demektir. Bunun için bir şeyler yapmamız lazım."
Sırtından indirdiği şişkin çantasından çıkarttığı kitapların içerikleri hakkında kısa bilgiler vermeye başladı.
"Alaric Shadowbane, Basit Yaratık Bilimlerine Giriş. Alaric uzun zaman önce yaşamış bir büyücü. Yaşadığı dönemde bölgedeki yaratıklar ile kasabasında yaşayan insanların arası pek iyi değilmiş. Bu yüzden yaratıklardan korkarak büyümüş ama bu korkuyla zamanla onlara olan merakı artmış. Yaptığı araştırmalar ve gözlemler ile bu kitabı yazmış."
Elindeki ilk kitabın arkasından büyücünün canlı fotoğrafını açıp arkadaşlarına tutarken bir yandan konuşuyordu. Kitabın son sayfasındaki fotoğrafta yüzü küçük ve minyon bir adam yanında pek de güldüğü söylenemeyecek bir atadamın yanında sopa yutmuş gibi dikiliyordu. Harry ilk başta gergince durduğunu sansa da adam birkaç saniye sonra gülümsedi ve yanındaki atadama omuz attı. İkisi bu şekilde gülerken fotoğraf başa sardı. Hermione ikinci kitabı eline alacağı sırada arkalarına geçtikleri çalıdan hafifçe sallandı. Ron pelerinini yavaşça çıkartıp arkadaşının döktüğü kitapların üzerine sererken çalıların arasından önce hışırtı sesleri, ardından dan fısıldaşmalar geldi.
"Crabbe! İlerlesene!"
"Ama ilk senin gideceğin konusunda sözleşmiştik Goyle! Hadi!"
"İkiniz de korkaksınız. Babama bu hallerinizi anlatacağım."
Son sesi duyan Harry bıkkınlıkla gözlerini kapattı. Tam ağzını açacaktı ki seslerin sahibi çalıdan çıktı.
"Buraya saklanmış ne yapıyorsunuz? Yoksa bir şeyler mi karıştırıyorsunuz?"
Elleri belinde çalıdan çıkınca dağılan saçıyla Draco aslında çok tatlıydı. Kravatı gevşemiş, süveteri kaymış ve gömleğinin de ilk düğmesi açılmıştı. Saçının sağ tarafındaki yapraktan da muhtemelen haberi yoktu.
Harry onun doğal halini sadece atışırken gördüğünü fark etti. Kafasında kısaca analiz ettiğinde derste, ders dışında, bahçede, yemekte ve nerede görürse görsün çocuğun saçı yapılmış ve giydikleri de düzgün oluyordu. Sadece ona ve arkadaşlarına takılmak istediği zaman bozulan saçını fark etmiyor ya da gevşeyen kravatını sıkmıyordu. Onun düşüncelerini bölen şey arkadaşının sözleri oldu.
"Seni ilgilendiren bir konu olduğunu düşünmüyorum Malfoy. En azından senin sorumluluk alanına girmiyor. Lütfen bizi rahat bırak."
Harry kısaca kıkırdadığında Draco'nun sinirli gözleri merakla hızlı bir şekilde ona döndü. Konuşan kıza söyleyeceği sözleri unutmuş gibiydi.
*Günümüz*
Harry oturduğu yerde gülerken Ron kısa bir kahkaha attı.
"Hermione Malfoy'a lafları geçirdikten sonra nasıl kızardığını hatırlıyor musunuz? Hayatımda ilk defa bir insanın o kadar kırmızı olduğunu gördüm."
Onun sözleri ile Harry'nin de gülüşü artarken kız utanarak konuştu.
"Her seferinde aynısını yapıyorduk zaten. Bu seneler boyu hiç değişmedi."
Hepsinin aklına bazıları silik bazıları fazla canlı anılar dolarken Harry gülerken kısılan gözlerini açarak etrafına bakındı. Bahçeye baktığı zaman her köşede aklına dolan anıların bazıları tanınması zorken, bazıları zaten onun zihninde yıllardır en önemli köşelerdeydi.
Yavaş yavaş Quidditch alanından ana kapıya doğru gözlerini çevirirken binadan çıkan grup gözüne çarptı. 7 kişilik grubun en arkasında sadece göz tanıklığı olan kişiler varken grubun önlerine gidildikçe gayet iyi tanıdığı kişileri gördü.
Draco yanında Pansy ile en önde yürürken arkalarında Blaise yanındaki bir kıza telefon ekranını gösteriyor, onların arkasında ise kendisine tanıdık gelen iki kız ve adının Theo oluğunu hatırladığı çocuk yan yana yürüyordu.
Harry gözlerini kısmış grubu izlerken kolunda hissettiği sarsıntı ile tekrar karşısına döndü.
"Bak sevgilim ben sana söylüyorum bu çocuk iyi değil."
Hermione kollarını göğsünde birleştirip başıyla hafifçe onayladı.
"Galiba bu sefer haklısın Ron. Geldiğimizden beri dalgınsın Harry. Seni rahatsız eden bir şey mi var?"
Harry dudaklarını düz bir çizgi olana kadar birbirine bastırdı. Rahatsız olduğu bir şey yoktu. Sadece tedirgindi. Rutu yaklaşıyordu. Arkadaşlarına bu konuda danışması lazımdı.
Çünkü arkadaşları hariç kimse omega olduğunu bilmiyordu. Birkaç sene önce cinslerini öğrendiklerinden beri çoğu kişi onun alfa olduğunu düşünmüş ve kendisine sormadan o şekilde davranıp diğer insanlara da öyle anlatmışlardı. O müdahele etmek istememişti. Omegaları küçümsemiyordu ama okulda omega olduklarınu söyledikten sonra zorbalık gören çok fazla kişi olmuştu. Yapılan zorbalık hafife alınacak gibi değildi. Bir öğrencinin saçları yakıldıktan sonra müdürlük olaya el atmaya çalışmış ve herkese cinslerin toplum içinde söylenmesinin ve yayılmasının yasak olduğunu söylemişti. Bir kişinin yayıldığı takdirde sorgulayarak son duyulan kişiden başlayarak ilk yayanı bulacak ve gereken cezayı vereceklerdi. Bu bir nebze Harry'yi ve bazı diğer omegaları rahatlatmıştı.
Rutu için bir şekilde ilaç alması da gerekiyordu. Son beş yıldır yaptığı gibi ilaçları gizlice mi alacaktı?
Harry düşünürken istemsizce dudaklarını büzünce bir el hızlıca görüş alanına girdi ve dudaklarına kapandı.
"AH!"
"Kızım manyak mısın sen!"
Hala ağzının üzerinde olan el hafifçe dönüp dik konuma gelince işaret parmağı ve orta parmağı Harry'nin burun deliklerine uzandı.
"LAN!"
İki elini de kullanarak yüzünün ortasındaki esmer eli yüzünden uzaklaştırdığında başını sağa çevirdi ve yüzünü silkeledi. Elleri arasındaki el geri çekilince oturdukları yerde grubun kahkahaları yankılandı. Ama kahkahalar sadece Ron ve Hermione'ye ait değildi. Yabancı sesler de vardı.
slm kizlar naber okullar nasil gidiyor
ŞİMDİ OKUDUĞUN
By Mistake | Drarry (ASKIDA)
Fanfiction"Bana bak Potter. Bunu aramızda anlaşmazlık olmasını istediğim için veya art niyetle söylemiyorum. Sen beni bozdun ben de seni? Sadece iyileşene kadar..."
