Selam bebislerim 💞
Nabersiniz
Neyse iyi okumalar asklar 🌷💞
.
.
.
.
.
.
Gözlerimi açtığımda odanın içi griye çalıyordu. Perdeyi tam kapatmadığım için sabah güneşi sızmış, duvarın köşesinde ince bir çizgi halinde uzanıyordu. Birkaç saniye nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra yanımdaki sıcaklığı fark ettim.
Gece uyuduğumuz pozisyon hiç değişmemişti. Başım onun göğsüne yaslanmış, kolumu beline sarmıştım. Bir de bacağımı üstüne atmıştım. Üstüm de bir yorgan örtülüydü.
Adamın üstüne yayıldığımı fark ettiğimde doğruldum. Bir eli belindeki kolumun üzerinde, diğer eli ise saçımdaydı. Ben kalkınca, saçımdaki eli düşmüştü.
Kıpırdandığımı fark etmiş olacak ki gözlerini araladı. Hiç bir şey demedi, sadece sessizce baktı bana. O bakışta azar yoktu, sorgu yoktu. Sadece..
Ona arkamı dönüp başımı yumuşak yastığa bastırdım. Gözlerim yanmaya başladı.
Yatakta bir hareketlenme hissettim. Bir kaç saniye sonra saçlarımda bir el hissettim. Hafif karıştırıyormuş gibi okşuyordu.
Sonra sesi geldi.
"Gece iyi uyudun mu."
"Hıhı." Kafamı yastığa gömdüğüm için sesim boğuk çıkmıştı biraz.
Bir an ne yapacağımı bilemedim. Kalksam mı, sessizce uzaklaşsam mı… Ama bedenim hareket etmedi. İçimde garip bir huzur vardı. Yıllardır ilk kez sabahı yalnız karşılamıyordum.
Bir süre sessizlik oldu. Nefes alışlarımız birbirine karışıyordu. Sonra o devam etti.
“Dün gece… hiçbir şey söylemedik. Ama yanına yatmamı kabul ettin. Bu bile çok şey demek, Karan.”
Bu sefer ona doğru döndüm. Sonra onun gibi oturma pozisyonuna geçtim.
Boğazım düğümlendi. Kelimeler ağzımda dönüp dolaştı, ama düzgün çıkmadı:
“Ben… bilmiyorum. Hiç… hiç böyle olmadı. Alışık değilim.”
Sesim çatladı. Gözlerim yanmaya başladı. Çocuk gibi ağlamak istemiyordum ama göz kapaklarımın ardı ıslandı.
Cihangir hiç şaşırmadı. Elini uzatıp saçlarımı geriye itti. Sesi yine sakindi, güven veren bir ağırlıkla.
“Alışmamış olman normal. Yalnız büyüdün. Kendi başına savaşarak geldin bugüne. Ama artık yalnız değilsin. Ben buradayım.”
Başımı aşağı eğdim, gözlerimden yaş süzülüyordu. Çok değildi, ama engelleyemiyordum. Titreyen bir sesle fısıldadım:
“Ben… ben güçlü olmam lazımdı. Kimseye göstermemeliyim. Ama artık… dayanamıyorum bazen.”
Cihangir elini omzuma koydu. Sözleri ağır ağır geldi.
“Güçlü olmak… ağlamamak değildir, Karan. Güçlü olmak, yıllarca yalnız kalıp yine de ayağa kalkabilmektir. Sen bunu yaptın. Sen zaten güçlü bir adamsın. Şimdi izin ver… biraz da ben taşıyayım yükünü.”
Dayanamadım. Göğsüne yaslandım, kollarımı hafifçe sardım ona. Sanki içimde biriken şeyler dökülmeye başlamıştı. Sessiz, kısık bir ağlamaydı bu. Çığlık atmıyordum, bağırmıyordum. Sadece yılların ağırlığı, gözyaşıyla akıyordu.
Cihangir başımı göğsüne bastırdı. Saçlarımı okşadı, başka hiçbir şey söylemedi. Sadece varlığıyla oradaydı.
Uzun süre öyle kaldık. Gözyaşım dindiğinde boğazım hâlâ düğümlüydü. Fısıldadım.
“Ben sana baba diyebilir miyim… bilmiyorum.”
O anda kalbim hızlandı. Cevap beklerken nefesim sıkıştı.
Cihangir gülümsedi içten içe ona defalarca baba demişti Karan ama farkında bile değildi.
Cihangir’in sesi ağır ama sakindi.
“Demek zorunda değilsin. Benim tek isteğim… hayatında olmak. Sen ne dersen de, ben senin babanım.”
Gözlerimi kapattım. Yeniden ağlamak istemedim ama dudaklarım titredi. “Peki…” dedim sadece.
Bir süre daha sessizlik vardı. Sonra Cihangir derin bir nefes aldı.
“Hadi hazırlan. Yüzüne krem sürüp kahvaltıya inelim. Evdekiler hâlâ karışık. Dün öğrendikleri kolay değil… ama biz birlikte oturmalıyız. Onlar da seni görmek isteyecek.”
Başımı salladım. Gözlerimi sildim. Hâlâ yorgundum ama içimde hafif bir boşalma vardı. Sanki ilk defa yükümü tek başıma taşımıyordum.
.
.
.
.
.
Finale yaklaşıyoruz gibi sanki
Sizcee
Kısa bir bölüm oldu ama neysse bir kaç gün bölüm gelmez büyük ihtimalle
Sonra görüşürüz aşklar 🤍
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gerçeklik (BxB)-Düzenleniyor-
Ficción GeneralGerçek Ailem kitabıdır ilk kitabım:) "Yeraltının karanlık ringlerinde dövüşerek hayatta kalmaya çalışan Karan, sadece rakipleriyle değil, geçmişinin gölgeleriyle de savaşıyor. Yıllarca ölü bildiği annesinin gerçeği, saklanan sırlar ve dağılmış bir a...
