52

1.2K 87 15
                                        

Selammm aşklar
.
.
.
.
.

1 hafta sonra:

Bir hafta geçmişti.

Ev, Karan'ın alıştığından daha sıcak, daha düzenli bir döngüde akıyordu.
Gerginlik yerini temkinli bir rahatlığa bırakmıştı.

Karan bu bir hafta boyunca ev halkıyla aynı çatı altındaydı kalabalık bir yaşama tam alışamamıştı hala ama yıllar sonra kendisini iyi hissediyordu bütün dertleri tam olarak bitmemiş olsa da.

Mihrimah ona istemeden ablalık yapıyor, Ayça gün içinde odasına girip "vitamin olsun" diyerek meyve tabakları hazırlayıp getiriyordu, Alp kafa açacak hiçbir fırsatı kaçırmadan Karan’la uğraşıyordu.
Karan çoğu zaman suratıyla karşılık veriyordu ama… kalbinde bir şey sıcaklıyordu.

Aşkın’la da arada mesajlaşmışlardı

“Yaşıyo musun?”
“Nasilsin?”
“iyi geceler”
“Günaydın”
"🤍"

En çok da her konuşmanın sonunda Aşkın'ın ona attığı beyaz kalp hoşuna gidiyordu.

Aralarında ki ilişkiyi ikisi de çözememişti. Karan kendi kafasında bir şeyleri ölçüyor duygularını anlamlandırmaya çalışıyordu. Bu süreçte de Aşkın ona izin vermişti düşünmesi ve duygularını anlaması için.

Sabah, ev her zamanki sessizliğindeydi.

Karan erkenden uyanmış, alt kata inen camlı koridorun orada bir süre oyalanmıştı.
Sonra bahçeye inmişti.
Hava griydi, dökülen yapraklar bahçede hafifçe savruluyordu.
Taş bankın üzerine oturup bir sigara çıkardı; yakmadı, sadece avucunda çevirdi.

Kafasının içi karışıktı.
Bir haftadır durmadan düşündüğü bir şey vardı.

Cihana sorup soramamak arasında sıkıştığı bir şey.

En çok korktuğu da duygularını takip ederse daha yeni kavuştuğu ailesini kaybetmekti. Çoğu insan bu tarz bir olaya sıcak bakmaz sanki kendi hadleriymiş gibi karışırdı. Ki daha tam adapte olamamışken yeni hayatına, sırf duyguları yüzünden yine yanlız kalma korkusu sarmıştı yüreğini.

Ayak sesleri arkadan yaklaşınca omzunu hafifçe kasarak başını çevirdi.

Cihangir geliyordu.
Elinde kahvesi vardı.
Yüzü her zamanki gibi anlaşılmazdı ama adımlarındaki sakinlik, oğlunun yanına oturmaya geldiğini belli ediyordu.

“Boş mu?” diye sordu kısaca.

Karan dudak kenarıyla belli belirsiz bir gülüş attı.
“Sence dolu mu görünüyor?”

Cihangir yanına oturdu, kahvesinden bir yudum aldı.
İkisi uzun bir süre konuşmadı.
Karan sigarasını parmaklarında döndürürken, Cihangir gökyüzüne bakıyordu.

Bu sessizlik… garip şekilde iyi gelmişti Karan’a.
Boğucu değildi.
Sanki iki yabancının değil, iki insanın sessizce yanında durması gibiydi.

Karan sonunda nefes verip konuştu:

“Ben sana… bi şey sorcam.”

Cihangir gözlerini ona çevirdi.
“Dinliyorum.”

Karan bir anda direkt konuya giremedi.
Gözlerini başka yere kaçırdı.
Ayak ucuyla toprağı eşeledi.

“Sen…” dedi, gözleri hâlâ yerde, “gençken de böyle miydin?"

"Nasıl?" Dedi Cihan.

Bir kaç saniye düşündü Karan. Niye düşünmeden konuşmuştu ki. Ne diyecekti şimdi.

Gerçeklik (BxB)-Düzenleniyor-Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin