48

1.5K 113 14
                                        

Selammm bebisler 💞😻

Nabersiniz

Yeni bir bölüm 😎😎

TikTok hesabı acmak istiyorum kitaplarım için ama edit yapcak kadar havalı bir kitabim yok wjsjehwjwj

Neyse iyi okumalar asklar 🌷

.
.
.
.
.

Yemek odasının yüksek tavanında kristal avize parlıyordu. Masanın üstünde buharı tüten tabaklar, gümüş çatal bıçaklar dizilmişti. Ortamda yemek kokusu vardı ama kimsenin iştahı yoktu. Kahvaltıdan sonra kimse doğru düzgün konuşmamış, akşam yemeğinde de aynı sessizlik devam etmişti.

Karan çatalına uzanırken, kapıdan gelen tok bir sesle herkes başını çevirdi. Hizmetçinin telaşlı adımları duyuldu, kapıya gidiyordu. Kapı gıcırdayarak açıldı.

Ve içeri Eftalya girdi.

Bembeyaz bir yüz, dudakları titrek. Saçlarını toplamıştı, üstünde sade bir pardösü vardı. Ama bakışları… yıllardır kayıp olan, ölü sanılan birinin bakışı.

Masadaki herkes taş kesildi.

Alp’ın elindeki çatal yere düştü. Ayça’nın kaşığı tabağa çarptı, çıkan ses odada yankılandı.

Yıllardır görmedikleri kadını görmeyi beklemiyordu kimse. En azından bu kadar çabuk.

Mihrimah’ın dudakları aralandı, nefesi kesildi. Gözleri annesinin gözlerinde ama bakamıyordu.

Cihan sandalyede dik oturuyordu, yüzü taş gibi donuktu.

Ama en sert görüntü Karan’dı. Kadın içeri girdiği anda çatalını tabakta bıraktı, sonra hiç kıpırdamadı. Bakışları karşısında ki yıllar önce onu terk edip gitmiş kadındaydı.

Çatal bıçak sesleri çoktan durmuştu. Masadaki herkesin nefesi tutulmuştu. Tek bir göz kırpışı bile yoktu.

Eftalya gözlerini ondan ayırmadan fısıldadı:
“Oğlum…”

Ses o kadar kısık ama o kadar ağırdı ki, masadaki herkesin kalbine işledi.

Alp öfkeyle masaya vurdu. “Ne yüzle geldin buraya?”

Ayça’nın gözünden yaş düştü.  Sonra elleri titreyerek ağzını kapattı.

Kerem başını öne eğdi.

Mihrimah hışımla ayağa kalktı. Gözleri buğulu ama sesi buz gibiydi.
“Onca yıl nerelerdeydin? Ben taşıdım senin yokluğunu! Senin kirini ben temizledim! Şimdi çıkıp ne diyorsun?”

Eftalya ellerini titrek bir şekilde kaldırdı. “Biliyorum, Mihrimah… sana en büyük yükü ben bıraktım. Bunun bedelini ödeyemem. Ama bil ki, her gün sizi düşündüm. Özellikle seni, Karan…”

Bakışları tekrar oğluna döndü. Karan bir şey demiyordu sadece bakıyordu.

Masadaki sessizlik boğucu bir hal aldı. Çatal bıçaklar kıpırdamıyordu. Tek duyulan, Eftalya’nın kısık nefesiydi.

Alp masadan kalkıp sandalyesini itti, öfkeyle koridora yürüdü. Ayça’nın gözyaşları tabağa damladı. Kerem onun kolundan tutup odadan çıkarttı. Mihrimah’ın dudakları kıpırdadı ama tek kelime etmeden ayağa kalktı, odasına çıktı.

Yasemin hanım iki çocuğunun da elini tutup gergin ortamdan çıkardı.

Karan'dan:

Ev ağır bir sessizliğe gömülmüştü. Çocukların odalarına kapanışını, Ayça’nın hıçkırıklarını, Alp’in sinirle yürüyüşünü, Mihrimah’ın kapısını çarpışını tek tek duydum.

Gerçeklik (BxB)-Düzenleniyor-Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin