3.2

50 16 32
                                        

11.09.2022
Teoman'dan

Dersin sonuna geldiğimde, selamlaşma esnasında dojonun kapısının açılıp kapandığını göz ucuyla görmüştüm. Sonrasında kızıl saçların ışıltısı bir anlığına gözlerimi alıp geçti ve dayımın masasının yanındaki koltukta gözden kayboldu.

Tekrar eğilip selam verdikten sonra, "Önce siyahlar," diyerek hiyerarşiye göre çocukları soyunma odasına yönlendirmeye başladım.

"Kahverengi..."

Bazı yaramazlar erkenden kalktıklarında onlara dört numaraları öldürücü öğretmen bakışlarımı atarak, yarım ağız gülümsedim ve çocuklar usulca kalktıkları gibi oturdular. "Kırmızı!" derken, sesim bir ton daha sert çıkmıştı.

Dersin sonlarına doğru çocuklukları tutup da laubali ve şakacı davranmaya başladıkları için ders sonu düzenine biraz uyum sağlamakta güçlük yaşıyorlardı ancak onlar çocuktu ve ben de öğretmenleri olarak onları böyle eğitebilirdim.

"Kalanlar sakince kalkıp odaya geçsinler lütfen," dediğimde, kırmızı sonrası hızla ayaklanarak hiç sakince dememişim gibi, koştur koştur soyunma odalarına dağılmaya başladılar. İç çekerek başımı iki yana salladım ve bekleme kısmına ilerlermeye başladım.

Velilerden bazıları, gülümseyerek selam verirken selamlarını usulca aldım ve tatamiden çıkmadan önce geriye dönüp, kamizaya selam vererek tatamiden ayrıldım. 

"Hocam çocuklar bugün de enerjilerini iyi attılar," diyen Esma Hanım'a gülümseyerek, "Eh, onun için buraya getiriyorsunuz..." karşılığını verdim.

Esma Hanım başını yavaşça iki yana sallarken, "Hayır hocam, enerjiyi başka sporlarda da attırırdım burada disiplin altında olmayı öğreniyor bizim oğlan. Bunu ve sizi daha çok takdir ediyorum..." dedi.

"Teşekkür ederim Esma Hanım," derken gülümseyerek hafifçe eğildim. Ardından yanından geçip, dayımın masasına ulaştığımda, yanlış görmediğimi Asaf'ın gerçekten de burada olduğunu fark ederek daha da gülümsedim.

Bana bakarken göz kırptı ve masadaki çikolataları göstererek başını hafifçe iki yana salladı. Sanırım ne iş ya da hayırdır gibi bir şey demeye çalışıyordu.

Buraya yakın oturan ve üstünü değiştirmeden giden çocuklardan birisi koştur koştur tatamiden çıkıp masanın karşısına geçtiğinde, ona dönerek, "Atacan..." dedim.

"Hocam..."

"Bugün çikolatayı hak ettin mi sence?" diye sorduğumda, dudaklarını birbirine bastırdı ve hafifçe yutkunduktan sonra başını kaldırıp, "11 tane ukemi attım!" dedi. O kadar gururlu söylemişti ki, hakkettiğine inandım.

Elimi başına koyup, saçlarını karıştırarak, "Al bakalım," dedim. "Kız kardeşine de al. Annen seni aşağıda bekliyormuş, merdivenleri dikkatli in olur mu?"

"Teşekkür ederim hocam, iyi günler!"

İki tane çikolatayı kaptığı gibi merdivenlere yöneldiğinde, belimin arkasına sıkıştırdığım telefonu çıkartarak Atacan'ın annesinin sohbetine girdim ve sesli mesaja tıkladım. 

"Canan Hanım, Atacan merdivenlerden iniyor, bilginize..."

Çocuklar teker teker gelirken, kimileri koltukta oturan velilerinin kimileri yeni gelip kapıda bekleyen velilerinin ellerinden tutup ayrılıyordu ve bu neredeyse yirmi dakikalık bir süreçti. 

Bütün çikolatalar bitmişti ve Asaf hâlâ aynı yerinde oturmuş beni izliyordu.

Dayım ellerini masaya koyarak ayağa kalktığında, "Asafcığım, hafta sonunu değerlendirecek daha keyifli bir işin yoktu galiba burada boş boş oturuyorsun..." dedi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 01 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Juunintoiro | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin