Evden çıktığım da Ashton önlüğümün cebinde olan mor çiçeklere baktı. Dudaklarını yaladı ve iç çekti. Bana yine laf söyleyecekti. Biyoloji üzerinden mi yoksa, Bing Bang Teorisinde ağaç yerine insan vasfına girişimden mi bahsedecekti?
"Kırık kalbine yakın olan çiçeklerin, soluşu."
Gözlerimi ondan çekerek önlüğüme baktım. Aralarında solmuş çiçekler vardı. Omuz silktim. "Alıntı mı yaptın?"
Gülümsedi. "Bir gün."
Kaşlarımı çatarak ne dediğini anlamaya çalıştım. Arkasında ki esmer çocuk bana yaklaştı. "Ben Calum."
Ashton'a hızla döndüm ve şaşırdığımı anlamaması için kapının merdiveninden indim. Elimi uzatarak resmi bir şekilde tanıştık. "Ben Flora."
Gülmeye başladı. "Bu yüzden mi," elleri ile göğüsümde olan çiçekleri gösterdi. "...tüm bu çiçekler?"
Ashton'da güldü. Neredeyse aynı soruyu o da bana sormuştu. "Zevk meselesi."
Diyerek kestirip atmaya çalıştım. Calum, Ashton'a bakarken gülümsemesini gizlemedi. Ashton ise bana baktı ve saçını arkaya savurdu. "Gidelim mi?"
Gözlerimi ona diktim. "Pekala."
Dedim ve evimin önünde olan siyah arabaya doğru yürümeye başladık. Calum cebinden anahtarı çıkartırken Ashton onun arkasından gidiyordu. Siyah postallarıma bakarken, yine onların yanında çok 'temiz' giyinmiştim. Arabaya bindiğimizde, düşündüğüm kadarıyla Ashton'ın kolunun sakat oluşunun dolayı direksiyona oturmadığını düşündüm. Arka koltuğa yerleşirken, Ashton Calum'a yol tarif etti. Calum kafasını sallayarak direksiyonu çevirdi.
Arabanın içinde gözlerimi gezdirirken ellerimi bacaklarımın altına sıkıştırdım. Dakikalar boyunca bilmediğim sokaklarda ilerlerken, birden arabanın önüne birinin atlaması ile Calum'un yaptığı frenle öne doğru gittim. Arabanın altında kalmak üzere olan kız arabanın önüne eliyle vurmaya başladı. "Işıklarını açsana gerizekalı!"
Calum sinirle camdan kafasını çıkardı. "Manyak mısın? Sen kendini yola attın!"
Calum sonunda ışıklarını yola doğru açtığında, Cassandra'yı gördüm.
"Cassandra?"
Ashton küfür ederek ağzında ki lolipopu yere attı ve arabadan çıktı. Cassandra hızını alamayarak arabaya vurmaya başladı. "Hem suçlu hem güç-"
Calum dayanamayarak arabadan indi. "Manyağa bak!"
Kapıyı ardından kapatırken bağırdı. "Bu araba ne kadar biliyor musun?"
Ashton Cassandra'yı tutarak daha fazla sinirlenmesini engellemeye çalıştı. Ashton'ın kolu buruk olduğu için aşağa bende indim. Koşarak Cassandra'nın görüş alanına geçtim. Cassandra beni gördüğünde kaşlarını çattı ve daha sonra sağ kolunu tutan Ashton'a baktı. "Ehliyet almayı bile başaramayan aptalın arkadaşı mısınız?"
Calum kaşlarını kaldırdı. Cassandra'ya yumruk atacak gibi duruyordu. "Cassandra!"
Diye susması için uyardım. Ashton araya girdi. "Cassandra haklı, ışıkları açmadın adamım."
Calum derin bir nefes aldı. "Her neyse."
Arabay doğru yürürken Cassandra bilgisayarı diğer koluna aldı. "Bunun anlamı 'evet haklısın, seni öldürmek üzere oldum için özür diliyorum.' İse kabul ediyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
P.S: Flora
Fanfiction"Saçlarına neden çiçek takıyorsun?" Ona doğru döndüm. "Mezarıma koyacakları çoğu çiçekleri daha yakından görmek için."
