19*

7.1K 581 116
                                        

Burnumdan akan kanları sildikten sonra aynada kendime baktım. Güçsüz bir vücut. Aynaya bakarken kendimden iğrendim. Ben asla iyi biri olmamıştım. Onun bana hayal kırıklığı ile bakmasına izin verdim. Yanaklarımın üzerindeki su damlalarını sildim. Beyaz tenim hızlıca kırmızıya döndü. Tuvalete birden insanlar girmeye başladı. Kafamı eğdim ve saçlarımdaki çiçekleri düzeltiyor gibi yaparak, çantamı yerden aldım. Kimse ile göz temasına girmeden tuvaletten çıktım.

Kırmızı kapıyı ittirdim ve Cassandra ile göz göze geldim. Gözünün altında morluklar vardı. Kaşlarımı çattım, dağınık saçlarını karıştırdı.

"Calum tam bir baş ağrısı."

"Emniyette ne yaptınız?"

"Sabahın altısında serbest bırakıldık."

Kafamı salladım. "Etkileyici."

Bana sanki bir sır verecekmiş gibi yanıma yaklaştı. "Calum'un ailesi ile tanıştım."

"Siktir."

"Evet, hatta beni eve davet ettiler."

"Çarpı iki siktir."

"Ailem öğrenmesin diye benim çıkış paramı da ödediler."

"Çarpı üç siktir."

Kafasını salladı. "Bugün gerçekten içmeye ihtiyacım var."

Derin bir nefes aldım. "Benim de."

Cassandra ile birbirmize baktık. "Bu akşam bana gel."

Cassandra kafasını sallayarak beni onayladı. Saçlarımı önüme doğru atarakem, Cassandra sol koridora döndü ve yollarımızı ayırdık. Gözlerimi kaldırdım ve hiçbir çocuğun dövülmediğini gördüm. Evet bu iyiydi ama Ashton yoktu. Dolabının önü boştu, insanların gözünde o geldiği için oluşan bir korku yoktu. Kafamı eğdim. Benim yüzümden gelmemişti. Çünkü beni görmeye katlanamıyordu.

"Flora,"

Kolumun tutulması ile soluma doğru döndüm. Hızlıca bedenimi Luke'tan ayırdım. Ona baktım. "Efendim?"

"Okul çıkışında konuşabilir miyiz?"

"Lütfen vazgeç Luke."

"Flora, çıkışta bekliyor olacağım."

Kafasını eğdi ve ellerini ceplerine sıkıştırdı. Arkasından baktım. Ellerimi saçlarıma geçirdim. Dudaklarımı büzerek etrafa baktım. Keşke Ashton olsaydı ve Luke'un yanına gitmek zorunda kalmasaydım. Telefonumu cebimden çıkardım.

Aramam gereken ilk kişiyi aradım. Çaldı. Çaldı. Ve sonunda açıldı.

"Sabah daha amına koyuyım."

"Merhaba Calum, ben Flora."

"Merhaba normal zaman anlayışı olmayan kaktüs."

Gülümsedim. Ashton gibiydi. "Calum, Ashton'ın nerde olduğunu biliyor musun?"

Biraz garip sesler çıkarttı. Muhtemelen ben konuşurken yeniden uyumuştu. Uyarıcı bir ton kullandım. "Calum?"

P.S: FloraHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin