Bölüm şarkısı "Off to the Races"- Lana Del Rey. Sonlara doğru dinleyebilirsiniz.
apartmanın önünde dikilirken bir yandan da hangi zil olduğunu bilmediğimden Derin'e geldiğimi mesaj atıyordum. Kapı açılınca dar ve dik merdivenlerden yukarı çıkmaya başladım. Asansör yoktu. Daha merdivenlerdeyken müziğin sesini duyabiliyordum.
Kapı aralık bırakılmıştı ve içeriden müzik sesi geliyordu. Yavaşca içeri girdim.
" Oo kimler gelmiş." Nihah kolumdan çekip yanağıma bir öpücük bıraktı.
"Selam." Ev henüz çok kalabalık değildi.
"Bana mutfakta yardımcı olabilir misin?." dedi.
Başımı sallayarak işaret ettiği yönde yürümeye başladım.
Çocuğun teki pencere kenarında sigara içiyordu, kucağında da bir kız vardı. Göz göze gelmemeye çalışarak dolaplarda kapları aramaya başladım. Nihayet kapları bulduğumda burada ne işim olduğunu düşünüyordum. Yani, kim daha dün tanıştığı birinin partisine gelirdi ki? Neyse ki Nihal sanki bayadır tanışıyormuşuz gibi samimi davranıyordu.
Kaplara doldurduğum cipsleri elime alarak çıkışa doğru ilerliyodum ki az önce sigara içen çocuk hızla bana çarptı. Kaplar yere dökülürken " Napıyorsun be!" diye bağırmıştım.
" Dikkat etsene!" Lafı tam yapıştıracakken yüzüne bakmamla durdum. Bişliler daha dedi sanırım ama dinlemedim. İnanamıyordum. Gerçekten o muydu?
Ben hala şaşkın şaşkın bakarken beni hafifçe itekleyip geçti. Az önce kucağında oturan kız da eğlenmişe benziyordu. Nihal "Öküz işte." diye mırıldanırken kıza, işine baksana bakışımı yollayıp tezgahtaki diğer kapları aldım.
O olabilir miydi? Görmeyeli çok olmuştu. Bir daha hiç görüşmeyeceğimizi düşünüyordum. Eğer buradaysa ne olmuştu ki? Benim için artık önemli olmaması gerekiyordu.
Dalgın dalgın içeri girdiğimde içerisi iyice kalabalıklaşmıştı. Üçlü koltukta Deniz ve Nihal'in yanına sıkıştım. Sesten ne hakkında konuştuklarını duyamıyordum. Nihal'i dürtükleyip tuvaletin yerini sordum. Üst katta dedi. Bir dakika, burası dublex miydi?
Tuvaletteki işim bittikten sonra merdivenlerin sonunda bir çiftin yiyiştiğini gördüm. Hiç onların arasından geçmek gibi bir niyetim olmadığı için geri dönüp lacivert bir kanepeye yerleştim.
Hadi ama neler oluyordu? Bu bir parti değil miydi? Peki o zaman ben neden burada tek başıma oturuyordum?
Sonunda kendime itiraf edebildiğimde sebebin ondan kaçtığım olduğuna karar verdim. Üstelik o muhtemelen beni tanımamışken. Tanısa bile umrunda olmayacakken.
Önümde siyah ayakkabılar belirdiğinde kafamı telefondan kaldırıp baktım. Tanrım çok şekerdi. Benimkilere benzer parlak yeşil gözler, biraz uzun kahverengi saçlar..
Elindeki biralardan birini bana uzattı. İçeceğimden değildi de yine de bardağı aldım. Sadece sevmiyordum.
Geçip yanıma oturduğunda " Teşekkürler" diye mırıldandım. Hafifçe başını salladı.
"Sanırım sen de parti insanı değilsin?"
" Çok mu belli oluyor?"
"Bu kalabalığın arasında yanlız otururken mi? Yoo hiç belli değil." İkimizde güldük.
" Ben Berk."
"Eda."
Saçlarını karıştırdı. " Kimlerle geldin?"
"Derin'i tanıyor musun? Baya eski arkadaşımdır. Dün beni Kaanlarla tanıştırdı ve işte burdayım. Ya sen?"
"Kaan'la çok yakın değiliz ortak arkadaşlarımız var. "
Falan filan falan filan.
Çok komik biri değildi ama onunla konuşmayı sevmiştim. Onun rahatlığı bana geçmişti.
Sevdiğimiz gruplardan, filmlerden konuştuk. Orada ne kadardır oturuyorduk bilmiyordum ama bir süre sonra birbirimize ne kadar yaklaştığımızı fark etmiştim. Ben koltuğun köşesine sırtımı yaslamıştım, o ise bir bacağı koltukta olacak şekilde bana doğru dönmüştü.
Bir süre ikimizde konuşmadık. Gergin bir sessizlik değildi bu. Etrafa bakındım ve yere koyduğum bardaktan biraz bira içtim.
Aklıma bişi gelmişti, ona bunu söyleyecekken bana daha da yaklaştı ve birden beni öptü. Karşılık vermedim önce. Noluyordu ya? Bana hiç de öyle biri gibi gelmemişti. Yani sadece benle yiyişmek için bana yaklaştığını düşünmemiştim. Belki de hiç düşünmemeliydim. Sonuçta bu partilerin amacı neydi? Eğlenmek değil miydi? Öyleyse ben de eğlenecektim.
Bundan sonra fazla düşünmeyecektim.
Elimi boynuna kaydırdım ve ben de onu öpmeye başladım. Sıcak dudaklarından bira tadı alıyordum. Öpücük fazla derinleşmeden geri çekildim.
Hiç ben gibi davranmıyordum. Yüzümü bir anda ateş basmıştı. Saçlarımı kenara alırken izlendiğimi fark ettim. Yemyeşil bir tshirt giymişti. Her zamanki gibi rahat görünüyordu, ama yüzünde çözemediğim bir ifade vardı. Selam vermek için tek elini kaldırdı. Sonra da hızlı hızlı dönüp gitti.
Cenk.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevmeye Değer
Teen FictionUzun uzun baktı ona kız. Çocuk çok mutluydu. Karşısındakiyle konuşurken gözlerinin içi gülüyordu. Ağzı yamuk bir gülümseme şeklini almıştı. Çok yakışıklıydı. Koşup ona sarılma isteğini zar zor bastırdı. Kendine hakim olmak için gözlerini bir anda on...
