İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

10. Bölüm

1.2K 32 2
                                        

" Ee nereye gidiyoruz?"

"Efe'nin abisi. Buralarda bir yerde bar gibi bir yeri var."

" Yani?"

"Yani Efe de çoğu akşam orada oluyor. Bu senin şansın."

"Efe'nin ilgisini biraz bile çekebileceğimi düşünmüyorum desem?"

"Yanlış düşünüyorsun derim." Kafamı pencereden tarafa çevirip gülümsememi bastırmaya çalıştım. Neyseki yola odaklanmıştı.

"Daha öğleden sonra. Bu saatte ne işimiz var orda."

"Oraya gitmiyoruz zaten." Bu çocuk kafamı çok karıştırıyordu.

Araba durduğunda bir sitenin içindeydik. İki ya da üç katlı evlerden oluşan bir site.

Yavaşca arabadan indim. O ise çoktan kapıyı açıyordu. Onun evine gelmiştik. Neden onun evine gelmiştik?

Dışarıda hava baya sıcak olmasına rağmen evin içi serindi. Hemen sağ taraf salona açılıyordu ve kahverengi tonları hakimdi. Duvardaki tabloları incelemeye başladım. Gerçekten harikalardı. Tablolara özellikle dikkat ederdim çünkü ben de resim yapıyordum.

"Kendini evinde hisset. İçecek bir şeyler istersen Nur Teyze mutfakta olabilir. Birazdan dönerim." Merdivenleri çıkmaya başladı.

Ah tamam. Kim iki dakika olmadan evine ilk kez gelen birini yanlız bırakırdı ki. Görünüşe göre Cenk.

Aynı katta olduğu için mutfağı bulmam kısa sürdü. İçeri girince bana arkası dönük, hafif toplu bir kadın gördüm "Nur Teyze" olmalıydı. Daha bişey demeden arkasına dönünce beni görüp korktu. Daha çok şaşkınlıktan.

"Sizi korkutmak istemedim. Özür dilerim."

Yüzünü sevecen bir gülümseme kapladı. " Ne özürü canım, şaşırdım sadece." Ben de ona gülümsedim.

" Eda ben. Cenk'in arkadaşıyım. "

"Ah şu çocuk. Gelip doğru düzgün tanıştırmaz ki. Seni yanlız mı bıraktı?" Sesinde onaylamayan bir ton vardı.

" Biraz öyle oldu. Önemli değil. Sakıncası yoksa bir bardak su alabilir miyim?"

"Tabiki kızım."

Suyumla birlikte geri salona döndüm. Cenk oturmuş telefonuna bakıyordu. Üstünü değiştirmişti. Kaşları çatılmış ve okuduğu şeye odaklanmıştı. Bu sabah aklıma gelince hafifçe kızardım ve yüzümü göremeden yanına geçtim. Beni görünce ifadesini bozdu.

"Tanıştınız mı? "

"Evet, çok talı bir kadın."

"Öyledir. Ama kötü tarafı da pistir." Aklına bir şey gelmiş gibi gülümsedi.

"Artık gidelim istersen."

"Neden geldik ki?" Eliyle üstünü işaret etti. Gözlerimi devirdim.

"Şimdide senin evine gidiyoruz. Ordan da Nihallere geçip onu alacağız."

Cenk salonda otururken odama girip giyinmeye başladım. Şansıma evde kimse yoktu. Onu annemle tanıştırmak istemezdim. Evet, ona söylenmiştim ve şimdi ben onu yanlız bırakmıştım.

Gece için, dolabımdan açık pembe tonlarında çiçekli bir büstiyer ve siyah bir etek giydim.

Zaten dalgalı olan saçlarımı tarayıp jöleledim. Makyaj yapıp aksesuarlarımı da takınca hazırdım. Ah bir de parfüm.

Kapımın tıklatılmasıyla irkildim. Daha bir şey diyemeden içeri girmişti.

"Kapıyı çalmak gelebilir miyim demektir, geliyorum değil." diye tersledim onu. Kucağında Kırıntı'yla duruyordu. Söylediklerimi hiç duymamış gibiydi.

"Adı ne bu minnoşun?" "Kırıntı." "Çok güzelmiş." Kırıntı'ya, gözlerinde ilk kez gördüğüm saf sevgiyle bakıyordu.

"Dünya'daki en sevdiğim canlı." onlara doğru yaklaştım. Tahmin ettiğim gibi bana anlamayan bakışlarla baktı. Muhtemelen aileme ne olduğunu merak ediyordu. Omuz silktim.

"Aşırı sevgi diyelim." Kırıntı artık sıkılmış olmalı ki kendini Cenk'in kucağından canı pahasına yere attı.

"Çıkalım hadi."

Nihallere doğru yola çıktık.

" Durumu Nihal'e anlatmak istiyor musun?" Dudağımı ısırdım.

" Hayır."

"Peki sen bilirsin. O gelirse sizi yanlız bırakacağım. Benim olduğumu görürse yanınıza gelmez."

" Sen olmasan da geleceğinden şüpheliyim."

"Bakalım."

Arabayı sokağın biraz aşağısına park edip bara doğru yürüdük. Nihal her zamanki gibi çok neşeli ve konuşkandı. Aynı zamanda çok güzeldi. Saçları topuz olduğu için gözleri ortaya çıkmıştı.

İçeri girerken Cenk'e gergin bir bakış attım. Güven verircesine çok hafif gülümsedi. Henüz biraz erken olduğu için yer bulmakta sorun yaşamadık. Cenk içecek bişeyler almaya gitti.

" İyiki geldik. Arada baş başa gelmek iyi oluyor, birbirimizi daha iyi tanırız. "

"Bencede. " Müzik çok yüksek olduğu için zor duyuluyordu.

"Cenk'le iyi anlaşmanıza sevindim. Uzun zamandır bizim grup dışından biriyle zaman geçirmemişti. Yanlış anlama sen de bizdensin ama.. daha önceleri işte."

Neden ben?

Geri döndüğünde mekan yavaş yavaş doluyordu. Nihal telefonunu çıkarıp

"Resminizi çekmeliyim!" dedi. Ah.

Cenk gayet rahatça kolunu sırtıma çıkardı ve hafifçe beni yanına doğru çekti. Böyle şeyler yapmamalıydı çünkü kolunun durduğu yeri sevmiştim. Nihal resmimizi çekti ve işte. Bu kadardı.

Gözlerimi kapıya çevirdim. Geleceğinden emin değildim ama işte, benden çok uzak olmayan kapıdan içeri giriyordu.

Sevmeye DeğerBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin