2 gün sonra..
Perdeleri kapatmayı unutmuştum. Pencereden sızan güneş beni uyandırdı. Saat kaçtı bilmiyordum ama yine de kalkmalıydım. Bugün Melisa'yla fotoğraf kursum vardı. Hazırlanmaya başlasam iyi olurdu.
Bu iki gün içerisinde fazla bir şey olmamıştı. Cenk taşınmayı neredeyse bitirmişti ve ben de fotoğraf sunumu tamamlamıştım. Onun dışında Efe'yle geçmişti. Yine ufak tefek şeyler olsa da aramız iyiydi. En azından onun arkadaşlarıyla takılmıyorduk. Bugün de beni kurstan alacaktı ve beraber havuza gidecektik.
Banyodan çıktıktan sonra saçlarımın birazını minik minik örerek at kuyruğu yaptım. Açık mor şortumu ve beyaz tişörtümü de giyip yiyecek bir şeyler hazırlamak için mutfağa gittim. Evet ev hala benimdi. Annem yarın dönüyordu. Nisa Teyzenin durumu iyiye gidiyormuş, o da yarına bilet almış. Eski sıkı günlerimize geri dönüyorduk yani.
Bir şeyler atıştırdıktan sonra havuz için çantamı topladım. Makinemi ve sunum USB'mi de alınca hazırdım. Bizi Melisa'nın annesi Meltem Abla bırakacaktı. Genelde böyle olurdu.
Eşyalarımla beraber aşağıya inip Melisa'ları beklemeye başladım. Söylediğimiz saatten biraz daha erken gelmiştim. Geldiklerinde Meltem Abla bana sarıldı.
''Nasılsın Eda'cım?''
''İyiyim Meltem Abla sen?''
''Ben de iyiyim canım. Yaz nasıl geçiyor?'' Melisa gözlerini devirdi. ''Güzel.'' diye mırıldandım.
''Hadi geçin arabaya da geç kalmayalım.'' Meltem Abla geç kalmaktan hiç hoşlanmazdı. Hatta çoğu zaman erkenden orada olurduk. Melisa'yla arka koltuğa geçtik. Pek konuşma havasında olmadığını sezmiştim, bu yüzden ben de kulaklıklarımı takıp müzik açtım.
İnmeden önce Meltem Abla'ya dönüşte onlarla gelmeyeceğimi söyledim. Neyse ki sorguya çekmedi.
Klimayla soğutulmuş odaya girip yerleştik. Ege Abi- öğretmenimiz- ortalarda görünmüyordu. Birazcık erkenciydik. Çok geçmeden Evren kapıdan girdi. Hani bahsettiğim hırslı öğrencimiz. Kalkık koyu kahve saçları ve bugüne özel parlak mavi gözleri vardı. Bakışlarından bile zeki biri olduğunu anlayabilirdiniz. Kendisinin farkındaydı. Genelde hep ön planda olmak isterdi. Ben pek ses çıkarmazdım ama Melisa onun bu tavırlarına sinir olurdu.
"Günaydın kızlar."
"Günaydın." Melisa ise başını salladı.
"Haberleri duydunuz mu?"
"Sergi işi dimi? Melisa bahsetti."
"O zaman tebrik etseniz iyi olur."
"Nasıl yani?" Evren geldiğinden beri Melisa ilk kez konuştu. "Kimin fotoğraflarının seçileceği bugün belli olmuyor mu?"
"Aynen öyle ama hepimiz kimin seçileceğini biliyoruz." cevabı Melisa'ya vermişti ama bana bakarak konuşup göz kırpmıştı. Bakışlarımı Melisa'ya çevirdim. Sinirle çenesini sıkmıştı. İçeri on beş yaşındaki Nilsu girince Evren'in bakışları o yöne kaydı. Ben de Melisa'ya "Boşver." anlamında bir hareket yaptım.
İçerisiyle bağlantılı kapıdan Ege Abi göründü. Her zamanki gibi çok.. sağlıklı görünüyordu. Yani adamı görünce aklınıza gelen ilk kelime buydu. Çok dinçti.
"En sevdiğim öğrencilerim nasıllar?" Nilsu'dan makas aldı.
"Özledin mi bizi Ege Abi?" Tahmin edileceği üzere Evren'le pek bir yakındılar.
"Özlemez olur muyum?! Bartu yok mu?"
"Gelmedi."
"Haber verse iyi olurdu...Her neyse. Ödevlerimizi hazırladık mı?" Bizden olumlu tepkiler aldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevmeye Değer
Teen FictionUzun uzun baktı ona kız. Çocuk çok mutluydu. Karşısındakiyle konuşurken gözlerinin içi gülüyordu. Ağzı yamuk bir gülümseme şeklini almıştı. Çok yakışıklıydı. Koşup ona sarılma isteğini zar zor bastırdı. Kendine hakim olmak için gözlerini bir anda on...
