İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

13. Bölüm

1.1K 29 2
                                        

(Belki fark etmişsinizdir, bu tekrar 13. bölüm çünkü diğerini sildim. Hiç içime sinmemişti sizlerden özür dilerim. Telafi olarak bu bölümü uzun yazmaya çalıştım.)

Efe

Kendiyle yarışırken aklındaki tek şey daha hızlı olmaktı. Koşmak, onun için bir rahatlama, stres atma yöntemiydi. Düşüncelerini bastırmak için müziğin sesini daha da açtı. Birkaç metre daha gittikten sonra müzik kesildi ve telefonu çalmaya başladı. "Tam zamanında" diye sinirle iç geçirip yavaşladı. Bilmediği bir numara arıyordu.

"Alo?" Nefes nefese olan sesi istemeden biraz sert çıkmıştı.

"Şey.. Selam. Ben Eda." Nihayet diye düşündü genç adam. Arayacağından neredeyse emindi ama beklemeyi sevmiyordu.

"Eda? Hiç aramayacaksın sandım." Artık tamamen durmuştu ve hafifçe gülümsüyordu.

"Yani aslında aramayacaktım ama sonra canım sıkıldı." Görüşmedikleri süre içerisinde kızın değiştiğini fark etmişti. Artık daha rahat ve şakacıydı. Küçük bir kahkaha attı.

"Demek öyle. Bu akşam görüşmeye ne dersin?"

"Olur. Bu akşam boşum."

"Harika. Yanlız bizim çocuklara söz vermiştim. Önce biraz onlarla takılsak sorun olur mu?" Hatta bir duraklama olmuştu, sonra kızın sesi duyuldu.

"Olmaz tabi ki. Nerede buluşalım?"

"Bugün farklı bir bar deneyecektik. Adını öğrenip sana yazarım, olur mu?"

"Tamam. Orada görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz."

Eda

Telefonu kapatınca ister istemez heyecanlandım. Hazırlanmaya başlamam gerekiyordu, zaten az zaman kalmıştı.

Efe'yi aramadan önce Cenk mesaj atmıştı. Dün hiç konuşmamıştık, sanırım yazmak için sinirimin geçmesini beklemişti, bilmiyordum. Onu yanlış anladığımı ve tekrar üzülmemi istemediğini söylemişti. Herkes neden bunu tekrarlayıp duruyordu? Sonuçta ben Efe'yi onlardan daha iyi tanıyordum. Ayrıca artık o küçük saf kız değildim. Her şeye hazırlıklıydım. Tamam hala ondan etkileniyordum ama artık daha bilinçliydim. Kalbimi kırmasına izin vermeyecektim.

Takside, konuştuğumuz bara doğru giderken endişeyle kolumda saati bilmem kaçıncı kez kontrol ettim. Sekiz gibi buluşmak üzere sözlemiştik ve ben şimdiden biraz geç kalmıştım. Koyu mor elbisemi düzelttim.

Bara girdiğimde gözlerimin loş ışığa alışmasını bekledim. Kısmen kalabalıktı ve çoğunluğu gençler oluşturuyordu. Efe'yi arkadaşlarının yanında konuşurken gördüm. Melih'te oradaydı. Yavaşça yanlarına doğru gittim ve Efe'nin beni fark etmesini umdum. Siyah, aşırı kıvırcık saçlı bir kız ona çok yakın duruyordu ve o konuşurken pür dikkat onu dinliyordu. Efe gözlerini arkadaşından çevirirken beni gördü ve yüzü aydınlandı. Yaslandığı yerden biraz ayrılıp kolumdan tuttu ve beni hafifçe kendine doğru çekip tek yanağımdan öptü.

"Gelebildin."

"Geleceğimi söylemiştim." gülümsedim.

Gözlerimi ondan ayırınca birkaç kişinin bana baktığını fark ettim. İlgi odağı olmak hiçbir zaman fazla hoşuma gitmemiştir.

"Eda'la tanışın. Çok eski arkadaşımdır." Eli sıkı sıkı belimden tutuyor olmasaydı "arkadaşım" diye tanıştırmasına bozulabilirdim.

"Merhaba." Eimi kıvırcığa uzattım. İlgisizce sıktı. "Arzu."

Melih kendini tanıtınca " Biliyorum." dedim. Önce anlamadı ama sonra hatırlamış olacak ki Nihal'i sordu.

"Nihal, Nihaldi di mi?, gelmedi mi?"

"Hayır, keşke çağırsaydın." ona söylemek aklıma gelmemişti. Melih'in yüzü hafif düşer gibi oldu. Belli ki onun da aklına gelmemişti. Diğerleriyle de tanıştım, bir kız ve iki erkek daha, ama beni pek umursamamışlardı. Buğra denen çocuk neredeyse yüzüme bile bakmamıştı. Çok üstünde durmadım. Sonuçta bu gece Efe'yi görmeye gelmiştim.

"Sana ne ısmarliyim?" Sarhoş olup kendimi küçük duruma düşürmemek için kola istedim ve bunun üzerine kıvırcık bana küçümseyen bir bakış attı. Bunun derdi neydi ki? Kıza dokunacak hiçbir şey yapmamıştım.

Konuşmalara pek katılmadım. Birincisi, hem çok bildiğim konular değildi ikincisi de bu insanları tanımıyordum ve konuşmak istemedim.

Buğra denen çocuk yeni arabasının özelliklerinden bahsederken Efe sıkıldığımı anlamış olacak ki kulağıma doğru eğilip "İstersen gidelim?" dedi. Minnetle kafamı salladım. Büyük elleri ellerimi kavradı ve birkaç saniye sonra dışarıdaydık.

Yaz olmasına rağmen geceler bir türlü ısınamamıştı, o yüzden ince ceketimi üzerime geçirdim. Bırakmak zorunda kaldığım eli tekrar benimkini bulduğunda ona dönüp gülümsedim. Karşı karşıya duruyorduk.

"Nereye gitmek istersin?" benden uzun olduğu için kafamı hafifçe kaldırmam gerekiyordu.

"Fark etmez." onunla olmak bana yetiyordu. Aklına birşey gelmiş gibi muzipçe gözleri parladı. Gülümsemesi bulaşıcıydı. " Ne oldu?"

"Nereye gideceğimizi buldum sanırım." dedi ve aceleyle beni arabaya doğru götürdü.

Sevmeye DeğerBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin