Cenk yeni dolabının kapağını açtı ''Buralarda olacaktı.'' O pijama altını ararken ben de etrafı inceledim. Diğer odada geniş bir kitaplık ve önünde de yine bir sürü kitaplar vardı.
''Kitapları yerleştirmemi ister misin?''
''Boşver bi ara yaparım.''
''Yardım edeceğimi söylemiştim.'' Bir bez bulup önce kitaplığı sildim. Sonra da kitapları dizmeye başladım. Aralarında okuduklarım vardı ama okumadıklarım bir hayli fazlaydı.
''Sanırım yazın geri kalan kısmını bu odada geçireceğim.'' Yan taraftan gülme sesi geldi.
''İşe yarayacağını biliyordum.'' Hala gülerken elindeki katlı pijamayla geri döndü. Onunki koyu mavi kareli, benimki ise bordoydu. Bana doğru fırlattı. Havada yakaladım.
''Ve tişört?'' Gözlerini devirdi. ''Ah ne zahmetlisin. İstediğini seçebilirsin.''Yanağından öpmek için yaklaşınca şaşırdı.
''Teşekkürler.'' Teşekkürüm sadece kıyafetler için değil, aynı zamanda benimle ilgilendiği içindi de. O da bunu anlamış gibiydi.
Gidip siyah bir tişört seçtim ve giyindim. Saat hala çok erkendi ve ben ağladıktan sonra acıkmıştım. Cenk salonda televizyon izliyordu. Gidip yanına oturdum.
''Ben acıktım, pizza söyleyebilir miyiz?''
''Olur, neyli istersin?''
''Pepperoni ve mısır.''
''Tamamdır.'' arayıp sipariş verdi. Cenk her ne izliyorsa reklama girmişti, ben de kanalı değiştirdim. Saçma sapan bir komedi programı çıktı. Hani ne kadar aptalca olduğunu bilip dalga geçtiğiniz, ama arada kendinizi, izlerken yakaladıklarınızdan. Bir süre ona baktık.
''Eee, yanlız yaşamak nasıl?'' Koltukta değil de koltuğun hemen önünde oturmuş, sırtımızı koltuğa yaslamıştık. Kafasını arkaya, koltuğa atıp gözlerini kapattı.
''Daha.. rahat.'' Öyleydi, rahat görünüyordu. Gözleri hala kapalıyken onu izledim. Uzun kirpikleri yanaklarını gölgeliyordu. Saçları, onu ilk gördüğüm zamandan beri uzamıştı ve bence böyle daha iyi görünüyorlardı. Kendime engel olamadım, alnına düşen saçı yana doğru ittirdim. Bu hareketimle gözlerini hızlıca açtı. Göz göze geldik. Bu an, bana bruncha gittiğimiz yerin arka tarafında olanları hatırlattı. Yarım kalmış anlar...Televizyondaki aptal program devam ediyordu. Sonra kapı çaldı. Belki olabilecek en iyi şeydi, belki de en kötüsü. Elimi yüzünden çektim ve küpeme götürdüm.
''Yemek zamanı.'' dedi ve yerinden kalktı.
''Nihayet.'' Zorla gülümsedim. Geri döndüğünde sabırsızca kutuyu açıp yemeye başladım.
''Bana da bırak olur mu? Tüm gün birşey yemedin mi?'' Aslında çok az yiyebilmiştim. Pislik Arzu sağolsun.
''Yani, acıkmışım işte.'' Durakladığımı fark etti ve mimikleriyle anlat dercesine bir hareket yaptı.
''Of, şimdi bir kız var, Arzu. Efe'nin yakın arkadaşlarından biri. Kızın Efe'de gözü var belli. Neyse işte kız yüzücüymüş. Arkadaşlarıyla yarış yaptılar. Sonra kız benle de yarışmak istemesin mi? Yüzebiliyorum, ama onun kadar değil yani. '' Biraz daha yedim. ''Kesin pisliğine yaptı. Beni rezil etmek istedi. Yemekten hemen sonra olduğu için de hem gerginlikten hemde rahatsız etmesin diye az yedim. Hikaye bu.'' Tepkisizce bana baktı. Sonra da gülmeye başladı.
''Noldu ya?'' Sarsılarak gülmeye devam etti. ''Noldu dedim?''
''Kız senin için kabusmuş ama zekice aslında.'' Gözlerimi kısıp ona baktım ve pizza kutusunu kendime çektim. ''Geri kalan pizzayı haketmiyorsun. Benim.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevmeye Değer
Teen FictionUzun uzun baktı ona kız. Çocuk çok mutluydu. Karşısındakiyle konuşurken gözlerinin içi gülüyordu. Ağzı yamuk bir gülümseme şeklini almıştı. Çok yakışıklıydı. Koşup ona sarılma isteğini zar zor bastırdı. Kendine hakim olmak için gözlerini bir anda on...
