''Planı baştan anlatıyorum,'' Hepimiz Sting'e pür dikkat kulak kesilmiştik. "Diğer Tacir grubunu önden gönderdiğimiz için burada sadece biz vardık. İyi tarafta olanlar yani. Şehre diğerleriyle beraber bir araba gönderdik zaten.''
Başlarımızı salladık. ''Ben diyorum ki, şehirde diğer arabayla buluştuğumuzda kölelerin sayısı artacak. O zaman bir şekilde karmaşa çıkarıp kaçsınlar. Şehir yeterince kalabalık olduğundan yakalanamazlar. Böylece önce onları kurtarmış oluruz.'' Gerginlikle gülümsedi. ''Çıkardıkları karmaşadan yararlanıp, diğerlerine saldıralım. Onları yenmek zorundayız. Aksi takdirde her birimizi öldürürler.''
Sonra da yarım bir tebessüm edip, bizimle beraber gelen arabaya baktı. ''Hem de her birimizi.'' ''Büyük ihtimalle,'' diye söze devam etti. ''Erkek kardeşim Rogue'da bu işin içinde. Onunla orada buluşacağımıza dair bir his var içimde. Eğer vaktinde yetişebilirlerse takviye kuvvetimiz olmuş olur. Böylece daha rahat savaşabiliriz.''
Derin bir nefes alıp şapkamın tüyünü düzelttim. ''Umalım da işler istediğimiz gibi gitsin.'' Sting gerginlikle yerinde kıpırdandı. Kalkışmakta olduğumuz iş, şimdiye kadar cesaret edebildiğimiz en büyük işti. Sonucunda ölebilirdik. Ama birinin bunu er geç yapması gerekiyordu zaten. ''Umarım Rufus,'' diye söylendi. ''Umarım her şey yolunda gider.''
***
''Kralım,'' Erza Kral'a selam verip hazırladıkları planı ona anlatmaya girişmişti. ''Tacirlerin, kaçırdıkları insanları Kasaba Pazarı'nda satacaklarını öğrendik. Elimizden geldiğince çabuk bir şekilde baskına gideceğiz.''
Kral ağır ağır başını sallayarak olasılıkları tartmaya başladı. ''Senin planlarına her daim güvenirim, Erza. Ama, bunu her ne kadar istemesem de bu görevi tek başına gidemezsin. Çok riskli. Teçhizatınızı hazırladığınızda bana gelin. Jellal-san ve askerlerini de yanınıza takviye kuvvet olarak göndereceğim.''
Erza bunu beklemediği için birden kızarmıştı. Durumu çaktırmadan başını öne eğerek öksürdü. Bunun sırası mıydı şimdi! Uğraşmakta olduğu görev yeterince önemliydi zaten! Kendine söylene söylene Kral'ın huzurunda eğildi. ''Tabii Kralım, siz nasıl uygun görürseniz.''
***
''Jellal-san!'' Coco, çevik hareketlerle anında Jellal'in yanında bitmişti. Jellal askerleriyle görüşmekte olduğu konuyu kesip ona döndü. ''Sorun nedir?'' Coco derin bir kaç nefes alıp gülümsedi. ''Erza-san ve askerlerinin yapacağı baskında, Majesteleri sizleri de takviye kuvvet olarak yollayacağını haber vermemi istedi.''
O kadar hızlı söylemişti ki, Jellal ne dediğin anladığı an kıpkırmızı kesildi. Erza. Erza'yla beraber göreve gidiyordu. Onua beraber.
Hemen toparlanarak boğazını temizledi. "Kral'a teşekkürlerimi ilet, Coco." Coco imalı imalı sırıtarak ona el salladı. ''Kral sizi birazdan odasında bekliyor.'' Jellal kimseye çaktırmadan gülümsemişti.
''Sonunda!'' diye düşündü Coco yerine dönerken. ''Belki birbirlerine bu görevde biraz daha yakınlaşırlar. Onları bir çift olarak hayal etmek harika bir şey!''
***
Elimde ki haritaları sırayla masaya dizip her birine teker teker baktım. ''Neredelermiş ha!'' Natsu sinirle elini masaya vurunca Gray ona sert bir yumruk patlattı. ''Sesini kes de kız işini yapsın!''
Ona minnetle gülümseyerek tekrar işime yoğunlaştım. ''Pazar," diye mırıldandım. Bu gün bir yerlerde büyük bir pazar kurulacaktı. "Şu sıralarda kurulacak bir pazar olduğunu hatırlıyorum. Neredeydi, biliyor musun?"
"Bir şey mi buldun?" Gray merakla sormuştu. Başımı salladım. "Geçen hafta babamla, su götüreceğimiz yerleri ayarlarken bir pazar hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum."
Natsu büyük bir ciddiyetle beni dinliyordu. "Lucy-san düşündüğümüz gibi tacirler tarafından kaçırıldıysa, orada olması çok büyük bir ihtimal."
"Nerede?!" Natsu'ya dönüp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Ama olmuyordu. "Kapa çeneni artık!" Natsu susup kendi kendine söylenmeye başlamıştı. Gray imalı bir bakış atıp omzunu silkti.
Hafta içinde o kadar çok şey düşünmüştüm ki pazarın nerede kurulduğunu hatırlamıyordum. Tam o sırada, konuşmanın başından beri sessiz olan Taurus bir kurtarıcı gibi yetişti.
"Lucy-san bir keresinde," dedi. Hepimiz pür dikkat onu dinliyorduk. "Yakında ki krallıkta kurtulan pazara anahtar aramak için gitmeyi düşünüyordu." Gray'le bakışıp Natsu'ya döndük. "Natsu, sen bir gezginsin. Bu pazar ya da Lucy'nin gitmeyi düşündüğü bu yer hakkında bir şey biliyor musun?"
Natsu boğazını temizleyip bir yere odaklandı. Sanırım düşünüyordu.
Sonra hepimize teker teker bakarak, "Bir sene önce küçük bir görev için bir krallığa gitmiştim." dedi. "İsmini hatırlamıyorum ama surların tepesinde küçük bir kılıç işareti vardı."
Gray gözlerini pörtletti. "Yuh! O kadar yükseğe neden çıkasın ki!" Aslında bunu ben de merak ediyordum. Natsu sırıtarak omuz silkti. "Çok sıkılmıştım."
"Senden başka bir şey beklenmez zaten." Gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Sonrasında Taurus ve Gray'e döndüm. "Gray, sen buraları benden daha iyi bilirsin. Sence bu Krallık nerede?" Elini çenesine koyup pencereye döndü. "Yanılmıyorsam yakında ki tek Krallık Cronel."
"Cronel!" diye fırladı Natsu. "Hatırladım! Gittiğim yer Cronel'di!" Gray'le bakışıp gülümsemiştik. "O zaman pazar ve Lucy-san orada." Gray'de başını sallayıp masada ki haritaları inceledi.
"Geriye bir tek plan yapmak kalıyor."
"Ne planı Gray!" diye bağırdı Natsu sinirle. "Tek yapmamız gereken oraya gidip kıçlarını tekmelemek!" Aniden çantasını alarak dışarı fırladı. "İşte şimdi gaza geldim!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ejderha ve Kitapkurdu (Fairy Tail GaLe/GajEvy FanFic)
FanfictionBir metal gibi sert acımasız prens Gajeel. Bir melek gibi gittiği her yere şans getiren Levy. Hırsız bir gezgin ve büyük bir görevi olan Natsu. Ailesinde ki tek yıldız ruhu büyücüsü Lucy. Kralın korumalığını üstlenen Binbaşı Erza ve gizliden giz...
