Bölüm 22: İlerlemek

110 11 3
                                        

****
"Bu taraftan!"

Kırmızı saçlı kadını takibe başlamamızın üzerinden bir süre geçmişti. Kadın, takip edildiğinin farkındaymış gibi dolanıp durunca, neredeyse şehrin tamamını gezmiştik.

"Yoruldum! Bir adım atacak gücüm kalmadı!" Levy kendini zorlukla kaldırıma attığında bende yanına oturdum. Şehrin kalabalık olması yetmiyormuş gibi, içlerinde kimin tacir olduğunu bilmemekte kötüydü.

Bir yerlere ulaşmak için acele ediyor, arkadaşlarıyla yürüyor, konuşuyor ve tezgahları geziyorlardı. Ama kimsenin etrafında ki olayların farkında olmadığına emindim. Biz ise bir şeyleri değiştirmek için deli gibi uğraşıyorduk. Aklımdan bir an için "Acaba bu çabamız boşuna mı?" diye bir düşünce geçtiğinde çekinerek Levy'e baktım.

Gram gücü kalmamasına ve çok yorulmasına rağmen, etrafına kararlılıkla bakıyor, bir şeyleri görmek için çabalıyordu. Ve o anda kendimi, Levy için çabamızın boşa gitmemesini dilerken buldum. "Ne olur o kadın aradığımız kadın olsun!" Bu istek bir yandan iyi niyetli olmasına rağmen, kötüydü de. Sonuçta bunu dilemenin vicdana ağır gelen bir tarafı vardı. Ama elimden sadece bu kadarı geliyordu.

***
"Kadını gördün mü! Az önce buradaydı!" Huysuzca bağırıp etrafında sinirle döndü.

"Hayır, Gajeel-san." dedim sıkıntıyla. Tacir konusunu diğerleriyle konuştuktan sonra beni zorla sıkıştırmış, bildiğim her şeyi anlatmam için beni tehdit etmişti. Sonra da buraya gelmek için beni sürükleyince gelmek zorunda kalmıştım.

Tam ona dönmüş başka yere bakmamız gerektiğini söyleyecekken dün gördüğümüz mavi saçlı ve diğer kız gözüme takıldı. Nefes nefese kalmışlardı. Çevreyi arayarak koşturuyorlardı.

Nereye baktığıma bakınca kızları gördü.

"Hiç daha önce tanımadığın birini tanıyormuş gibi hissettin mi?"

Kızları ilk gördüğümüz gece, bana bunu sormuştu.

"Ne yapıyorlar acaba? Bir şey mi kaybettiler?"

Bana bakıp umursamazca omzunu silkti.
Biz onları izlerken birkaç kez daha etraflarına bakıp, köşede ki kaldırıma oturmuşlardı.

Gajeel kadını son gördüğümüz yola dönüp sinirle bir iç geçirdi.

"Kiliseyi görebiliyorum. O tarafta olmalı. Yürü Crunch! Kadını bulmamız lazım!"

***
Ağrıyan ayaklarımı esnetirken Ange omzuma dokundu. "Levy?"

Ona döndüğümde bana ileride bir yeri işaret ediyordu. "Şu ikisi," dedi. "Kitapçıda gördüğümüz kişiler değil mi?"

Ayağa kalkıp parmak uçlarımda yükselerek gösterdiği yere bakmaya çalıştım. Önümden geçen insanlardan görmek çok zordu. Sonunda sivri, dağınık siyah saçlarını görebilmiştim. Dün yanında gördüğümüz adamla hızlı hızlı yürüyorlardı.

Gülümsedim. "Evet onlar."

***
Onları gördükten sonra yüzünde bir tebessüm belirmişti. Onları görünce gülümsemiş miydi?

Başımı iki yana sallayıp sırıttım.

"Levy?"

"Hm?" Çoktan uzaklaşmış olmalarına rağmen, hala olduğu yerde duruyor, arkalarından bakmaya devam ediyordu.
Kendimi tutamayıp büyük bir kahkaha attığımda irkilerek yerinden sıçradı.

"Ne oldu şimdi!"

Omuz silkip yürümeye başladığmda, yüzünde bir tebessümle peşime takıldı.
Kadını en son gördüğümde kiliseye giden bir yola girmişti. Eğer çok uzaklaşmamışsa oralarda olmalıydı. Birkaç adım sonra kilisenin çatısı görüş alanıma girmişti.

Ejderha ve Kitapkurdu (Fairy Tail GaLe/GajEvy FanFic)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin