Bölüm 20: Kaçış

122 18 4
                                        

''İnin arabadan!'' İte kaka dışarı çıkartıldığımızda Lector, Carla ve Frosch'u önüme aldım. Üçü de korkuyla bana yapışmıştı. Ne olduğunu anlamadan ellerim bağlanmış, bir kenara doğru itilmiştim.

Carla ve diğerleri o karmaşa da benden ayrılmıştı.

"Lucy-san!"

Telaşla sağa sola bakınıyor, onları görmeye çalışıyordum. Benim korkulu ifademi gören bir kadın gülümseyerek arkayı gösterdiğinde hemen o tarafa baktım. Lector ikisini sürükleyerek yanıma getiriyordu. Hemen Frosh'u yanıma çekerek sarıldım. Bir süre sonra ağlamaya başlamıştı. Lector'da Carla'ya siper olmuş, korkulu gözlerle içinde bulunduğumuz bu durumu anlamaya çalışıyordu.

Bir süre sonra ön sıralarda bir çığlık koptu. İrkilerek o tarafa baktığımda, bir çocuğun annesinden zorla alındığını gördüm. Gözlerim büyümüştü. Birkaç adam bize doğru gelmeye başladığında Frosch aniden bacağıma sarıldı.
Kalbim şakaklarımda atıyordu. Lector'da Carla'yı yanına alarak arkama saklandı.

"Nee-san! Gitmek istemiyorum! Beni almalarını istemiyorum! Beni bırakma!"
Korkudan soluksuz kalmıştım. Adamlar gitgide daha çok yaklaşıyordu.

Hayır! Hayır! Hayır! Hiç birini alamazsınız! Ne yapacaktım? Ne yapmalıydım? Ne yapacağım! Tam uzanmış Carla'yı alacaklarken, arka taraflarda birkaç kişi aynı anda bağırdı.
Etraf aniden karışmıştı. Telaşla üçünü de yanıma alarak koşmaya başladım.

Şansıma pazar çok kalabalıktı ve bizi görüp, peşimize düşemezlerdi. Frosch'u bileğimdeki iplerin izin verdiğince kucağıma almış, arkamda Carla ve Lector'la soluksuz koşuyordum. "Dayanın millet!" diye bağırdım ilerilerde saklanacağımız bir yer ararken.

Lector, Carla'yı itekliyor, arada bir arkaya bakıp gelen biri var mı diye de kontrol ediyordu. "Nee-san!" dedi Carla nefes nefese "Artık durmalıyız! Çok yoruldum! Daha fazla koşabileceğimi sanmıyorum!" İlerideki bir duvar kenarına sığınmıştık. Çocuklara belli etmemeye çalışıyordum ama bu yaralar ve bitkin vücutla koşmak çok zordu.
Frosch kucağımda ağlıyor, Lector ve Carla korkuyla etrafı gözlüyorken, Sting'in dediği gibi onu ve diğerlerini arıyordum.

•••

Yarım saat önce çıkan karmaşa bize o kadar değerli bir şey kazandırmıştı ki kaçabilmiş olmamıza ayrıca seviniyordum. Birincisi hep beraberdik.
Lucy-nee, yılmadan bizi kurtarmak ve Sting-nii'lerle bir yerde buluşmak için canını dişine takmıştı.

Nefes alırken hala zorlanıyordu. En azından Sting-nii'ler gelene kadar saklanacağımız bir yer bulmuştuk. O zamana kadar ona bakmak bizim görevimizdi. Buraya kadar o dayanmıştı. Şimdi de görevi ben devralıyordum. Özgüven hissi içimi ısıtıp beni gaza getirdiğinde birkaç metre ötede Sting-ni'yi fark ettim. Bedenimi bir heyecan sardı. Ellerimle Lucy-Nee'nin kolunu çekiştirdim. Dönüp baktığında yüzündeki acı ifadesi yok olmuş, yerini bir gülümseme almıştı.

Sting-Ni'nin dikkatini çekmek için sadece aramızda kullandığımız kelimeyi alçak sesle bağırdım. "Işıklar yandı!" Aniden irkildi ve merakla etrafına baktı. Çevreyi telaşla tarayan gözleri bizi bulduğunda, yüzünde bir rahatlama ifadesi belirmişti. Bize el salladı. Arkasından birkaç kişi de el sallamıştı.

Biz de onlara el salladık. Sting sağını solunu hızla kontrol edip bizim tarafina geçtiğinde sıkıca boynuna atladım. O da bana sarılmış, rahat bir nefes vermişti.
"Kaçamayacaksınız ya da sizi bulamayacağımız diye ödüm koptu! İyi olmanıza sevindim." Beni bırakıp yerden kalktı.

Lucy'le birkaç saniye bakıştılar. "Yaptığın her şey için çok teşekkür ederim." Lucy önemli değil derecesine gülümsemişti. Sting grubuna işaret vermek için başını çevirdiğinde gülümsemesinin yerini acı bir ifade aldı.

Ejderha ve Kitapkurdu (Fairy Tail GaLe/GajEvy FanFic)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin