Bölüm 19: İttifak

195 17 9
                                        

"Askerler! Dikkat!" Gür sesli muhafız, bahçe de dağınık halde duran birliğe Erza'nın gelişini haber vermişti. Erza, başını yavaşça sallayarak "Rapor!" diye gürledi. Birliğin Gözcüsü öne çıkarak selam verdi.

"Tacirler'i engellemekle görevli birlik yola çıkmak için hazır Erza-san. Jellal-san ve ekibi de bizim hareket etmemizi bekliyorlar." Erza düşünceli bir şekilde başını sallayarak teşekkür etti. "Peki öyleyse. Hazırlıkları son bir kez gözden geçirdikten sonra yola çıkacağız. Birlik, hazır ol!" Birlik tam sıra ilerleyerek, atlarının yanına gitmişti. Erza ise, kaleyle arasında ki mesafeyi hızla aşarak Kral'a rapor vermek için merdivenlere yöneldi.

***
"Sen uyurken biraz şehri dolaşmaya çıktım Levy. Ama gerçekten çok kalabalık! Birkaç dakika geçtikten sonra da hemen geri geldim."Kıkırdayarak dışarıda ki kalabalığı izlemeye devam etti.

"Önemli bir etkinlik olduğu için bu kadar fazlalar."

Ona, "-Ciddi misin?" bakışları attıktan sonra yatağa oturdum.

Ben ona bakarken kaşlarını çatıp pencereye daha da yaklaştı. Bir yere odaklanmış dikkatle izliyordu. "Neler oluyor?" Birkaç saniye daha aynı yere bakarak, "Bir şeyler dönüyor," dedi.

Pencereye fırlayarak yanına çömeldim. "Ne gibi şeyler?" Dikkatle izlediği noktayı gösterip, "Şurada ki kadın -Kırmızı saçlı olan- yanında ki kızlara bir şey verdi." Baktığı yere baktığımda cidden bir şeyler döndüğünü anlamıştım. Hareketleri o kadar tuhaftı ki, dikkatle bakarsanız fark ederdiniz.

Kendi çevresinde dolaşıyor ve sürekli arkasına dönüp bir şeylere bakıyordu.

"Orada ne olabilir? Bir şey arıyor gibi."

Levy ağır ağır başını salladı. Sonra da kaşlarını çattı. "Ange," ona döndüm. Yüzünde dehşet içinde bir ifade vardı.

"Kulağa çok çılgınca gelebilir ama şey..."

Yutkunarak sesini alçalttı.

''Sence...şu anda izlemekte olduğumuz şeyin, tacirlerle bir ilgisi olabilir mi?"

Gülmemek için kendimi zor tutmuştum. O ise sinirle bana bakıyordu. "Ciddiyim! Şu ana kadar yaşadığımız şeyler yeterince inanılmazdı. Bu ise yanlarında normal kalıyor. İçimden bir ses bana bunu söylüyor."

Aslında düşündüğüm de, haklı olabileceğini fark etmiştim.

"Bir tacir olsaydım ve insan satsaydım kesinlikle bu günü beklerdim." Levy bana bakıp başını salladı. "Orada neler döndüğünden emin değilim ama tacirlerse bir şey yapmalıyız her ne olursa olsun!"

"Saçmalama!" Şaşırarak bana döndü.
"Ne dediğini kulağın duyuyor mu Levy! Eğer oradakiler tacirlerse ne kadar tehlikeli olduklarının farkında mısın?"

Yanaklarını şişirip iç çekti. "Farkındayım, Ange! Ama kaçırdıkları insanların ne durumda olduğunu merak etmiyor musun? Orada ki çoğu insan arkada ailesini, arkadaşlarını bırakmak zorunda kaldı. Üstelik zorla tutuluyorlar ve kim bilir hangi işkencelere maruz kalmışlardır!"

Haklıydı. İç çekip izlemeye devam ettim.

Ayağa kalkarak kıyafetlerini düzeltti.

"Burada kalarak yapabilecekken, yardım etmemeyi istemiyorum. Madem buradayız, o zaman elimizden geleni yapalım!"

Dışarı fırladık.

***
"Hey! Bu taraftan!" Yukino'ya işaret verip, Rufus' un peşine takıldım. Rufus, yolları gözlemek ve tedbir almak için önden gidiyordu. Bundan birkaç saat önce Sting'le irtibat kurup Yukino'yla kamptan sıvışmıştık. O kamptan yakalanmadan kaçabilmemizi hala aklım almıyordu. Sting'le yolculuğumuz boyunca aynı şeyleri sormuştum. Ama herkes aynı şeyi söylemişti.

"O an, şans sizden yanaydı. Bu kadar kolay kaçabilmenizin başka bir açıklaması olamaz."

Sanırım, gerçekten öyleydi.

Rufus, aniden durup, gerisin geriye koşarak duvarın arkasına girdi. Biz de kendimizi yanımızda ki duvarın kenarına attık. Birkaç saniye yola baktıktan sonra dudaklarını oynattı.

"Siz burada kalın, ben bir bakıp geliyorum."

Başımla onaylayıp, ne olur ne olmaz diye silahımı bacağımın yanına aldım.
Karşı duvarda diğerleriyle bekleyen Sting'de silahını yanına almış, bana işaret vermişti. Biraz sonra Rufus geri geldi. "Hatırlıyorum! Yol temiz, birkaç köylü işte."

Yukino ve diğerlerini önümüze alarak Rufus'u takip etmeye başladık. Geçtiğimiz yerlerde pek insan olmasa da dikkat çekeceğimizi biliyor, tedbiri elden bırakmıyorduk.

''İlk olarak ne yapacağız?'' Rufus durarak yola bir kez daha baktı. ''Yakalanmadan en çabuk şekilde sizi pazar meydanına götürmeyi hedefliyorum. Orada ki duruma göre bir şeyler düşüneceğim.''

-----

"Ho!" Juvia atları durdurup aşağı atladı. "Geldik, çocuklar." Gray sıkıntıyla iç çekip, midesi bulanan Natsu'yu aşağı çekelemeye başlamıştı.

"Uyansana baş belası! Geldik!"

"Ne diyors- -Böğk-"

"Sana in dedim!" Gray sinirle Natsu'ya tekme atınca Natsu dengesini kaybedip yeri boylamıştı.

Ve anında düzeldi.

"Lan! Ne yapıyorsun buz beyinli! Bana neden tekme attın Teme!"

"Kapa çeneni kıçımın şöminesi! Ben sana in dediğimde inecektin!"

Juvia sabırsız bir iç çekip, şehre doğru ilerlemeye başladı.

''Oi, beklesene bizi!'' Natsu ve Gray bakışarak Juvia'nın peşinden ilerledi. Giriş kapısına çok yakındılar ve birden bir şey oldu. Giriş kapısının diğer tarafından hafif bir rüzgar esiyordu. Natsu, Gray ve Juvia kalakalmışlardı.

''Millet, siz de hissediyor musunuz?''

Juvia derin bir nefes aldı. ''Gerginliğin bir kokusu olabileceğini hiç tahmin etmezdim.'' Şehrin giriş kapısı öylece önlerinde duruyordu. Başlarını kaldırıp kapıya baktılar.

"Burada bir şey var."

Serin yaz havası yavaş yavaş esmesine rağmen, oralarda bir yerlerde bir şeyler olduğunu hissedebiliyorlardı. Üçü de tedbirle önlerinde uzanan şehrin her bir köşesini inceledi.

''Burada neler dönüyor?''

***

"Erza-san, geldik." Erza, dalgın halinden kurtulup etrafına baktı. Şehir önlerinde uzanıyordu. Saat öğleni biraz geçmesine rağmen hala kalabalık, gürültülü ve güzeldi. Şehre birkaç kez bakıp tebessüm ettikten sonra, ciddiyetle arkasında ki orduya baktı. Durumun önemi ve kurtarmak zorunda olduğu şeyler onu tedirgin ediyordu. Ama her defasında olduğu gibi bunuda halletmek zorundaydı. Göz ucuyla Jellal ve takımına baktığında, Jellal hafifçe başını eğdi.

"Buradayız ve hazırız, Erza."

Erza en soğuk halini takındı, tüm ciddiyetini eline aldı ve arkasında işleri yoluna sokmaya and içmiş kocaman bir orduyla şehire doğru sürdü atını.

İnsanları kendi çabasıyla kurtarmaya çalışan iki kız, Bir şeyi geri almak için gelen üç kişi, işleri yoluna sokmak zorunda olan bir ekip ve omuzlarında umut taşıyan bir general.

Belki de şans, onlarla olurdu.

Ejderha ve Kitapkurdu (Fairy Tail GaLe/GajEvy FanFic)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin