ON İKİ

164 18 0
                                        

VE GENE BEENN. VE GENE MEDYADA POYRAZ! NEYSE ARANIZDAN ÇIKAYIM. İYİ OKUMALAR 🌈💖🌸

Masada duran güzelliklere baktım.
Tavuk. Makarna. Patates kızartması.
Hayatımı tamamlayan büyük bir kısım şu üçüdür.
"Sonunda güzelce bir akşam yemeğine layık görüldük!" diye yemeklere dört gözle bakıyordum. Annem ve babamın minik kahkahaları geldi. Ortada duran koca tavuğa elimi atıp butlarını aldım. Annem de o sırada tabağıma makarna ve patates koyuyordu.

Çok uzun bir zaman geçmeden hepsini mideye indirdim. İkinci tura geçmeye kalkışırken annem beni uyardı, "Kızım sonra kilo alıyorum diye strese giriyorsun."
Haklıydı. Tşk anne. Kendimi durdurmamı sağlamıştı.
"Haklısın." deyip ayağa kalktım ve tabağımı kaldırırken annem elini uzattı, "Annem bırak sen ben alırım kuzucum."
Annemin dediğini yapıp tabağı bıraktım. "Ellerinize sağlık."

Arkamı dönüp tuvalete yöneldim.
Annem arkamdan bana seslendi.
"İdil! Elini iyi yıka tırnaklarının içini felan! Yağlı kalmasın."
Kafamı sallayıp lavaboya girdim.

Yaklaşık 10 dakika boyunca elimi 3 defa uzunca süre sabunladım. Parmaklarım buruşmaya başlamıştı. Yaşlı gibi oluyordu.

Tuvalette çıkıp odama döndüm.
Saat 22.34 olmuştu bile. Pijamalarımı giyinip yatağıma geçtim. Yatağa uzanıp telefonumu aldım elime.

Tumblr'a girip Deniz'le olan konuşmama tıkladım. Bir şey yazmıştı.
"Senin kadar olamasak da. Nelerden hoşlanırsın?"

Ya abi yicem kızı he!
Telefona şebekçe şeyler yapıp Deniz niyetine telefonu sevdim.

Sonra parmaklarımı ekrana dokundurarak cevap yazdım.

"Bilmem. Çikolata, et, şeker yemeyi felan, film -sinemada pek sevmem evde daha iyi- izlemeyi veya kitap okumayı." yazıp bir kez de kendim okuduktan sonra yolladım.

"Tamam." diye hızla mesajıma cevap gelmişti. Abi ne ara okuyor da cevap yazıyor bu kız anlamıyorum. 7/24 birileriyle yazışmaktan felan mı alışmıştır acaba.
Benim dışımda da birileriyle konuşuyor muydu ki?

Bir şey daha yazmadan kapayıp şarja taktım telefonu.
Ardından ışığı kapayıp yatağıma girdim.

•••

Annemin uyandırmasıyla gözlerimi ovuşturarak uyandım. Okul vardı ve ben bir yandan gitmemeyi bir yandan da gitmeyi istiyordum.
O çikolataları Poyraz bile yollamış olabilirdi. Sormayı o kadar çok istiyordum ki.

Anneme gülümseyip ayağa kalktım. "Anne bence bacağım şuan incnimişken o iğrenç okul pantolonunu giymem pek doğru olmaz. Eşofman giymeliyim."
Saçlarımı okşadı, "İyi sen bilirisn giy yavrucum." Elini çekip ekledi, "Yardıma ihtiyacın var mı?"

Kafamı iki yana salladım.
Kafama öpücük kondurup odamdan çıktı.

Ayağa kalkıp okulun eşofman altını alıp baktım. Pek güzel değildi. Ben paçaları dar severdim. O yüzden okulunkinin rengine benzeyen bir tane eşofman kendi dolabımdan çıkardım ve onu giydim. Üstümü nasıl değişeceğim konusunda fikrim yoktu. Dün de pijama üstümü giymeden uyumuştum.

Çırpınarak zamanımın uzun bir süresini üstümü giymeye harcadım. En sonunda başarınca aynada kendime baktım ve gülümsedim.

Çantam okulda kalmıştı. Omzuma bir şey asmak pek iyi bir fikir değildi zaten. Kulaklık ve telefonumu alıp kapıya yöneldim.
"Baba?"

Koşar adımlarla yanıma geldi, "Geliyorum."

Ayakkabım bağlamak için tek elimi kullanmak işe yaramayacaktı. Babamdan isteyebilirdim ama.
"Babacım ayaklabımı bağlayabilir misin?" şirince gülümsedim.
Kafasını sallayıp bağladı.
Ardından arabaya geçip okula gittik.
Babamla vedalaştıktan sonda okula girişimi yaptım.
Erken gelmiştim çok kişi yoktu. Sınıfa geçip sırama baktım. Çantam orada değildi.
Biraz yerlerde eğilip süründükten sonra kalkıp öğretmen masasının etrafına baktım. Orada da değildi. Sınıfın arkasında duran dolaplarda olacağını sanmazdım ama gidip oraya da baktım. Yoktu da zaten.

Sınıftan çıkıp koridorda hızlı adımlarla yürümeye başladım. Tam koridorun sonundan dönecektim ki Poyraz önümde bitiverdi, "Bunu mu arıyordun?"
Bir süre elindeki çantaya baktıktan sonra o çantanın benim olduğunu algılayabilmiştim.
"Em. Şey evet."
Hızlıca elinden kapmaya çalıştım ama ben uzandıkça daha da yukarı çıkardı.
Sanki benim çantayı alma çabamı fark etmemiş gibi başka bir konuya geçti. "Yazabilir miyim?" Kafasıyla kolumdaki sargıyı gösterdi.
"Eh tabi. Yani hayır! Ver çantamı!" diye ani duygu değişimleri içeren bir cümle kurdum.
Baş parmağını salladı, "Kolunu alayım."
"Şaheserine imza mı atcaksın Poyraz Bey?" dediğimde tınlamamıştı ve hala kolumu vermem için eliyle hareket yapıyordu.
"Ama çantamı vereceksin?" diye şart koştum.
Kafasını salladı.
Kolumu uzatıp kafamı başka yöne çevirdim ve ofladım.
Uzun süre öyle bekleyince kafamı Poyraz'a çevirdim.
Çantamı karıştırıyordu.
"Hey ne yapıyorsun?!" diye üstüne atıldım.
"Kalemi götümden mi çıkarayım İdil?" diye bağırıp beni geri itti.
Oflamamı daha sesli bir hale getirip yumruğumu sıkıp bekledim.
Sonunda kalem kutumu bulduğunda çantamı yere bıraktı.
Hızla eğilip aldım ve kızgın gözlerle ona baktım.
Kalem kutumdan bir kalem seçip yere bıraktı. Bu bırakışı daha nazikti ama.
Kafamı yere eğdim ve çantamı ayağımın dibine bıraktım.
Koluma kafamı çevirdiğimde yazdığı şeyi saklıyordu.
"Ne bok yazıyorsun Poyraz?" dediğimde sırıtıp kıkırdamaya başladı. Sonunda da elini çekip bana baktı.

'Poyraz kadar mükemmel değilim. 'yazmıştı.

"Ben seni varya!" deyip koluna vurdum. "Kafayı mı yedin acaba? Annem görürse ne der?"

Güldü. "Annenle tanıştık dert etme." deyip göz kırptı.

Gözümü kısıp ona baktım ve ardından göz bağımızı kesmeden hafifçe yere eğilip çantamı ve kalem kutumu aldım. Kalem kutumu çantama koyduktan sonra arkamı döndüm. Yürümeye başladım. Arkamdan seslendi.
"İdil?"
Hızla arkamı döndüm, "Ne var!"
Elindeki kalemimi gösterdi.
Dişlerimi sıkıp geri döndüm ve elinden kalemimi hızla alıp sınıfa geri döndüm.

•••

Son dersin bitimine birkaç dakika kalmıştı. İçeri bir kadın girdi ve tahtanın önüne geçti.
"Merhaba arkadaşlar. Bir duyuru yapacağım." dedi ve boğazını temizledi ve ardından ekledi, "Hafta sonu sınıf yerleştirme sınavınız olacak. Konular genel olduğundan 3 yanlış 1 doğruyu götürmüş olacak. Sınavdaki yerleriniz hakkındaki bilgi hem sizin telefonunuza hem de ailenize mesaj olarak gönderilecektir." Hocaya döndü ve gülümsedi, "İyi dersler!" sonra da sınıftan çıktı.

Sınıfın geneline baktığımda bu sınava sevinen yoktu. Birbirlerinden ayrılma korkuları vardı. Oysa kendilerini güvenseler yapabilirlerdi. Ben eğer istersem en üst sınıfa çıkabilecek derecedeydim ama okulun en başından İnek damgası yemek pek iyi bir şey olmazdı. Bilerek yanlış yapmalıydım. Ama fazla kaçırırsam yanlış sayısını, 3 yanlış bir doğruyu götürme sisteminde geriye de düşebilirdim. En fazla 20 yanlış olsa iyi olabilirdi. Biraz fazla oldu galiba? 15.

Zilin çalışıyla sınıftan yavaşça ayrıldım.
Koridorda gözlerim Poyraz'ı ararken Özgür yanıma geldi.
"Selam. Sırrını çözdüm." demesiyle ne sırrım olabileceği hakkında düşünmeye başladım.
"Sır?" diye sorduğumda güldü.
"Only girls desem?"
Yüzümü buruşturdum. "Bu sır değildi ki." ardından hafifçe güldüm.
"Ama bana net söylemedin."

Göz devirdim, "Özgür. Daha yeni tanışmıştık ve o ders beni soyunma kabininde taciz etmek üzereydin!"
Kahkaha attı.

"Çok iyiydin." dediğinde bize doğru gelen kısa boylu ve kıvırcık kızıl saçlı bir kıza döndüm. Bu sevgilisi olmalıydı.

Kızı gözümle gösterdim. "Seninki geliyor ben kaçayım!" dedim  ve el salladım.

"İdil! Dursana!" dedi ve yanıma koştu. "Ben onu sevmiyorum böyle davranma. İddia zoruyla çıktım!" dedi boğuk bir sesle.
Kız bunları duymuş olacak ki kaşlarını çatarak yanımıza geldi. Beni baştan aşağı süzüp Özgür'e baktı. "Yazıklar olsun!" dedi ve yüzüne tükürüp gözleri dolmuş bir şekilde buradan uzaklaştı.
Özgür ona şaşkınca bakarken ben aradan fırlayıp kaçıvermiştim.
Kız pek iyi biri gibi değildi. Ama bir kız için fazla kırıcıydı bu sözler...

BEYBİLER ARTIK BÖLÜM BAŞI OKUNMA SAYISI 30 U GEÇMEDİKÇE -hala en az 4/5 gün sonra yayınlama fikrim geçerli- BÖLÜM YAYINLAMAYACAĞIM VOTELER ŞUAN FAZLA GELMEDİĞİ İÇİN VOTE SINIRI KOYMAYACAĞIM AMA VOTE VERİRSENİZ MÜKEMMEL OLUR HANİ 😏😍

THE RAINBOWHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin