Uzun sureden sonra yeni bolum! Umarim merakla bekleyip simdi okumaya hazirsinizdir. Neyse. Bir seyden bahsedecegim. Klavyemin ingilizce olmasindan dolayi yazilarimda da yanlislik varmis gibi gorunmesinden rahatsiz olmuyorsunuzdur umarim? Eger cidden boyle olmayacak artik yether ulan falan durumuna gelirseniz bolumleri turkce klavyeden -zor da olsa hatta baya baya zor da olsa- sizin icin yazmaya baslarim. Okudugunuz icin tesekkurler beybilerim 🌈💖 Iyi okumalar 💕
Elimdeki onca ay hayalini kurdugum telefondan suanda nefret etmeye baslamistim.
Bu kotunun yolunu tutmus hayatimdaki tek kucuk ulasim yolumu artik kaybetmistim.
Aslinda ondan mesaj gelmesini bekleyebilirdim. Ama annemin bu kadar salak olacagini sanmam. Numarasina engel atmis bile olabilirdi.
Caresizligimin verdigi hayal kirikligina karsi beyaz bayrak cikararak ayaga kalktim.
Telefonu masama biraktim ve sandalyeme oturdum.
En azindan yuzunu unutmayacaktim.
Sabah icime dogmus olmali. Fotograflarimi bilgisayara yuklemistim. Birlikte oldugumuz fotograflardan tut, onun gizlice cektigim fotograflari.
Artik ismini agzima almak bile canimi yakiyorken yuzunu gormek etimden et alinmasi kadar olabilirdi.
Yuklenenler arasindan bir fotografimizi actim. Burukca gulumserken kendimi birden bilgisayar ekranina yapismis olarak buldum.
Su durumlara dusmustum gercekten. Kahretsin ya cidden kahretsin.
Fotograflardan ayrilip internetten Tumblr'a girdim. Cok fazla girmezdim. Tek sosyal medya hesabim da oydu zaten.
Onun disinda fotograf paylasmak icin ayda yilda bir girdigim bir instagram hesabim vardi. Fakat en kotusu de onun hicbir sosyal medya hesabi yoktu. Derslerine duskun bir kizdi. Fazla sosyallesmezdi. Zaten sosyallesebilecegi bir ben vardim.
Birkac fotograf reblogladiktan sonra kendi profilime girdim.
Guzel ve komik seyler reblogladigimdan tekrar tekrar bakip gulebiliyordum. Suan oyle bir seyin imkansiz oldugunu bildigim halde gezinmeye basladim.
Ardindan bildirim kismina baktigimda yeni takip eden 3 kisinin oldugunu gordum.
Takipci sayim az olmasina ragmen bu kadariyla bile sasirabiliyordum.
167 takipcim vardi. Yani 167 olmustu.
Tumblr'in kisayolunu ana sayfama yerlestirdikten sonra masadan kalktim.
Babam birden odaya daldiginda yerimde hoplamistim.
Kapidan basini sokup bana seslendi. "Canta felan bakmaya gitmeyecek miydik?"
Kafami sakince salladiktan sonra direk kapiya yoneldim. Ayakkabilarimi ayagima gecirdikten sonra asansoru cagirdim.
•••
Eve yorgun argin geldigimde odama gecip hizla pijamalarimi giyindim. Hemen ardindan da kalin yorganimin altina sokuldum.
Uyumak biraz zor olmustu fakat cidden uykuya ihtiyacim vardi. Hele sabah saat kaclarda kalkiyordum...
~~~
Calar saatin etrafa yaydigi igrenc ve cizirtili ses ile gozlerim hizla acildi.
Gozlerimi ovusturup oturur konuma geldigimde etrafa anlamsizca bakiyordum. Birden tekrar yatmak istemistim. Ama saate baktigimda ilk dersin baslamasina 38 dakika kaldigini gormemle firlayip dun aldigimiz igrenc pantolonlu okul formami ustume gecirdim.
Pantolon giymek en nefret ettigim seyler arasindaydi.
Beni taniyan biri bunu mutlaka bilir. Ama zaten beni taniyan cok kisi yoktu.
Genellikle insanlarla yakin olmazdim.
Istisna durumum da artik yoktu.
Istisnasiz kalmistim ortada.
Tamam bu benzetme biraz tuhaf oldu kabul.
Telefonumla bakismam bittikten sonra kapima yoneldim.
Sacim dun geceden beri topuz -bu kesinlikle topuz degil artik - haldeydi.
Odamin kapisini acip salona ilerledim. Bu hafta icinde kitaplarimin verilecegi bilgisini ogrendikten sonra verilene kadar gene canta goturmemeye basladim. Oylesi daha rahatti.
Babam kravatini duzelterek kapiya geldiginde ben asagi merdivenle inmeye baslamistim bile. O yavas asansoru bekleyemeyecektim.
Babam da beklemese iyi olurdu.
Artik birkac gun daha babamin yardimiyla okula gider ardindan araba alana kadar kendim gidip gelirdim.
Yol hafizasi tutma konusunda iyiyimdir. Telefonum bombostu. Ne bir oyun ne de bir fotograf vardi.
Eve doner donmez ilk isim bilgisayardaki fotograflari geri yuklemek olacakti.
Duraga vardigimizda oturdum ve bir internet paketimin oldugunu fark ettim.
Sikilmamak amaciyla tumblr ve instagram indirdim oylece kalsin diye.
Okulun girisinde babamla vedalastiktan sonra sinifima ciktim ve dunki yerime tekrar oturdum.
O kiz yoktu bugun. Cidden neler oldugunu merak etmistim. Belki de lezbiyenlere karsidir?
Ama boyle tepki vermesi olayi karmasik hale getirmisti. Fazla merakli biri degilimdir ama bu davranislari cidden merak etmemi saglamisti.
Ilk dersin hocasi biraz geciktiginden dolayi sinifta bir gurultu vardi.
Bir an once hoca gelsin diye dua etmistim. Basim agriyordu.
Birkac dakika sonra hocanin iceri girmesiyle herkes susmustu. Yanlizca bir ugultu kalmisti. O da arka taraflardan geliyordu.
Herkesle birlikte ayaga kalktigimda sinifa goz attim. Birkac kiz bana bakiyordu. Hemen onume dondugumde hocanin "Oturabilirsiniz cocuklar, gunaydin." demesiyle yerime oturdum.
Ders anlatmaya gectiginde biyoloji hocasi oldugunu anladim.
Nefret ettigim bir dersti.
Dinliyormus gibi yapip tahtaya yazdiklarini izlemeye basladim.
Ardindan hocayi.
Iyi biriydi. Yuzu fazla guzel degildi ama uzun boyluydu. Ayagina giydigi topuklularla kapiya carpacakti neredeyse kafasini.
Boylelerinin fizigini hic begenmezdim dogrusu.
Saatime baktigimda 18 dakika kaldigini gordum. Bu beni uzmustu. O kadar yavas geciyordu ki ders sikintidan patlayacaktim.
Kolumu masaya yatirip kafami koluma koydum.
Birden siranin altlarindan gelen son ses mesaj sesiyle irkildim. Siniftakiler bana bakmaya baslamisti.
Dikkatlerin dagildigini anlayan hoca arkasini dondu.
"Kimden geldi o?" dedi ve catik kaslarla sinifa bakindi.
Arkalarda oturan gicik tipler beni gostermisti. Ah ne guzel.
Cidden benden mi geldi diye bakmak icin elimi siramin altina attim ve kilit ekranina baktim. Tumblr'dan gelmisti. Mesaj.
XXDenizBurcakXX
Selam umarım sesi kısıktır bildirimlerin.
Hocanin elime uzanip telefonumu elimden cekmesini birkac saniye sonra fark ettim.
"Seni yaramaz! Derse saygin yok mu hic? Ver bakayim sunu bana!"
Sinirle telefonumu almis tahtaya dogru ilerledi. Hala soyleniyordu.
"Becerememissin de yapacagin isi. Bari sesini kissaydin. Al iste senin yuzunden 5 dakikami kaybettim!"
Telefonu sertce ogretmen masasina koydu.
Orospu! O IPhone lan! Saygisiz.
Agzimi acmamistim. Her zaman da boyle olurdu zaten. Beni sozleriyle doven insanlara karsi bir sey diyemezdim.
Alismistim. Fazla kafaya takmadim. Ama gelen mesaj fena sekilde aklimi kurcaliyordu.
Deniz. Deniz. Deniz.
Deniz diye bir tanidigim yoktu ki!
Tenefuste alip cevap yazardim.
Dusuncelerimden siyrilip sinifa baktigimi fark ettigimde hemen onume dondum.
Saatime bir kez daha baktigimda 3 dakika kalmisti.
Oh be!
Tenefus zilinin calmasiyla ayaga kalktim. Hocanin yanina kosar adimlarla ilerledim. Hoca geldigimi gormus ve daha da hizlanmisti.
Yanina vardigimda telefonumu istedim. "Hocam alabilir miyim?"
Kafasini bana cevirdiginde yuzundeki bilmis surata gicik olmustum. Burnu havalarda bir hocaydi.
"Ailenle gel al tatlim!" deyip hizli adimlarla buradan uzaklasti.
Siktir!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
THE RAINBOW
Ficção AdolescenteSen siyah, ben beyaz. Alakasız birbirine en uzak renkler. İkisi de gökkuşağı tarafından dışlanan renkler üstelik. Peki ya biz kendi kuşağımızı oluştursak? Birleşip gri olsak? •Azıcık küfür içermektedir. Rahatsız olabilecekler varsa özür diliyorum•...
