YİRMİ İKİ

105 6 0
                                        

İDİL'den devam

Gözlerimi açtığımda odam kapkaranlıktı. Henüz güneş doğmamış olsa da sabah olmuştu.

Bir süre güneş ışınlarının karışmaya çalıştığı koyu mavi gökyüzünü izledim yatağımdan. Çok güzeldi. Doğal bir şaheser. Kusurusuz bir yaratılış.
Her şey tam olması gereken gibiydi. Benim hayatım dışında tabi.

Okula gitmediğim 4-5 gündür evde kararsızlık içinde boğuluyordum. Ne yapsam diye düşünmekten beynimin şekli ne yapsam yazısına dönüşmüştü.

Pofidik yorganımı üstümden atıp yatakta oturmaya başladım ve odama bir süre boş boş baktım. Saat 6.12'ydi.
Bugün artık okula gitmem gerekirdi. Sınav dönemi çok yakındı ve ben bu sene sınıfta kalmak istemezdim. Derslerimdeki düşüşü fark etmiştim ve bunları kısa sürede düzeltmek görevimdi.

Patatesler. Kızartma olanları çok güzeldir. Birde erik vardır. Kütür kütür. Sulu sulu. Ekşi ekşi. Miley Cyrus unutulmaz. Hayatıma renk katan kadın. Spor yapmak da iyidir. Severim.

Ah kimi kandırıyorum? Kendimi mi? Aklıma Deniz gelmesin diye sürekli bir şeyler düşünmek buna engel olabilir mi gerçekten? Pek sanmıyorum açıkcası.

Şuan yeni bir öğrenim düzeyi yarattım. 10 ŞIKLI SINAVLAR. ÖĞRENCİLERİ ON ŞIK ARASINDA BIRAKAN BİR SINAV. Evet bu benim sınavım olmalı.

Her bok var. Hepsi de nedense beni kararsız bırakmakta mükemmel konular.

At ağzı misali esneyerek 15 dakikalık gerinme seansımın ardından ayağa kalktım ve gözüm kapalı bir şekilde tuvaletin yolunu tuttum. Her adımım arasında bir santim felan olduğundan varmak uzun sürmüştü.

Tuvalet işlevleri halledilince odama gelip en rahat eşofmanımı giydim. Üstüne de fazla çaktırmamak için okul formasını. Mavi hırkamı alıp odadan çıktım ve bu saatte okulun açık olup olmama olasılığını düşündüm.

Saat 6.47 olmuştu.
7'de çıkarım deyip mutfağa yöneldim.
Dolabı karıştırınca kurabiyeler olduğunu gördüm. Hemen ellerime yükleyip masaya yerleştim. Nasıl yediğimi anlatmayacağım. Orası +18 hatta ve hatta +67 felandır herhalde.

***

Babamı bu saatte okula gitmeye ikna ettikten sonra -ki yaklaşık 15 dakika sürdü- okula geldim.

Okulda sadece görevliler vardı. Diğer sınıfları bilmiyorum ama 11. sınıflarda benden başka kimse yoktu.

Bu kadar erken gelme nedenim için kendime soruşturma başlattım.
Evet İdil hanımkızımız, niye lan! Uyusana mal.

Dersin başlamasına 1.30 saat vardı. Ben ise ne yapabileceğimi düşünmeye başladım. Belki uyusam geçerdi zaman.

Kafamı koluma yaslayıp gözlerimi kapadım. Birden kafamı hızla kaldırıp kulaklığımın eksikliğini giderip tekrar uyku pozisyonuma geçtim.

•~•~•~•

Uyanmaya başladığımda nerede olduğum konusu biraz kafamı yormama sebep olmuştu.
Üzerimden geçen kola sarılmış bir şekilde rahatlığın tadını çıkarırken, bu kol konusuna tekrardan döndüm. Hızla gözlerimi açıp kafamı kaldırdığımda başımın altında yastık haline getirilmiş bir hırka -ki bu hırkayı tanıyorum- ve diğer yanımda da masumca bana bakan bir çift göz. İlk kim olduğunu algılamaya çalıştığımda kendimi biraz geri çektim. Görüşüm netleşince yanımda bana sarılmış bir şekilde yatanın Deniz olduğunu gördüm.

THE RAINBOWHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin