Bazen gitmek gerek nedeni niçini niyesi olmadan
Dönmek mi?
Nasip...
M
ultide Cenk var ;)
Bu manzaraya daha fazla dayanamadım çıktım bahçeye çıkmamla Cenkle göz göze gelmem bir oldu. Yağmurun altında ikimizde ıslanıyorduk. O beni özlüyordu bende oğuzu o beni seviyordu bende Oğuzu o bana acıyordu bende ona... Sanırım tek benzerliğimiz buydu "Mutlu ol" dedi en soğuk sesiyle. "Yapma" dedim titrek bir sesle. Yağmur arttı. Gecenin karanlığın gürleyen gök yüzü ile yağmurum sesi vardı sadece. Çakan şimşeğin ve ayın ışığı vardı ortamı aydınlatan. "Neyi" diye sordu bana bir adım atarak "Seni sevmeyimi" dedi dahada yaklaşarak ondan korkmuyordum bana zarar vermeyeceğini biliyordum. "Ben böyle olacağını bilmiyordum" dediğimde durdu. "Biliyordun küçüğüm biliyordun" diyerek yeniden bir adım attı. Bu sefer bana değilde gök yüzüne bakıyordu. Yaklaştı yaklaştı. Tam önümde durdu bana kısa bir bakış attıktan sonra başını tamamen gökyüzüne çevirdi. Yağmurun yüzünde dans etmesine izin veriyordu sanki. "Baksana halime" diyerek bana baktı gözleri kırmızıydı ama yağmurdan dolayı ağladığı belli değildi "Ay bile halime ağlıyor küçüğüm sen bana ne yaptın" dedi gözlerinden bir damla yaş akıtırken. "Ben bişey yapmadım Cenk lütfen" dedim başımı eğerek "Lütfen böyle deme suçlu olarak beni görme" dedim gözümden akan yaşa engel olamadan niye ağlıyordum ki ben "Niye ağlıyorsun küçüğüm" diye sordu gözlerime bakarken "Bilmiyorum" dedim gerçeği söylemeyi tercih ederken. "İçijde bir yerde bir şüphe var tam olarak buranda ve buranda" diyerek önce kalbimi sonra Aklımı gösterdi. "İki yol çizilmiş biri kalbinin yolu biri aklının sen kalbinin seçiyorsun aklına hiçbirşey sormadan hicbir cevap hakki tanimadan. Ama şimdi pişmansın çünkü aklını dinlemelisin kalbin yorgun küçüğüm. kalbin bitkin kalbin bıkmış bunalmış ihaneten yalanlardan ve en önemliside aşktan. Bu aşk seni çok yordu be küçüğüm çok yıprattı. Yapma bunu kendine yapma şu yağmurun altında bile saklanamayan göz yaşlarını akıtma artık" dedi göz yaşlarımı silerek "Belkide haklısın ama vazgeçemiyorum Cenk olmuyor. Ben sabah kalınca yine onu seviyorum" dedim gözümden bir yaş daha akıtırken. Ellerini benden çekip başına bıraktı. Elerini saclarında gezdirdikten sonra bana baktı. Hala şiddetli yağur yağarken sırılsıklam olmuştuk ikimizde. Bana biraz daha yaklaştı aramızda yok denecek bir mesafe vardı. Biraz eğildi dudak hızamda durunca gözlerini kapatı bir küfür mırıldanıp gözlerini açtı hala aynı pozisyondayken "Gir içeri " deyip geri çekildi. Ben hala o pozisyonun şokundayken başımı sallayıp içeriye girdim. Odama çıkıp sigaramı yakarken biraz pencerenin önünde oturup dışarıyı izledim yağmur hala yağarken aklıma Açelya geldi. Küçüğüm yağmurdan korkardı. Elimdeki sigarayı söndürüp odasına gittim. Bu hale hafifçe gülümserken kapıya yaslanıp manzarayı izledim. Emre ve Açelya kucak kucağa uyuyorlardı. Açelya Emreyi çok benimsemişti. Onu benden fazla seviyordu. Yanlarına gidip üstlerini örterken aşağıdan kapı sesi geldi. Odadan çıkıp kapıyıda kapatınca aşağıya indim. Cenk salana salana oraya buraya çarparak odasına gidiyordu. Kapıya yaklaştım. "Niye mısra niye" diye mırıldanma sesi geldi. Tam kapıyı açacaktım ki şarkı sesi gelince yeniden durdum. Duymadığım bir şarkının sesi geliyorsu içerden birden şarkı başlayınca Cenkte şarkıya katılarak şarkıyı söylemeye başladı.
Sağımda solumda belli ki sen varsın
Nereye çevirsem yüzümü seni gördüm
Odamda duvarda asılmış aşkımız
Sessizce başlasın son şarkımız
Artık anladım bu bizim son dansımız
Ver beni yalnızlığa
Koy beni düşen yağmurlara
Akıp gitsin hatıralar boş sokaklarda
Düşün beni düşün beni şarkılar ağladığında
Son bir selam söyle
ver beni yanlızlığa
Koy beni düşen yağmurlara
Son bir selam söyle yalnızlığıma
Yavaşça silinip giderken kokun yastıklardan
Her şeyde sen varsın senleydi baharlarım
Aşk oyununu zor kazanmak düğümlü şansımız
Sessizce başlasın son şarkımız
Artık anladım bu bizim son dansımız
Ver beni yalnızlığa
Koy beni düşen yağmurlara
Akıp gitsin hatıralar boş sokaklarda
Düşün beni düşün beni şarkılar ağladığında
Son bir selam söyle
Ver beni yalnızlığa
Koy beni düşen yağmurlara
Son bir selam söyle yalnızlığıma
Bu şarkıyı daha önce duymamıştım fakat güzel bir şarkıydı. Cenki şarkı söylerken kolay kolay duyamazdım sesi güzel değildi ama şarkılar sesine yakışıyordu. Ses kesilimce kapıyı tıklatıp içeriye girdim. Cenk elinde tuttuğu albüme kesintisiz bakmaya devam ederken beni görüp görmediğinden bile emin değildim "Bak burda tutturdun Cenkle bizimde fotoğrafımızı çekin diye çok sevimliydin ozaman kavga etmiştin annenle gelinlik giymek istiyorum diye hatırlıyormusun mısra" dediğinde şaşırmıştım. Beni görmemişti bile. "Sen ben olduğumu nasıl anladın" diye sordum Cenke bana bakıp gülümsedi. "Küçüğüm kokunu okadar iyi tanıyorum ki seni tanımamam için bir neden yok" dedi gözlerime bakarak "Yağmur yağdı az önce hala alıyor musun kokuyu'" dedim gülerek. güldü "Birşey değişmiyor" dedi gülümsemeyi devam ettirerek "Anladım" dedim tebesüm ederek "Şarkıyı beğendin mi" diye sordu. "Evet güzel şarkı" dedim tebesüm etmeye devam ederek. "Anlamlı" dedi
ve yatağa uzandı "Öyle" dedim kısaca "Neyse ben çıkayım sende biraz uyu kafanı topla" dedim odadan çıkarken "Benimle uyusana" dedi hafif mayışık bir sesle şok oldum ne tepki vermeliydim bilmiyordum. İhanete girermiydi bu? girerdi beni seven birinin kucağında uyumak ihanetin ta kendisi Oğuza bunu yapamazdım "Efendim" dedim duymadığıma inandırırcasına bana baktı "Yok birşey" dedi gülümseyerek tamam anlamında başımı salladım. Tam kapıdan çıkarken "Hiç güzel rol yapamıyorsun küçüğüm" diye mırıldandı. Gülmüştüm bu haline ve kapıyı kapatım. Yukarıya çıkıp üzerimi değiştirdim. Ve uykuya teslim oldum.
CENK'TEN
"Offf başım çatlıyor" diye mırıldandım. Dündendir uyuyamamıştım. Yaptıklarım söylediklerim hepsi aklıma gelirken utanıyordum kendimden. "Ben bu hale düşecek adam mıydım" diye mırıldandım. "Ne olmus haline" diye araya karışan sesin sahibine baktım "Emre sus çok bağırıyorsun" dediğimde bana ters ters baktı. "Birşey demedim ki oğlum" diye sinirlenince susmayı tercih ettim. "Ne olmus haline diye sordum" dediğinde ona baktım. Oturma odasındaydık ve şuan cidden onu kaldıracak halde degildim "Konuş iyi gelecektir" diye diretince başımı salladım. "Mısra olayı abi boşver" dedim. Ne benim konuşma şeklim bu derdini dök deseler ya böyle dökerim yada sarhoşken "Anlıyorum" deyince başımı kaldırıp ona baktım "Neyi" diye sordum. "Mısra yı seviyorsun ama o sana tepki vermiyor dün bir kaç ses geldi büyük ihtimalle sizdiniz e buda gayet doğal bir olay" dedi "Vay be anlamışsın" dediğimde gözlerini devirdi "Neyse Emre seninle burda sohbet etmeyi çok isterdim ama biraz dışarıya çıkayım hava alayım mesela" deyip yerimden kalktım "Tamam ama kendini yorma" dediğinde el sallayıp dışarıya çıktım. Biraz yürüdükten sonra kulaklığımı takip sahil kenarında yanlınlızlığa hakim olup takılacakken mesaj gelmesiyle bütün hayalerim suya düştü. Mesajı açtığımda gördüğüm karşısında ne tepki vereceğini şaşıran beynim sadece bir yeri tutmam için bana komut verdi yan tarafımda duran bankı tuttup oraya oturdum. Mesaj Eylülden gelmişti ve bu gönderdiği mesajda fotoğraftı Eylül ve oğux çıplak ve yataktaydılar "Niye ben lan niye" diye bağırdım sonrada Eylülü aradım. Bir iki çalıştan sonra açıldı "Siktiğimin kızı hemen buraya gel elimde kalırsın" deyip telefonu kapatım. Çok zaman geçmeden Eylül yanıma geldi onu görmemle kalktım ve onu duvara dayadım "Bana bak sürtük niye ben başka atacak kimse yokmuydu niye lan" diye bağırdım "Çunku sen bunu bilerek daha güzel yaşarsın" dediğinde geri çekildim "İnanmıyorsan eğer videosuda var evim belli. Ve niye ben sorusunu kendine sorma bence nedeni gaget belli degil mi" diye sordu anlamıştım neyden bahsettigini "Defol" dedim bağırarak gülerek yanımdan uzaklaşırken bir küfür mırıldandım daha sonrada caddeye çıkıp bir taksiye bindim ve Oğuzun evine gitmeye başladım. Vardığımda arabadan indim ve kapıya doğru ilerledim arka taraftan ses geldiği için kapıyı çalmamaya karar verdim. Arka bahçeye ilerlerken Mısranın adıyla duydum "Kararliyim abi" dedi oğuz sanirim Canla konuşuyordu "eminmisin oğuz basit degil bu" diye söylendi "eminim abi ben mısraya evlenme teklif edecem" dediğinde kapıdan uzaklaştım. Kapıdan çikinca koşmaya başladım koştum koştum cigerlerim patlayana kadar koştum. Sanki koşunca bütün dertlerden kaçıyormuşsun gibi ağlamama engel olamadım. Ben ilk defa aşık olduğum için ağlıyordum. Koşarak bir uçurumun yanına geldim bu bizim Mısrayla kaçtığımız yerdi. Herzaman sıkılınca buraya gelirdik uzaklaşmak isteyince... Telefonumu elime aldım ve Alpi aradım. "Alp kardeşim şimdi lafımı kesme şu tiyatro vardı ya yetimler için onun görevini sen üstlen herşey benim odamda masamin üzrindeki kağıtlarda yazıyor" deyip telefonu kapatım. Uçurumun kenarına yaklaşırken telefonumu attım. Denizde dalgaların arasında kaybolmasını izledim. Başımı kaldırıp etrafıma bakındım. Ben buraya ait değildim. "Sikmişim şehrinizi gidiyorum burdan" deyip arkamı döndüm. Ve bu şehre son vedamı ettim....
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kar Küresi
Novela JuvenilBenim ilklerim önemli değildi. ama sonum en özel gündü kim bilebilirki bir sonun yeni bir hikayenin başlangıcı olduğunu... Ben Mısra aksu sizce bir intikam ne kadar ileriye gidebilir ben bu intikamı ne kadar sürdürebilirim. kimler olacak bu intikamd...
