Benim ilklerim önemli değildi. ama sonum en özel gündü kim bilebilirki bir sonun yeni bir hikayenin başlangıcı olduğunu...
Ben Mısra aksu sizce bir intikam ne kadar ileriye gidebilir ben bu intikamı ne kadar sürdürebilirim. kimler olacak bu intikamd...
Multide üst fotoğraftakiler Cenk mısra Açelya altakilerdeMısra Emre ve açelya var iyi okumalar :*
Uyandığımda başımda tarif edemediğim bir acı vardı. Aşağıdan sesler geliyordu. Merak edip aşağıya indiğimde Açelya ve Emrenin kavga ettiklerini Cenkin böğürerek güldüğünü Miray ve Meleğin Cenke katıldığını gördüm. Kapı çalınca Cenk gidip kapıyı açtı. Oğuz ve Barıştı. "Günaydın sevgilim" deyip bana yaklaşan Oğuza baktım. Diğerleride benim varlığımı fark etmişlerdi çünkü bakışlar bana döndü. Meleğe baktığımda yanıma geldi ve bana sarıldı. "Dün biraz tartışmışız valla açıkçası olayı hatırlamıyorum kimsede duymamış ama dünde kaldı boşver yeni gün yeni umutlar" dediğinde bende ona sarıldım ve geri çekildim "Bide yeni ihanetler" diye devam ettirdim fakat mırıldandığım için duymamıştı. Açelyanın yanına gidip onu öptüm "Günaydın küçüğüm" deyip ondan uzaklaştım "Günaydın annecim ya şu Emrw abiye bişey söyle ya öldürdü beni" dediğinde kaşlarımı çatıp reye baktım ve ona adım attım "O benim" dediğimde güldü "Biliyorum cadı o senin" diye devam ettirince bende güldüm. Kapı yine çalınca bu sefer Açelya koştu "Selam kanki ve diğerleri" deyip bana sokulan Alpe baktım "Ne istiyecen Alp" dediğimde dudak büzdü "Kanka Ceylanın numarası silindi yanlışlıkla bana numarayı versene" dediğinde ona yaklaştım "Bizim buralarda nah diye bir söz vardır bilirmisin Alp" deyip geri çekildim. "Yapma be kanki" dediğinde omuz silktim "Sen bul kendine" dediğimde eline telefonu aldı. "Bulacam lan görürsün" deyip bir numara çevirdi gidip Oğuzun yanına oturdum. Alp telefonla konuşurken birden bize baktı "Oğuz kanki ölümüs varmı" diye sorduğunda Oğuz kaşlarını çattı "Ne alaka lan" dediğinde Alp devam ettirdi "Peki öldüreceğin biri hiçmi yok" dediğinde bu sefer ben araya girdim "Alp saçmalama ya ne ölüsü" dediğimde bakışları yeniden Oğusa döndü "Sen kendi beden ölçülerini söylesen seni öldürsek kanki" dediğinde Oğuz ona yastık attı "Tamam ya abi valla ölümüz yok size bol ölüler" deyip telefonu kapatı "Alp ne oldu ne yapıyorsun sen" dediğimde bana baktı ve yanıma oturdu "Kanki ya ben 118 80 i arayacaktımda bir numarasını eksik yazdım mezarlık çıktı bende aramışken sevinsin garibimler diyerekten ölü çıkarmaya çalıştım" dediğinde kahkahayı bastım. Oğuz kaşlarını çatıp Alpe bakarken "Senin olmayan beynine koyayım Alp" deyip yumruğuyla Alpin omuzuna vurdu "Yanlız kanki omuzum göçtü" diyerek söylenen Alp yeniden eline telefonu aldı ve bizden uzaklaştı. "Ben giyineyim canım halime bak" deyip ayağıya kalktım başıyla onaylayınca yukarıya çıktım kot bir pantolon ve salaş bir üst giydim saçlarımıda topuz yapıp aşağıya indim. Cebime bıraktığım telefon titreyince elime aldım. Numarayı tanımıyordum çıkan resimler karşısında şok oldum. Elimdeki telefonla hala bakışırken kafamı kaldırıp miray ve barışa baktım "Şerefsizler" diye mırıldandım. Fotoğrafta Miray ve barışın öpüştükleri foroğraf vardı bir evin önünde ondan sonrada üst katta dışarda çekilmiş bir fotoğraf vardı Barış Mirayın üstünü çıkarıyordu. Sorun onların birlikte olmaları değil sorun olan tarih ailemin öldüğü gün bir fotoğrafta miray telefona bakıyor bir fotoğrafta telefonun bir düğmesine basıyordu. Altında yazan notu okuyunca bütün ihanetiyle bir gerçegi daha gördüm 'Ailen ölürken yanında olmasını istediğin kisiler bak ne güzel eğleniyorlar. Aramana rağmen açmıyor hatta telefonları sesize alıp belki kapatıyorlar ah be güzelim. Şimdi yak bir sigara al büyük bir yudum ve bu ihaneti sindirene kadarda bırakma o dumanı belki sende ailen gibi ölürsün' başım dönüyordu. Sanki biri ayağımın altıdaki yeri çekiyordu. Sanki dipsiz bir kuyuya biri beni atıyordu. Burnumdan akan sıcaklığı hisedince elimi burnuma verdim. Kandı... Açelyanın çığlıklarını duyunca Alpin yanıma geldiğini gördüm sonrada Emre nin "Küçügüm" diye mırıldandım karşımda ağlayan Açelyaya bakarak ve karanlık.... Ayaklarım yerden kesilmişti bayılmıştım. Kesik kesik gelen sesler çığlıklar duyuyordum. Yüzümdeki göz yaşlarını. Ağlama sen küçüğüm sen burdaki en masum kişisin ağlama. Kendimi suçluyordum. Bu kadar inanmamı güvenmemi suçluyordum. Herzamn yanında olduğum kişilerin bir gün bile olsa yanımda olmamalarına kızıyorum sahi ben niye sinirliyim ki onlar benim neyim oluyorlar. Ambulansın sesini duyuyordum. Kolumda hissetiğim sızı kalbimde hisetiğimin yanında okadar basitti ki bu acı ihanet acısı bambaşkaydı. Uyandırsınlar beni uyanmak istiyordum burası gittikçe ağırlaşıyordu gittikçe karanlıklaşıyordu. Burda kalmak istemiyordum ben bunu hak etmiyordum çıkarın beni burdan aklımın içi çok ağır burda herşey daha karanlık daha net ben bu gerçeklere hazır değilim bırakın beni kendi yalanlarımla mutluyum ben umutluyum. Bunları kaldıramam. Bağırıyordum içime içime.... Sesimi duyan yok beni uyandıran yok daha çok itiyorlardı karanlığa. Yine bana sırtlarını dönüyorlardı Annecim Babacım siz gelin beni kurtarın burdan beni çıkartın burdan bu dünyadan alın burası gerçek dünyadan daha acımasız daha zor. Beni bu gerçeklerden kurtarın... °°°°° Gözlerimi açtığımda hala başımda ağlayan Açelyayla karşılaştım "Ağlama küçüğüm" diye mırıldandığımda bakışları bana döndü "Annecim" diye sevinçle boynuma sarıldı. "Tamam geçti" dediğimde Cenk gelip saçlarımdan öptü Emrede yanıma oturdu ve elimden öptü "Cadısın sen ya Cadısın" diye söylenirken güldüm "Tatlıyım ve vazgeçilmezim ha bide beni seviyorsunuz" dediğimde Cenk araya girdi "Evet Maalesef seni seviyoruz" dediğinde gözlerimi devirdim "Maalesefmiş gıcık" diye söylendim. Kapı açılınca Oğuz ve diğerleri içeriye girdi Oğuz yanıma gelip saçlarımdan öpünce Cenk gözlerini devirip dışarıya çıktı "Ne oldu bana" diye sordum "Bayıldın kanki" diye araya giren ve elinde bi yığın çikolata olan Alpe baktım "Onlar benimmi" diye sorduğumda çikolatalara baktı "Hayır tabikide aaa hastaneye dagitacam ben " dediğinde ona yanimda duran su şişesini attım "Tamam ya şaka yaptım senin bu Çelenk te yaptıracaktım Cenk izin vermedi" dediğinde gözlerimi açtım "Manyakmisin bir demet yeterdi" dediğimde omuz silkti "Bizde böyle ya hep yada hiç" dediğinde güldüm "Beyninde bir damar var sinirden ve üzüntüden catlayan bir damar stresten kendini üzdüğünden arada bir bayılmaların oluyormuş zaten baş dönmen bir kere bile kalkıp söylemedin ya bayılmasaydın hiç düşündünmü ne olacak diye" sinirle bağıran Cenke baktım. İçeriye girmişti "Simdi ne olacak" diye sordum "İlaç tedavisi ve en önemliside psikolojik tedavi üzülmek yok stres yok" diye söylenmeye başladı "Ben anneme bakarım" dediğinde Açelyaya baktım "Evet miniğim bana bakar" deyip yanağından öptüm. "Kanki o değilde kadın doğumluk bir sorunun varmı" diye soran Alpe baktım "Ne alaka" diye sorduğumda elinde telefonu salladı "Manyak bir kadın doğumcuya denk geldim erkek olduğumu anlamamkta kararlı zorla hamile bırakacaktı beni" dediğinde kaşlarımı çattım "beyin cerrahı olan bir doktorun numarasını alacağına manyak bir kadın doğumcunun alıp aradı olay bu" dediğinde Emreye daha sonradan yeniden Alpe baktım ve kahkaha attım "Nedir senin bu telefonlardan çektiğin" dediğimde hala gülüyordum. Alp gözlerini devirip dışarıya çıknca Cenk ve Emrede yanıma geldi "Hadi çıkıyoruz" dedeiklerinde beni doğrultular. Bir hemsire gelip kelebeğimi söktü. Ayakkabıları mı giymeme yardım eden Cenke baktım "Tamam ya okadar uğraşma açık kalsın" dediğimde Açelya araya girdi "Hayır annecim açık kalmasın seni çok güzel bir yere götürecem" dediğinde ona baktım "Nereye" diye sorunca omuz silkti "söylemem" dediğinde ısrar etmedim bende Cenk ayakabılarımı tam giydirdikten sonra "Sizi ben bırakırım" deyip koluma girdi Oğuz biraz mızmızlansada birşey demedi birbirleriyle muhatap bile olmuyorlardı. Arabaya bindiğimizde benle açelya arkaya Emre de öne geçti Cenk zaten arabayı kullanıyordu "Eee fıstık nereye " diye sorduğunda Açelya yolu tarif etmeye başladı yeşilik bir alana geldiğimizde açelya Emre ve Cenki durdurup beni arabadan indirdi. Biraz ilerledikten sonra rengarenk merdivenleri olan bir tepeye geldik
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
tam merdivenlerin aşağısında dururken etrafıma baktım Her yer yeşilikti yanda akan küçük bir nehir vardı. Ve merdivenkerin en başındada oturulacak yerler vardı "Burası çok güzel" dediğimde bana baktı ve merdivenlerin ortasına gitti "Ben hep buraya gelirdim canım sıkılınca otururdum burda" deyip yere oturdu "Elerimi açardım ve dua ederdim bu renklerin içinde beni siyah bırakma diye sonra sen geldin herşeyim değişti bende bu renklerden biri oldum. Simsiyah gördüğüm simsiyah olarak göründüğüm hayata bana renkler verdin Annecim şimdi yine burdayım seninleyim rengarenkim ama yine elerimi açıyorum ve dua ediyorum seni kim üzüyorsa iki katı üzülsün Kim kırıyorsa bu hastalığa kim sebep olduysa iyileşsin benim annem mutlu olsun gülsün Amin" dediğinde gözlerimden yaşlar aktı. Gidip ona sarıldım "Sana birşey olmasın annecim ben sensiz yapamam bana bu hayatın güzeliklerini bana ağlamamayı öğreten annecim senin ağladığın bu yerde yaşamak istemiyorum bu yüzden sen hiç ağlama olurmu"....