İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Sona doğru

123 5 0
                                        

En güzelide uykunda ölmek aslında acısız. Böyle bir bakmışsın ölmüşsün...

Multide cenk var :)

Kalbim acıyor mesela ayakta duramıyorum. Oturup köşeme geçmesini bekliyorum herşeyin, zamanın, özlemin,aşkın... Sonra ne mi oluyor? Kalbim daha çok ağrıyor, aşkım özlemim dahada artıyor, dizlerimin üzerinde boyun eğiyorum dünyaya hiçbirşey geçmiyor göz yaşlarım durmuyor isyan ediyorum hayata. Hani geçecekti diye soruyorum zamana. Zamanda ihanet ediyor bana geçmek yerine durmayı seçiyor bu ebedi hayata... Zaman duruyor acılar artıyor....
Elimdeki mektubu bu kaçıncı okuyuşumdu bilmiyorum. Acılar biteceğine artmayı seçiyor. Cenk gitmişti. Beni yanlız bırakmayacağını söyleye söyleye gitmişti. Saat geceyi gösterirken elimdeki bira şişesiyle mektubu yeniden okudum. Ya kabullenmiyordum. Yada kabullenmek istemiyordum. Bilmiyorum. Herşeye eyvallah dedimde bu hayata Cenkin benden gitmesi niye bu kadar zoruma gitmişti. Elinde sonunda böyle olacaktı bunu biliyordum. Peki ya ne oldu da değişti bu his. Ne istiyordum ben. Neyden korkuyordum. Yanlızlıktan mı? İyide hep böyle değilmiydi? Sadece eskiden ailem vardı şuan küçüğüm var. Cenk haklıydı. Dayanabileceğik birşey bulmuştum. Bir küçükte ben bulmuştum. Peki ya şimdi? Cenkin beni terk etmesi beni niye bu kadar etkiledi....
°°°°°
Biliyorum. Anlıyorum. Ben Cenksiz yaşayamam. O benim küçüklük aşkım. Sanırım yani emin değilim...Yada dur dur kesin eminim onun beni sevmemesinden emin olduğumum kadar eminim ben ona aidim. Bir insan niye hep rüyasında görmek istemediği kişiyi görür ki. Yada durun ben onu deli gibi görmek istiyordum ben onu deli gibi özledim. Bakın yine rüyam geldi aklıma tek sarılmalık kızgınlığı vardı oysa sarılınca geçecekti dedi gözlerime bakan yabancı. Haklıydı ben yapamadım sarılıp kırgınlığını alamadım ben daha fazla kırgındım ben daha fazla mutsuzdum. Onun bana sarılması lazım dı. Benim aslında bir sarılmak kırgınlığım vardı. Herşey belimden tuttup beni kendine çekene kadardı. Öyle yapsaydı belki ben iyileşirdim onuda iyileştirirdim. Kırıldım ona rüyamda hiç olmadığım kadar neden gururu önüne koyardı ki tuttup sarılsaydı ne olurdu neden benden bekledi. Neden neden sonra çekip gitti. Çünkü dedi en iç sesimden gelen acı gerçek çünkü o bunu hiç istemedi. Sen onun istediği kadar varsın dedi. O istemeyince bir hiçsin yalan söylemiş sana o yabancı. O seni affetmeyecek kadar nefret ediyor senden ihanetler gözünü kör etmiş ve kalbinide o özlemini bile içinde yaşar seninle barışırsa eskisi gibimi olur sanıyorsun. Ah aptal güzelim o seni özlememek için seni affetmiyor... O senden nefret ediyor... O beni bıraktı. O benden gitti. Beni bu halde bıraktı ve kayboldu. Dün gece bilmem kaçıncı birayı devirirken uyuya kaldım. Uyandığımda ise o sürekli sorduğum sorunun cevabını buldum. Buydu. Ben ona aittim. Bu Oğuz olsada olmasada değişmeyecekti. Biz birbirimizindik. Küçüklükten beri bu böyleydi. Elime telefonu alınca aklıma gelen şeyler küfür mırıldanıp telefonu fırlattım. Ona ulaşılmıyordu. Hemen aşağıya indim. Daha doğrusu inmeye çalıştım. Merdivenlerden düşmemle inme eylemeni düşüşle gerçekleştirdim. Emre ve Açelya hemen yanıma koştular. "Annecim iyimisin" diye ağlayan Açelyaya baktım. "iyim küçüğüm" diyerek yerimden kalkmaya çalıştım. Ayak bileğim ağırıyordu. "Yardım edeyim" diyerek bana eğilen Emreye bakıp başımı salladım. Beni kaldırdığında gözümden gelen yaşa engel olamadım. Ama hemen silip beni görmemeleri için çabaladım. Emre gördü. "ne oldu" diye sordu "Gitti" dedim kısaca. O anlamıştı ve fazlasını sormamıştı. zaten benimde anlatmaya niyetim yoktu. Emrenin yardımıyla içeriye geçip uzandım. Cenk için inmiştim ama sormamaya karar verdim. Gitmek istiyorsa öyle daha mutluysa gitsin. Bir laf var 'O sağ kalsında ben selamet olmasınıda bilirim' diye şuan tıpkı bu meseleydi. O mutlu olsunda gerisini ben hal ederim.
Emre bir süre gözlerime baktıktan sonra yanımdan ayrıldı. Nereye gittiğini bilmiyorum. Dışarda yağmur yağıyordu. Açelyayı saçlarımdan öpüp yukarıya çıktım. "Nereye annecim" diye sordugundq merdivenlerde ona baktım "Birqz hava almalıyım.küçüğüm beni merak etme" diye söyleyip öpücük gönderdim. Ve yukarıya çıkıp giyinmeye başladım. Tayt ve bol gömlek giyip banyoya gittim. Saçlarımıda gelişi güzel toplayıp evden çıktım. Arabama atlayıp biraz gezdim. Sanırım herşeye rağmen hak etmiştim. Yanlızlığı. Gezi işinden sıkıldıktan sonra akşama yakın Cenkle sürekli kaçtığımız yere geldim ve işte o sahne "Cenk"...

CENK'ten
Valizim hazır ben hazırım biletim hazır. Akşam uçağına tek kişilik sadece gidiş. Elveda şehir elveda acılar elveda hayat ve elveda mısra... Hala kaldığım otel odasının kapısı çalınınca ayağıya kalkıp kapıyı açtım. "Emre" diye sordum şaşırarak. "Akşam gelecektin hani" diye sorunca içeriye girdi "Gitme" dedi tek nefeste gözleri dolarken "Yuh abi ağlama" diyerek yanına gittim "Ne ağlayacam it ben mısra için üzülüyorum" dediğinde ona baktım ve hemen toparlandım. "Alışır dedim kısaca "Ölecek Misin lan alıśacak diyorsun kız heba oldu sabah merdivenlerden düştü. Baya kötü cenk yapma bunu ona" dediğinde Arkamı döndüm. Mısra merdivenlerdenmi düşmüştü. "Belki" deyip kapıya ilerledim. "Uçağım kalkacak" diyerek yalan söyledim. Sanırım mısranın acı çekmesini istemiyordum daha güzel bir fikrim vardı. "Kararlısın yani" diye sordu "Herzaman" dedim kısaca. Onayladı başıyla "Yürü havaalanında vedalaşlım" dediğinde bende onayladım ve valizlerimi alıp dışarıya çıktık. Aşağıda otel işlemlerini hal edip arabaya bindik. Sesiz bir yolculuktan sonra havaalanına vardık. Arabadan inince Emrede indi "Gelme içeriye kadar vedalaşmayı sevmiyorum" dedim yeniden bir yalan söyleyerek. "Tamam abi gelmeyecem kendine iyi bak dikkat et inince muhakak dön bana" dediğinde "Eyvallah sende mısraya açelyaya iyi bak" dedim kısaca erkekçe vedalaştı tan sonra havaalanına girdim. Beni göremeyeceği bir yere geçip gitmesini bekledim. Gidincede dışarıya çıktım. Bir taksiyi durdurup bindim. Mısrayla sürekli gittiğimiz yere gittim. Akşam olmak üzereydi hava hala aydınlıktı. Uçurumun kenarına geçip valizlerimi boşaltım ve kıyafetlerimi hepsini yaktım. Ondan sonra uçuruma yaklaştım. İşte tam olarak buydu arkamda yanan koca bir ateş vardı ve ben uçurum kenarındaydım. Düşündümde gitmek daha çok acı verecek banada onada en iyi kökten ortadan kalkmak. Uçuruma bir adım daha attım. Ben onu sevdigimi söylerken ölüm kadar ciddiydim. Bir adım daha ölümün bu kadar yakın olması garip bir hismiş bir adım daha ve sonra kurtuluş kaçış boşluk ve sonsuzluk ah be aşk sen sonsuzluğu tatırmadın ama daha iyisini buldum. Ölümü buldum.. Elveda yaşam hoşgeldin ölüm...

Kar KüresiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin