Benim ilklerim önemli değildi. ama sonum en özel gündü kim bilebilirki bir sonun yeni bir hikayenin başlangıcı olduğunu...
Ben Mısra aksu sizce bir intikam ne kadar ileriye gidebilir ben bu intikamı ne kadar sürdürebilirim. kimler olacak bu intikamd...
Küçüğüm; "Sana bunları yazıp yazmamaktaokadar kararsız kaldım ki ama sanırım yine herzamanki gibi yenildim kalbime duygularımaaşkıma...Neye inandıysam elimden gitti kaybettim herşeyi. Ben ben aşık olamam mısra hele sana asla olamam olmamalıydım. Ben annene söz verdim seni asla incitmeyecem diye. Ben ben babana söz verdim seni asla yanlız bırakmayacam diye asla senden gitmiyecem diye ne olursa olsun ömür boyu yanında olacam diye. Ah be küçüğüm... Bu aşk fazla geldi bana ben tutamayacağım sözler vermezdim ama şuan ise... Yazamıyorum. Konusamıyorum. Herşeye rağmen sana yine anlatamıyorum nedir beni bu hale düşüren. Hata yaptım ben göremedim Oğuza olan aşkını buna rağmen kapıldım sana. Babanın hep bir lafı vardı. Derdiki bir kadın onu kırsan bile seni affediyorsa seni çok seviyordur. Öyle yalandan diğerleri gibi değil, sahiden , İçten, öyle derin hissederek seviyordur. Sen Oğuzu böyle sevdin sahiden içten kalbinin en derininden sevdin. Bende seni böyle sevdim ama sanırım kırıklarımı saracak kadar güçlü değilim aşkım okadar güçlü değil. Sen sen çok güçlüsün Mısra Aksu herşeye rağmen ayaktasın tek başınasın ama dimdik duruyorsun. Sen benim küçüğümdün ben seninle ayakta duruyordum sende kendine bir küçük buldun ve sende onunla ayakta kalmayı başardın. Bak Mısra ben sadece Oğuzun seni benim seni sevebileceğimden daha fazla sevsin istiyorum seni üzmesin seni mutlu etsin istiyorum ama sanırım sadece istemekle kalıyorum. Soruyorum sana mısra Aksu aşkın ihanetideaffedebilecekmiOğuzun sana yalan söylemesini senden şüphelendiği zaman soluğu Eylülün kollarında anlamasını da affedebilecekmi aşkın? Bence affetmemeli ihanet affedilmemeli ne kadar aşıksanda bu olmamalı. Çok kararsız kaldım Küçüğüm sana söyleyip söylememekte çok kararsız kaldım. Ama bil istedim. Madem onunla eveleneceksin bir yalanla evlenme istedim. Evet beni duydun evleniyorsun. Sana evlenme teklifi edecek Oğuz. Ama eylülün kollarında uyuduktan sonra evlenme teklifi etmek aklına geldi. Neyse geçelim bunları biraz güzel şeylerden bahsedeyim. mesela hatırlıyormusun ilk defa karşılaşmamızı ben Amerikadan yeni dönmüştüm henüz 13 yaşındaydık. Kavga etmiştik ilk birbirimizi gördüğümüzde sen ozamanlar 10 yaşındaydın. Çok masumdun bana hep kızardın en son dayanamamıştım bir gün ve bizi bir odaya kilitlemiştim. O an söylediklerimin hepsi aklıma "Bana bak küçüğüm çok param var eğer sürekli bana bulaşmazsan ve benimle iyi geçinirsen seninle evlenirim hatta belki seni sevebilirim büyüyünce aynı işte çalışırız ve seni zengin yapabilirim" demiştim sana bana bakıp gülmüştün "Ahh sersem ben zaten zenginim gerek yok ben büyüyünce istediğim kisiyleevlenecem" deyip ayağıma tekme atmıştın. Tabi daha sonradanda odadan çıkmıştın. Aradan kaç yıl geçti hatırlamıyorum ama yine gelmiştim bu şehire beni görünce çok şaşırmıştın "Tipsiz olan nerde" diye sormuştun bana "O yok küçüğüm benimle idare et " demiştim sana evet evet hatırladımikimizde ergenlik çağındaydık ozamanlar boynuma atlayıp "Evlenme teklifini kabul ediyorum kaçır beni" diye cırlamıştın sesin hala kulaklarımda. Annen gelmişti o sırada "Kız in Cenkin kucağından" demişti sana "Anne yüzükleri getir Cenk benimle evlenecek" demiştin sende "Hop hop bir dakika bak küçüğüm evlenirim ama bir şartla asla ama asla erken evlenmek yok" demiştim sana sende oflayapuflaya kabul etmiştin. O zaman anladım seninle aramızda olan o sonsuz bağı. Ozaman hissettim. Bana acı verecek kızın benim küçüğüm olduğunu. O zaman anladım bana acıyı öğreteceğini her seferinde seninle ağlayacağımıanlamıştım. Öylede oldu canın yandı canım yandı ağladın. Bende oturdum ağladım Aşk acısı çektin bende seninle çektim. Bir ara oturuyorduk seninle ozamanlar Oğuzutanıyordun ve aşıktın ona "Ne hissediyorsun" diye sorduğumda "Tuhaf bir duygu" demiştin bana "Peki ya acı" diye sormuştum sana gülmüştün "Ben acı hissettmem" dediğinde sana bakmıştım ve devam etmiśtin "Eğer bir gün acı çekersemhafızamıkaybedecem böylelikle acıyı hissetmeyecem" demiştin. O an bunu nasıl yapacağını merak etmiştim. Yengem beni arayıp hafızanı kaybettiğini söyleyince anlamıştım çok acı çektiğini kalbinin yok olduğunu o an direk yanına gelip sana o acıyı yaşatanları öldürmek istiyordum. Geldim seni gördüm acı çekme sebebini gördüm ve birşey yapamadım. Çünkü aşıktın aşk için çekiyordun bu acıyı. Sana bunu yaşatan aşktı. Aşık olduğum kız aşk acısı çekerken teselliyi benim kollarımda arıyordu ne yapabilirdim ki... Onu her öptüğünde ona her sarıldığında neler hissettiğimi bir bilsen oturup halime ağlarsın. Şuan elimde bir sigaramla sana bu satırları yazıyorum dolunayın ışığında. Karanlık bir odada duygularımı saklıyorum aya. Elimdeki sigaraya yanlızlığımı saklıyorum. Üflediğim dumana seni. Kalbime aşkını sigaramın ucundaki ateşede kendimi saklıyorum. Senden her yudum içtikçe ben yanacam sen benden uzaklaşacan. Aşkın ise kor ateş gibi kalbimde kalacak ebediyen... Sonsuzluk ne kadarda kısa bir kavrammış meğer baksana ben aramızdaki sonsuz bağı bu gün bitiriyorum mesela. Çok kısa ve çok imkansız bir aşka bağa imzamıatmışım meğer. Ben yanmayı çoktan hak etmişim.Eğer bir gün seni unutursam başka bir yerde sensiz bir hayat kurarsam affetme kendini olur mu? Bunu sen yaptın bunu bize sen yaşatın. Ben ölüm kadar ciddiydim seninle evleneceğimi söylerken. Ailene söz verdim seninle evlenecem diye. Ama yapamadım. Hadi sıra sende sen biraz üzül benim için sen biraz ağla sen biraz acı çek benim kollarımda Oğuz için ağladığın zaman ne hissettiğimi hisset lanet olsun sevdiğim kız! Şimdi kalk benim için acı çek.! Herşey bitti derken yeniden içime düşürüyorsun bu acıları yeniden yakıyorsun beni sana anlatmak iyi olur diye düşünüyordum sikeyim ben böyle isi. Madem iyi olur niye ağlıyorum lan şuan niye elimdeki bardak kırık. Niye yine yanlızlığa karanlığa gömüldüm lan ben. Doğru söyle yine ona gideceksin değilmi Yine affedeceksin onu değilmi? Şuanda onun yanındasın zaten bu yüzden acıyor kalbim karışıyor aklım. Bu yüzden yine uçurumun kenarında sadece kendimi görüyorum. Sana en başında benim için ne ifade ettiğini söylemeliydim şuan belkide bu halde olmazdık. Herneyse sevdiğim Ben beni sevmeyen birini severek kendime en büyük acıyı yaşatıyorum. Ben daha fazla dayanamıyorum. Ben gidiyorum. Uzaklaşıyorum bu hayatan. Koparıyorum o sonsuz bağı. Bu bir veda mektubuydu. Affetme Oğuzuolurmu o seni hiçbir zaman sevmeyecek çünkü. Ben tam yolun ortasında acı çektim be küçüğüm. Tam herşeyin sonuna giderken acı çektim. Ben bu gün defalarca öldüm. Aynı anda bin kere gömüldüm. Neyse küçüğüm herşeye herkese neyse tüm hikayelerin ortak noktasıymış bir gün bitmeleri. Benim hikayem bitti. Sizin hikayeniz yani Kar küresi umarım bitmez. Sadece yani tek bir şey söyleyecem. Sana dedim ya eğer sensiz bir hayat kurarsam affetme kendini diye. Şimdi değiştirdimkararımı. Kendini affetme olur mu? Asla ama asla bunu yapma. Sen beni öldürdün. Ben yeni bir hayat sensiz bir hayat yaşamaya gidiyorum. Affetme olan bitenleri acıları anıları hiçbirşeyi. Hoşçakal küçüğüm hoşçakal... Bu bir veda birdahadönmeyecem buralara sana..."
Ağlamama engel olamıyordum.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sanki her kelimesi beni daha çok itiyordu ağlamaya. biliyordu herşeyi Oğuzu ve Eylülü biliyordu. En önemliside Oğuz ve Eylül gerçekti. Bana söylemeden gitti bir kağıt parçası bıraktı arkasından ve gitti. Nefes alamıyor elimdeki kağıt parçasını defalarca okuyup duruyordum "Kendimi değil ama seni asla affetmiyecem Cenk Aksu asla"...