KISKANÇLIK MI?

51 7 7
                                        

Çocuklukta başlayan "o benim çikolatam" sözünün, büyüdüğünüz zamana aktarılmış halidir. Tek farkı, çikolata denilen şey artık bir insandır. Kıskançlığı bazıları güvensizliğe, bazıları ise aşırı sevmeye yorar. İkisi de değildir aslında kıskançlık.

Kıskançlık; sahiplenme hissinin, duvarlarını korku ile ördüğü bir gönül evidir. Kiminin evi tek odadan, kiminin evi çok odadan oluşur. Kıskançlığın aşırılığı insanı sıkar, bu durumda kıskanan kişiye aitlik hissettirmek gerekir. Örneğin; sevdiğin adam/kadın seni çok kıskanıyor. Sen ise bu durumu; güvensizliğe yoruyorsun. Uzaktan, yakından alakası yok güvensizlikle. Sevdiğin kişi seni kaybetmekten korkuyor ya da seni paylaşmak istemiyor. Sebep korkması ise:
Ona sıkça ondan başkasını sevemeyeceğini anlat. Güzel yanlarından bahset bazen, farkındalık oluştur. Böylece zamanla gitmenden korkmaz ve seni daha az kıskanmaya başlar. Sebep eğer sahiplenişi ise ki, en fazla görülen sebep bu:

Sahiplenmeye karşı, yapılacak bir eylem yok aslında. Karşındaki seni dozunda veya aşırı sahipleniyorsa, sende olan güzellikleri başkasının görmesini istemiyordur. Belki çok güzel bir ahlakın, çok güzel bakan gözlerin var. Kim bu özelliklere "hayır" der ki? İşte bunu bilen sevgili, başkasının bunu görmemesi için çabalar. Şöyle bir düşün bakalım, sen ister miydin bunu? Eminim ki, istemezdin. İşte bu yüzden kıskançlık aslında sevildiğinin, değer gördüğünün işaretidir. Çok mu kıskanıyor? Bırak o halde, kimse görmesin sendeki güzellikleri. Çünkü: kısıtlanan hayatın değil, hayatındaki kişiler oluyor. Ruhu sana eş olan insanla ve çevrende uygun olan herkesle, yine hayatını yaşayabilirsin. Birde kıskançlık denen duygusunu, güvensizliğe kılıf yapmış insanlar var. Derinde sevdiği adama/kadına güvenmezler. Ama kendisini kıskanıyormuş gibi gösterirler. İşte bu yüzden; kıskançlık denince, akla gelen kelimeler arasına "güvensizlik" de giriyor. Mesela:

"Ben uyuduğumda, sende uyumuş olacaksın" bu cümle kadar, güvensizlik kokan bir kelime topluluğu daha var mı? İşte bu noktada ayrılıyor güven ve kıskançlık. Güvenin olmadığı ilişki, kanadı kırık kuşa benzer. İstediğin kadar uçmasını iste. Sen ellerinle bir yere taşımadıkça, o uçarak bir yerden bir yere gidemez. Kıskançlık denen duygu ise güzeldir. Onun olmadığı ilişki, zayıf başlamış ve sorgulanması gereken bir ilişkidir. Aşırısına çare bulursun fakat hiç olmayan kıskançlığa çare bulamazsın bunu unutma. Çünkü hiç olmayan kıskançlık; onun gözünden ve gölünden seni düşürdüğünü anlatır. Bu dünyada sitem edilmesi gereken onca kişi varken, seni sahiplenen bir insana kızma. Gün olur özlersin, keşke dersin. Kaybettiğin adamı/kadını ise geri kazanman, kül olan bir mektubu tekrar okuman kadar zordur. Diyeceğim o ki; küçüklüğünden beri "o benim çikolatam" cümlesi ile gelişen, sahiplenme duygunu saklama. O duygu kötü değil, değer vermesen onu başkalarıyla paylaşırsın. Değer vermesen belki bir kenara atarsın. Ama sen seviyorsun ya da o seni seviyor. Şükür et, dua et ama sakın sitem etme. Kıskançlığıyla; hayatta bazen yürüdüğün ateş bahçesini, papatya bahçesine çeviren adamın/kadının değerini bil. Ve unutmaman gereken bir şey daha:

Hayatta; sahiplenilmemiş ve gidişine karşı önlem alınmamış her şey, elbet bir gün bir başkası tarafından çalınmıştır. Gönül hırsızları çok, iyisi mi siz hep kıskanç kalın...

AYNAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin