SERSERİ SİGARA PAKETİ
Okul sınırlarını da terk edecekken, okulun karşısındaki duvarda tünemiş Ayaz’ı görmemle olduğum yere çakıldım. Tam da onu düşünürken... Gülümsedim. Beni görünce duvara dayadığı ayağını indirdi ve dudakları kıvrıldı. Bana doğru yürümeye başladığında tuhaf bir mutluluk duygusu bedenimi ele geçirdi ve içimde havai fişekler patlamaya başladı. BENİ Mİ BEKLEMİŞTİ? AYAZ, BURADA BENİ Mİ BEKLEMİŞTİ YANİ?
Ayaklarım şaşkınlık ve mutluluk duygularıyla harmanmış bir çeşit tutkalla sabitlenmiş olduğundan adım atamadım. Ayaz yavaşça yanıma yürüdü, durdu ve gözlerimin içine baktı. Ben de aynını yaparken gözlerini Berkan’a çevirdi ve harfler ağzından özgüvenle döküldü. “Kaybol.” Keskin bakışları bana dönerken normalleşti.
Berkan bana baktığında gülümseyerek kafamı sallayıp ona itaat etmesini sağladım. Kimi kandırıyorum? Cüsseyi görüyoruz, kapasiteyi görüyoruz. Kaybol da o güzel yüzüne yazık olmasın Berkan'cığım. Söylediklerimi sanki duymuş gibi hızlı adımlarla yanımızdan ayrıldı.
Gözlerini gözlerimden ayırmadan, elini çantama attığında bir refleksle geri çekildim. Ne oluyor ya? “Ne yaptığını sanıyorsun?” diye çıkıştığımda tekrar çantamı tuttu ve sertçe çekti. Sırtını duvara yaslayana kadar çantam aracılığıyla beni sürükledi. Evet, bir de bana der algılama sorunun var diye. Sen baştan aşağı sorunsun be.
İtiraz etmeme fırsat vermeden, kararlılıkla fermuarı açtı ve koca elini çantamın içine daldırdı. Eli çantamın içinde dönüp dolanırken ben suratını inceliyordum, bir şeyler çıkarmaya çalışabileceğim tek yeriydi ne de olsa… Gözleri ve kaşları da, elleriyle birlikte çantamın içindeki her neyse onu arıyorlardı sanki. Bu kadar sinirlenmiş olmasam bu mimiklere gülebilirdim bile. Ama önce ne yapmaya çalıştığını öğrenmek istiyordum. Meraktan ölebilirim zira.
“Ayaz, bana ne aradığını söyleyecek misin?” Geç kalmıştım, elini çantamdan çıkardığında gördüğüm sigara paketi soruma cevap veriyordu; “Merhaba ben Ayaz’ın sigara paketi beni saklamak ve yakalanmamak için senin zavallı çantanı kullandı. Ah, tabi seni de.” Lanet olası paket, bu kadar açık sözlü olmak zorunda mıydı?
Daha fazla şizofrenleşmemek için kendimi frenledim ve bir numara görünmesini istediğim bakışlarımı çatık kaşlarımla birlikte Ayaz’a sundum. Cebinden çakmağını çıkardı ve paketten çıkardığı sigarayı dudaklarına yerleştirdi. Beni umursamayarak sigarayı yaktı ve içine çekti. Sabrımın sınırı bu kadardı. “Utanmıyor musun? Beni mi kullandın sigaranı saklamak için. Tabi yakalanırsam ben yakalanırım ve senin başın belaya girmez. İtiraf edeyim çok akıllı bir pisliksin.” Pezevenk.
Gözlerimi kaçırmak isteyeceğim tonda bakışlarla gözlerini gözlerime sabitlemişti. İçine çektiği dumanı yüzüme üfledi. Ah, beni deli etmek mi istiyordu bu çocuk? Muhtemelen, evet. Sigarayı dudaklarından ayırdı ve duman bulutuyla konuştu. “Sadece suratındaki şu ifadeyi görmek için bile bunu yapabilirdim ama-“ Tek kaşını kaldırıp arkama baktığını gördüm. Ben de gayri ihtiyari dönüp baktım.
Engin kolunu omzuma attı. “Sevgilim! Emanetimi alıp gitmem lazım acelem var.” Ne emaneti be? Ne kokladı yine bu? Kolundan kurtulmaya çalışırken konuştum. “Ne emaneti?” Burnumu sıktıktan sonra çantama uzandı. “Sigara.” Geri çekildim ve kolundan kurtulmak için daha fazla enerji harcamaya başladım. Lanet olsun, demek Engin’in marifetiydi bu!
Ayaz içine çektiği dumanı, başını geri atıp havaya üflerken kelimeler ağzından döküldü. “Gel de al.” Engin sonunda ağırlığını üzerimden çekip kolunu indirdiğinde, tuhaf bakışlarla Ayaz’ı süzüyordu. Sonunda celallendi ve konuşmaya başladı. “Ne diyorsun lan sen?” Ah, bu cesaretinden dolayı Engin’i bir ara tebrik etmeliydim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYAZ
Teen FictionHarika bir dostluk, Araya giren farklı duygular. Nereden geldiği belli olmayan bir serseri... Gördüğünde içinin ürperdiği o soğukluk; AYAZ... Bir kaybedişin hikayesi... Buz tutmuş kalplerin dahi titremesine sebep olacak.
