AKŞAM SEFASI
Bir şeyden artık eminim. Bir insan ne kadar güçlü olursa olsun belli bir zayıf noktası vardır. Her insanın kendine sakladığı bir sırrı vardır. Her insanın bir karanlık yönü vardır. Ayaz ise karanlığıyla keşfedilmemiş bir okyanus gibi benim için. Her karışını bilmek istesem de bunu yapmaya ömrüm yetmezmiş gibi hissettiriyor. Dişi olan her şeyden nefret ediyorum dediği günü anımsıyorum... Neden? Aklımda kafamı sıyırmama yetecek kadar fazla soru dolanıyor. Yedi kuyruklu tilki gibi her biri başka soruları doğuruyor aksi gibi ben hiçbirine bir cevap bulamıyorum. O adamlar kimdi? Ondan ne istiyorlar? Bilmiyorum. Bilmemekten hiç bu kadar nefret etmemiştim.
Ah, bir de şu tuhaf his. Sanki Ayaz acı çekiyor da ben yanında olup ona sıkı sıkı sarılmalıymışım gibi olan... Bu hisse yabancıyım. En az bugün yaşadıklarıma olduğum kadar. Sanırım Ayaz da benim için bir yabancı zaten. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bir insanı tanımak istemenin bu kadar yoğun bir istek olabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Ben değişiyor muyum? Her şeyin bir izahı olduğunu düşünürdüm. Aşkı hormonların neden olduğu çekim olarak nitelendiren bana ne oldu? Aciz ve kendine bile bir şeyleri itiraf edemeyen birine dönüştüm.
Bugün olanlar benim gibi biri için çok fazlaydı. Hayatımda hiçbir erkekle bu kadar yakınlaşmadım. Ama düşününce beni dehşete düşüren şeyler başkaydı. Bundan nefret etmemiştim. Tecavüze yada tacize uğramış hissetmemiştim. Sadece korkuyordum. Asıl dehşetse o an ne olsa yapardım. Ciddi anlamda o an Ayaz’ı o adamlardan kurtarmak için her şeyi yapardım. İçimde cesaret lavları püskürmüştü resmen. Kendimden korkmalı mıyım? Ah, belki de o adamları öldürürdüm bile. Elimle kafama bir tane geçirdim. İyice saçmaladın Eva! Kendine gel.
Eve geldiğimden beri ruh gibi etrafta dolanıyordum. Annem mutfakta Ayaz için hazırlık yapıyordu. Cidden, tuhaf hissettiriyor. Sonunda mutfağın kapısında dikilip annemi izlemeye başladım. İşinin ehli görünüyordu. Kendimi onun yerinde hayal edemiyordum yani mutfak işlerini kırıp dökmeden beceremezdim. Annemse ne yaptığını çok iyi biliyor, aslında… Hey! “Anne! Oturtma mı yaptın! Seni çok seviyorum!” Annem gülümseyerek döndü lakin bana baktıktan sonra gözlerini belertip dudaklarını araladı. “Kızım bu ne hal? Arkadaşın gelecek hazırlanmayı düşünmüyor musun? Zombi gibi görünüyorsun.” Güldüm. “Zombi mi? Anne kendini aşıyorsun.” Eliyle bana kışkış yaptı. “Çabuk git hazırlan.” Sırıttım. “Tamam, tamam.”
Odama çıkıp aynaya baktığımda çığlık atacaktım. Allah’ım tipime bak! Saçım başım bir yerdeydi. Annem haklıymış. Hızlı bir duş alıp odama döndüm ve dolabı açıp önünde dikilmeye başladım. Bir saatlik saygı duruşu… Ne giyineceğim ben? Asla özendiğimi düşündürecek bir şey olmamalı. Elbise mi giymeliyim yoksa daha rahat bir şeyler mi? Çok da paspal olmamak lazım şimdi saygısız gibi de olmasın. Sıradan ama güzel... Daha bir de saçlarım var. Ah! Kafayı yemek üzereyim!
Sakin ol Eva, sakin ol. Sadece teyzenler falan gelecekmiş gibi düşün ve buna göre ne bir erksik ne bir fazla giyin. Teyzemler gelse... Ne yalan söyleyeyim bahçıvan şortumu giyerdim. Rahat ve sevimli diye genelde tercihim o olur çünkü. Ah, olamaz...
Aynaya baktığımda kendi görüntüme dil çıkardım. Yakıştı da. Afacan bir velet gibi görünüyordum zira. Bacaklarım açıkta kalmasın diye kilim desenli kalın kilotlu çorabımı giymiştim. Üstümde yeşil kazağım ve ayaklarımda ev pofuduklarımla kesinlikle bir efsaneydim. Gözlerimi kısıp aynadaki aksime baktım ve omuz silktim. "Çok da umrumdaydı!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYAZ
أدب المراهقينHarika bir dostluk, Araya giren farklı duygular. Nereden geldiği belli olmayan bir serseri... Gördüğünde içinin ürperdiği o soğukluk; AYAZ... Bir kaybedişin hikayesi... Buz tutmuş kalplerin dahi titremesine sebep olacak.
