Keşfedilmemiş Duygular

4.6K 193 33
                                        

                                        KEŞFEDİLMEMİŞ DUYGULAR

 Kolumu başıma yastık yapıp dışarıyı izlemeye başladığımda, mutlu başlayan bir günün mutlu bitemeyeceğini kabullenmiştim. Ve aklımdan geçen tek düşünce vardı.

 “BEN BU ÇOCUKLA NE YAPACAĞIM?”

 Ayaz’a tripsel hareketlerimle geçen lakin tepki alamadığım sıkıcı derslerden sonra çıkış zili çaldı. Ayaz her zaman ki kuru buzluğuyla çıkıp gitmişti. İyi akşamlar demek beyefendinin üzerine külfet sanki. Aman git. İç çatışmamı rafa kaldırıp masamın üzerini çantama sıyırdım. Benim gibi bir uyuşuktan beklenmeyecek hızda bahçeye çıkmıştım. Çıkış kapısında beni bekleyen Derya’yı görmem uzun sürmedi. Ah, seni cadı… Evimi talan edeceksin. Yavaş adımlarla yanına yürürken o da beni fark etti ve eliyle çabuk ol işareti yaptı. Hızımı değiştirmeden yanına kadar gelmiştim. Evet, inatçı ben sahnelerde.

 “Hadi Eva! Daha çok işimiz var!” Gözlerimi deviremeyecek kadar bitkin hissediyordum. “Unutma, sana yardım etmek adına bir söz vermedim ve gerçekten yorgunum Derya.” Beni dikkate almadı ve elimden tutup adeta sürüklemeye başladı.

 Evimin önüne geldiğimizde beni içeri iteledi ve konuştu. “Sen şimdi salondaki sandalyeleri üst kata çıkarmaya başla. Ben malzemeleri alıp geliyorum!” Ah, beni duymadın mı sen? Lanet olsun, bana cevap verecek zamanı çok görerek koşup uzaklaşmıştı bile. Oflayarak içeri girdim ve dediklerini yapmadan önce odamda soyunup dökünme işlemini tamamladım.

 Sanki hesaplamış gibi, ben sandalyelerin tümünü yukarı taşıdıktan sonra zile bastı. “Hoş geldin.” Kapının önündeki koca poşet yığınını görünce, ben de döşemelere yığılacağım sandım.  “Sence biraz abartmadın mı canım?” Hiç beni duymamış gibi çekiştirerek yığını evin içine sürükledi ve atıldı. “Hadi, hadi çok işimiz var. Ve, aman Allah’ım sadece beş saatimiz var!” Tamam, sanırım kaçışım yok.

 Salonumuzu eşyalardan arındırıp süslediğimizde, bu görüntüyle tartınca yorulduğuma değdiğini düşündüm. Gerçekten de partilik mekan yaratmıştı becerikli arkadaşım. Tabi benim yardımımla. Pek de sağlıklı olmayan kendimi takdir etme işini sonlandırmaya karar verip arkadaşıma döndüm. O da hayran hayran eserini süzüyordu. Bana bakıp güldü. “Teşekkürler canım arkadaşım.” Ben de gülümsedim. En azından birilerini mutlu etmenin verdiği huzuru tadabildiğime şükrettim.

 Odama çıktım ve daha önce hiç düşünmediğim bir şey kafama dank etti. Ne giyecektim? Dolabımı açtım ve önünde dakikalarca dikildim. Sonunda en cici, aslında tek cici elbisemde karar kıldım. Belinde kemeri, önünde iki büyük cebi olan, küçük çiçek desenleriyle bahar havası taşıyan beyaz elbisemi üzerime geçirdim. Saçlarımı sprey yardımıyla başımın tepesinde topuz yaptım ve kulağımın önünden ufak tutamları serbest bıraktım. Aynaya baktığımda görüntüden memnun kaldım ve arkadaşımın yanına indim.

 Biz mutfakta kokteylleri hazırlarken, millet birer ikişer gelmeye başlamıştı. Hazırladıklarımızı salona, yarattığımız parti salonuna taşırken kapıda beliren görüntü beni bir anlık sekteye uğrattı. Masaya koyacağım bardağın havada kalmasından bahsediyorum. Görüntü iki kişilikti, bir adet Mete ve bir tutam Biçem. Hadi ama! Bu kız mı? Mete seni öldüreceğim!

 Biçem, Mete’ye ahtapot gibi dolanmış ve sırnaşıklığını herkese sergiliyordu. Sanırım bu gece için edepsiz planları vardı. Mete’ye baksanız bunu söylemezdiniz ama plan tek taraflı ve Mete’yi kolayca ağına düşürecek kadar etkili görünüyordu. Ah, evet. Biz kızlar fazla ileri görüşlüyüz.

AYAZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin