Odada daha fazla kalırsam düşüncelerim beni boğacaktı. Ayağa kalkıp usul adımlarla aşağı indim. Merdivenlerin sonuna gelmiştim ki Arel'in sinirle bir şeyler söylediğini duydum. Merakım gün yüzüne çıkıp dinlemem için beni sıkıştırdı.
"Öldüreceğim onu! Öldüreceğim!" Bir şeyin kırıldığını işittim. Arel yine bir şeyleri etrafa saçıyordu. Söylediği sözler sırtımdan aşağı bir ürpertinin geçmesine neden oldu. Arel'in birini öldürebilecek güce sahip olduğunu biliyordum ancak onu birini öldürürken düşünmek midemin alt üst olmasına sebep oluyordu.
"Sakin ol, abi. Senden önce ben vereceğim onun cezasını. Kayra'ya böyle bir şey yaptığına pişman olacak." Kayra... Bahsettikleri Arel'in kız kardeşi olabilir miydi?
"Sen! Sağır ol dediğimi hatırlıyorum!" Arel'in bana bakmadan söylediği sözlere karşı yutkundum. Nereden anlamıştı burada olduğumu?
Usul adımlarla yanlarına gidip başımı ellerime çevirdim.
"Ben... Su almak için gelmiştim. Kulak-"
"Yürü." Kolumdan tutup kapıya götürdü. Ceketini alıp benim ceketimi de yüzüme attıktan sonra Murat'a döndü. "Peşimden gel sende." Murat'ın cevap vermesine izin vermeden beni sürükleyerek arabaya götürdü.
Sessiz yolculuğumuzun ardından geldiğimiz eve baktım. Tek katlı, küçük bir evdi. Arel'in evine kıyasla daha canlıydı. Arel hızla arabadan indiğinde ördek yavrusu gibi peşinden gittim. Kapıyı sertçe vurmaya başladı. Hem zile basıyor hem kapıyı yumrukluyordu. Birkaç dakika sonra benim yaşlarımda esmer bir kız açtı kapıyı. Şaşkınlıkla bir bana bir de Arel'e bakıyordu.
Yüzündeki morluğu ve dudağındaki yarayı gören Arel'in maviliklerine bulaşmış katran gün yüzüne çıktı. Harelerindeki öfke elle tutulur bir hale gelmişti.
"Abi..." Kızın Arel'le hemen hemen aynı tondaki sesinde gözle görülür bir şaşkınlık vardı. Arel'in gördüğünü bildiği halde yüzünü saklamaya çalıştı.
"Nerede o it?" dedi Arel. Kayra cevap veremeden onu kenara itip içeri girdi. Peşinden içeri girip kıza zorlukla gülümsedim.
"Ben... Buğlem," dediğimde şaşkınlığını geri plana atıp içtenlikle gülümsedi. "Kayra." İçeriden gelen kapı açıp kapanma seslerini unutup tanışmamıza gözlerimi devirmek istedim. Arel bu sinirle evi yıkabilirdi.
Arel bir odanın kapısında durduğunda yanına gittim. Otuzlu yaşlarının başlarında olduğunu tahmin ettiğim adam yatakta uyuyordu. Arel içeri girecekken Kayra koluna yapıştı.
"Abi, ne olur yapma. Canım acımıyor artık. Lütfen," Arel bana doğru döndü. "Siz içeri geçin."
"Arel..."
"İçeri geçin dedim!" Arel'in kızgın sesine karşın Kayra'yı salona götürüp orada beklemesini söyledikten sonra yeniden Arel'in yanına gittim.
Arel adamın karşısında dikilmiş öylece bakıyordu. Bakışları o kadar boştu ki içim ürpermişti.
"Kalk," dedi karanlığın içinden kopup gelen tehditkâr sesiyle. Hiç düşünmeden yatakta uzanan adamın karnına tekmeyi geçirdiğinde adam inleyerek uyandı. Karşısında Arel'i gördüğünde gözleri irice açıldı. Hemen yataktan kalkıp Arel'in karşısına geçti.
"Niye geldin?" Korkup onun huyuna gideceğini sansam da ona meydan okuyan sesi şaşırtmıştı beni. Oysa Arel hiç tepki vermeden ona bakmayı sürdürdü.
"Kayra'nın karnı ağırsa senden bilirim, dedim değil mi?" deyip adamın ayağına vurduğunda adam ayaklarımın önüne serildi. Bu görüntü anılarımın arasından canımı yakacak bir parçayı kopartıp gözlerimin önüne serdi. "Onun canını yakarsan, sana öyle şeyler yaparım ki, bana seni öldürmem için yalvarırsın, dedim." Karnına doğru bir tekme savurduğunda adamın ağzından kan gelmişti. Kanı yere tükürüp arsızca kahkaha attı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KATİLİN PEŞİNDE #wattsy2020
Teen FictionGİZEM GERİLİM/ #77 Bir kurşundu birleştiren iki kalbi, yıllar önce. Ölümden, yaşam doğmuştu. Bir kurşun, bir kalbi paramparça ederken diğer kalp ağır yaralı olarak devam etmişti hayatına. İki kalbin sahibi iki beden bir araya geldiklerinde gerçe...