happy birthday | 4

9.3K 1.1K 594
                                        



9 mart 2005, busan

"Jungkook çok sinirli. Seninle bir daha konuşmayacağını söylüyor." Taehyung Jimin'in yatağında sırt üstü yatarken söyledi. Jimin ise çalışma masasında oturmuş, haftaya olacak matematik sınavı için çalışıyordu. Hem soru çözüyor, hem de arkadaşıyla konuşuyordu.

"Umrumda değil. Yaptığı şey hoş değildi. Buna göz yumamam."

Taehyung derin bir nefes verdi. Jungkook, Jimin ve Taehyung beraber büyümüşlerdi. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu ama son zamanlarda, özellikle Min ailesi mahallelerine taşındığından beri, Jimin ile aralarının ne kadar gergin olduğunu görebiliyordu. Çünkü Jimin düşünceliydi. Tanımadığı biri için asla kötü şeyler söylemezdi. Jungkook ise tam tersiydi. Herkes için atıp tutabilecek bir yapısı vardı. Jimin onu bu konuda sürekli uyarsada, Jungkook asla onu dinlemezdi ve işte sonunda patlak vermişti.

"Eğer seninle konuşmaya devam edersem, benimlede konuşmayacağını söyledi." dediğinde, Jimin histerik bir kahkaha attı.

"Birde seni seçim yapmaya mı zorladı? Bu çocuğa anlam veremiyorum." dedi. Gerçekten öyleydi. İkiside, arkadaşlarına ne olduğuna anlam veremiyordu.

"Min Yoongi hakkında deli dediğim için üzgünüm." Taehyung utangaç bir sesle söylediğinde Jimin ona döndü. Elini boşver dercesinde salladı.

"Önemi kalmadı. Beni de Jungkook gibi sanıyor zaten."

"Ama öyle değilsin, Jimin-ah"

"Evet, bunu Min Yoongi'nin bilemeyecek olması ne kötü."

Taehyung bunun üzerine cevap vermedi. Sadece uzandı ve düşündü. Jimin'de matematik çalışmaya devam etti.

***

Jimin Taehyung'u yolcu ettikten sonra odasına çıkacaktı ki, annesinin mutfaktan gelen sesi duraksamasına sebep oldu.

"Bugün Yoongi'nin doğum günü mü?"

Bayan Min ile konuştuğunu tahmin etti.

"Demek kutlamak istemiyor. Anlıyorum.."

"Sen yinede doğum gününü kutladığımı söyle."

"Tamam, tamam. Görüşürüz, canım. Kendine iyi bak."

Annesinin telefonu kapattığını anladığında aklına gelen fikirle mutfağa girdi.

"Hadi," dedi annesine. "Pasta yapalım."

Annesi kaşlarını kaldırarak oğluna döndü. "Neden, tatlım?" diye sordu.

"Tabii ki de Yoongi hyung için. Sence meyveli mi sever, yoksa çikolatalı mı?"

"Tatlım, heveslenmen çok güzel ama Yoongi doğum gününü kutlamak istemiyormuş."

"Öyle şey olur mu anne? Herkes doğum gününü kutlamak ister. Kendini yalnız hissetmesin."

Park Hye Rin, oğlunun bu tavrıyla gurur duyarken, gülümsedi. Yoongi ve Jimin'in iyi arkadaş olacağını biliyordu.

"Eh, hadi o zaman küçük adam, kocaman güzel bir pasta yapalım!" dediğinde Jimin neşeyle şakıdı. Ellerini çırptı ve boyu mutfak tezgahına yetişsin diye kendine bir sandalye çekip üstüne oturdu.

Beraber pasta yapmaya başlarlarken, annesi Jimin'e baktı ve 'iyi ki oğlumsun.' diye düşündü.

***

Minlerin güzel evlerindeki salonda, tatlı bir telaş vardı. Bayan Park, Bayan Min ve Park Jimin, Yoongi'nin uyuyor oluşunu fırsat bilerek salonu süslemeye karar vermişlerdi. Yoongi'nin uykusunun ağır olmasıda işlerine gelmişti haliyle.

Hava kararmak üzereydi ve Yoongi nihayet gözlerini açmıştı. Etraf sessizdi. Bayan Min, salonun ışıklarını kapatmıştı, üçü birlikte karanlıkta bekliyorlardı ve Jimin heyecandan neredeyse altına kaçıracaktı. Hyungunun tepkisini çok merak ediyordu ve ters tepki vermemesi içinde dua ediyordu. Salondakiler, Yoongi'nin kapısının açılış sesini duyduğunda aceleyle pastanın üstündeki mumları yaktılar.

Ev çok karanlık olduğu için rahatsız olmuştu Yoongi ve evde herhangi bir sesin olmaması onu endişelendirmişti.
"Anne?" diye seslendi zayıf sesiyle. Annesinden ses gelmeyince küçük adımlarla merdivenleri indi. Salonun ışıkları kapalıydı, kaşlarını çattı.

"Anne?" dedi tekrar.

O sırada tanıdık bir ses duydu. Park Jimin, elindeki pastayla ona doğru yaklaşırken doğum günü şarkısını söylüyordu sakince. Yoongi şaşırarak sendelediğinde, Jimin'in iki yanına geçen annesini ve Bayan Park'ı gördü. Şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı.

"İyi ki doğdun Yoongi-ah!" Bayan Park sevecen bir şekilde söylediğinde Yoongi utandığını hissetti. Daha önce hiç doğum gününü kutlamamıştı, haliyle kutlayan birileri de olmamıştı.

"Hyung," dedi Jimin ürkerek. Hala vereceği tepkiden çekiniyordu. "Hadi, dilek tut ve üfle."

Min Yoongi, karşısında ki çekingen çocuğa baktı. Gözleri kenetlendiğinde, ikisi de aralarında oluşan bağı çoktan kabullenmişti. Yoongi yanılmıştı. Jimin diğerleri gibi değildi.

İlk defa gerçekten mutlu olduğunu hissetti. Aniden gülümsediğinde, kendi annesi dahil herkes şaşırmıştı.

Yoongi pastaya eğilmeden önce Jimin'in gözlerine tekrar baktı. Ne dileyeceğini biliyordu.

'Tanrım, eğer oradaysan, lütfen Park Jimin veledini sonsuza kadar yanımdan ayırma. Bir de şey, piyano almak için annemleri ikna eder misin?'

Ve mumları üfleyerek söndürdü.



yorum yapın lütfen💜
sizi seviyorum💜

park jimin nasıl dayanıyorsun ya HIOĞHIOĞHIOĞ

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

park jimin nasıl dayanıyorsun ya HIOĞHIOĞHIOĞ

alone,sick,lover | yoonminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin