20k için teşekkür ederim🌸
Bölüm şarkısı: Agust D- So Far Away
JIMIN
Hayatımın ilk olarak ne zaman boka battığını düşünüyordum. Bunun cevabı ise beni her zaman on yaşımdaki halime götürüyordu. Çocukluğum berbattı ve hâla devam etmekte olan gençliğimde. Düzeltmek için belki hala zaman vardı ama bunu isteyip istemediğimi sorguluyordum. İyi bir hayatı hak ediyor muydum? Çevreme verdiğim zarar besbelliyken...
Şu yaşıma kadar çok iyi biri olmamıştım, idare ediyordum, orta derecede iyi bir insandım. Fakat artık iyiliğin yanından bile geçtiğimi düşünmüyordum. Yoongi'yi incitmiştim. Annemin ölümüne sebep olmuştum ve babamı gözümü kırpmadan öldürtmüştüm. Ben kötü biriydim. Tamamen tehlike saçıyordum.
Elimdeki iki mektuba bakarken bunları düşünüyordum. Birini Yoongi'ye, birini Taehyung'a yazmıştım. Yapacağım şeyden hâla tereddüt ettiğimi titreyen ellerime bakarak anlayabiliyordum. Boğazımda bir yumru vardı ve bana kolay olmayacağını hatırlatıp duruyordu. Ama başka çarem yoktu. Kendime bir kez daha hatırlattım, bu onların iyiliği için.
Derin bir nefes alıp verdikten sonra mektupları çantama koydum ve odamdan çıkıp aşağı indim. Teyzem salonda oturuyordu ve öylece duvarı izliyordu. Annemin ölümü belki de en fazla onu etkilemişti. Kardeşleri arasında en çok annemi sevdiğini biliyordum. Sırf bu yüzden daha kötü vicdan azabı duyuyordum. Teyzeme ne zaman baksam ne kadar iğrenç biri olduğumu hatırlıyordum ve aynı şey Yoongi ve Taehyung'a bakarkende olacaktı. Bunu istemiyordum.
"Gidiyor musun?" Teyzem bakışlarını yavaşça bana çevirdikten sonra sordu.
Yutkunarak kafamı salladım. "En fazla bir saate dönerim." dedim, omzumdan düşmeye yüz tutmuş çantamı düzeltirken. "Sonra da gideriz."
Hafifçe gülümsedi. Gülüşü anneminkine benziyordu. Bunu hatırlıyor olmam bile mucize sayılırdı, annemi yaşadığı sürede çok az gülerken görmüştüm. Ben iğrenç biriyim.
"Nasıl istersen, oğlum. Her şey hazır zaten." dediğinde kafamı salladım ve evden ayrılmak için arkamı dönüp dış kapıya yöneldim.
"Jimin." Teyzemin sesi durmama neden olmuştu.
"Hm?"
"Bunu yapmak zorunda değilsin." dediğinde dolan gözlerimi umursamadan gülümsedim kendi kendime.
"Evet," dedim. "Değilim. Ama böyle olması, herkes için daha iyi."
Ve cevabını beklemeden evden ayrıldım.
*
Yoongi'nin yüzünü ezberlemeye ilk çalıştığımda on yaşımdaydım. Bize yemeğe geldikleri ilk geceydi. Masada aniden halsizleşmiş ve yüksek ateşten ılık bir duş alması gerekmişti. [y/n ikinci bölüm:') ]
Havluların arasında ki narin bedeninin yatağıma bırakılışını, huzursuz olduğu için çatılmış şekilli kaşlarını ve büzülen pembe dudaklarını hâla dün gibi hatırlıyordum. Ertesi günün tatil olmasını bahane ederek tüm gece, ama tüm gece, onu izlemiştim. Küçük suratındaki sadece çok yakından bakınca görebileceğiniz çilleri ezberlemiştim. Min Yoongi, mahallemizin çocuklarına göre bir deliydi. Onunla tanışmadan önce buna bende inanıyordum, sonra ne kadar saçma olduğunu anlamıştım tabii. O çok güzeldi, bir çiçek kadar narindi, insanların onu nasıl dışladığını ve kötü davrandığını çoğu zaman aklım almıyordu. Belki de ondaki bu güzelliği sadece ben görebiliyordum. Eğer öyleyse, bu beni memnun ederdi. Min Yoongi'yi paylaşmak gibi bir niyetim asla olmamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
alone,sick,lover | yoonmin
FanfictionMin Yoongi hep yalnız ve hastaydı. Park Jimin ise aşıktı. #Yan çift vkook#
