Sizi seviyorum, iyi okumalar~
Tarihler Haziran ayının ilk haftalarını göstermeye başladığında, Busan'da havalar iyice ısınmıştı. İnsanlar artık tamamen yazlık şeyler giyiniyordu, havanın güzelliğinden ötürü parklar ve piknik alanları sürekli kalabalıktı. İlkbaharın getirdiği yeniliklerden herkes hoşnuttu. Buna Yoongi ve Taehyung da dahildi.
Yoongi eskisinden daha iyiydi, psikoloğunun ondan istediği gibi çoğunlukla dışarıdaydı hatta öyle ki, bir müzik dükkanında çalışıyordu. Okul bittikten sonra dükkana gelip enstrümanlarla ilgilenmek ona iyi gelmişti. Yaz tatili gelmişti ve Taehyung'un ısrarları üzerine Seoul'de ki istediği okula başvurusunu göndermişti. Aynı şekilde Taehyungda başvurusunu göndermişti, bunu yaparken, "sen nereye, ben oraya hyung." demişti ve bu Yoongi'nin içinde bir burukluk oluşturmuştu. Hala üç kişi olmalarını isterdi. Yavaş yavaş alışıyordu, bir anda unutamazdı ya, Park Jimin'i ve onun dokunuşlarını. Onun şu an nerede olduğunu ve ne yaptığını bilmiyordu. Hâla onu düşünmediği tek bir gün bile yoktu ama kalbi yavaş yavaş iyileşiyordu. Kendisi gibi kalbide artık onun geri dönmeyeceğini kabul etmişti.
Burada iyileşmek üzereydi, eğer Seoul'de ki okuldan güzel bir haber gelirse çok daha iyi olacaktı.
"Yoongi-ah."
Yoongi'nin çalıştığı dükkanın sahibi henüz otuzlarında genç bekar bir kadındı. Yoongi onu ablası gibi görüyor, çoğu zaman dertlerini onunla paylaşıyordu. Hyeon iyi bir ablaydı onun için. İnsanlara kendini yeniden açmak ise, psikoloğunun önerdiklerinden biriydi.
"Evet, noona?" diye cevap verdi Yoongi, elindeki kemanın tozunu özenle alırken.
"Bugün biraz erken kapatacağım dükkanı, canım pek burada durmak istemiyor. Yemeğe gidelim mi?" dedi Yoongi'nin yanına ulaşırken. Yoongi elindeki kemanı yerine yavaşça bıraktı. Tek elini henüz boyattığı sarı saçlarının arasından geçirirken düşündü. Çalışırken karnının acıkmaya başladığını fark etmemişti. Tam ağzını açıp onay verecekti ki, karnından gelen gürültü Hyeon'u güldürdü.
"Karnın senin yerine konuştu Yoongi-ah!"
Yoongi kızaran yüzüyle tek elini ensesine attı ve kaşıdı. Bu çok utanç vericiydi. "Gerçekten acıkmış olmalıyım.." diye mırıldandı.
"Eh, hadi o zaman," dedi Hyeon, "Ceketimi alayım ve çıkalım. Yemekler benden."
Genç kadın dükkanının arka kısmına yönelirken Yoongi arkasından itiraz ederek bağırdı. "Hayır olmaz, bu sefer benden. Zaten hep sen ödüyorsun Noona."
Ne zaman dışarıda yemek yemeye çıksalar hesabı sürekli Hyeon ödüyordu. Tamam beleşe yemek yemek güzeldi de, bir süre sonra Yoongi kendini kötü hissetmeye başlamıştı. Bir erkek gibi olmalı, hesabı üstlenmeliydi. Tabii Noonası izin verirse.
Hyeon giydiği limon sarısı rengindeki ceketiyle kardeşi bildiği çocuğun yanına geldi ve tek elini onun omzuna atarak gülümsedi. "Sen öğrenci adamsın, paran sana kalsın. Bir yemekten batacak değilim ya."
Yoongi omuzlarını yenilgiyle düşürdüğünde Hyeon zaferle gülümsedi. "Peki, peki.." dedi Yoongi. "Ama en azından kahveleri ben ödeyeyim."
"Hmm..." Hyeon düşünür gibi yaptı. "Tamam, o olur bak. Ah, şimdi daha çok acıktım, hadi çabuk çabuk!"
Yoongi ve Hyeon, gülüşerek dükkanı kapattılar ve gidecekleri yöne doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladılar.
O sırada Kim Taehyung, koşar adımlarla müzik dükkanına doğru gelmekteydi. Elinde sarı renkte iki büyük zarf vardı. Koşar halde olan adımları güzel bir telaş içindeydi. Esmer, güzel yüzünde heyecanlı bir gülümseme vardı. Yoongi'yi görmek için sabırsızlanıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
alone,sick,lover | yoonmin
FanfikceMin Yoongi hep yalnız ve hastaydı. Park Jimin ise aşıktı. #Yan çift vkook#
