Bir şeyden bahsedeceğim önemli, o yüzden bölümün üstüne yazdım. Arkadaşlar, bazen yorum yaparken niyetiniz kötü olmasa bile kendinizi yanlış ifade edecek cümleler kullanıyorsunuz. Bu hikayede Yoongi pasif bir kişilik Jimin'e karşı. Bu size neden tuhaf geliyor? Her hikayede okuduğunuz kötü çocuk Yoongi gerçek bile değil, siz gerçek hayatta öyle olduğunu mu düşünüyorsunuz? Tamam belki benim yazdığım gibi biri de değil ama sonuç olarak bu hayal gücü. Bir farklılık yaratmak istedim. Kaç fiction gördünüz Seme Jiminli? Bir elin beş parmağını geçmez. İsteyen okur, isteyen okumaz. Ben kimsenin başına silah dayamıyorum. Kalp kırıcı yorumlar yapmazsanız sevinirim.
Ha birde, belli ki satır yorumlarım rahatsız ediyor, ben komiklik olsun, siz gülesiniz diye yapmıştım ama bırakıyorum. Merak etmeyin artık yazmayacağım kesintisiz okuyabilirsiniz.
İyi okumalar.
Jimin gözlerini açtığında etraf karanlıktı. Gözleri çok net görmüyordu bu yüzden bir kaç kez gözlerini kırpıştırdı. Jeonggukla kavga etmek için geldiği depodaydı. Sırtı ve bacakları felaket ağrıyordu. Hissettiği sancıyla gözlerini acıyla yumdu ve inledi. Saat...Saat kaç olmuştu? Telefonunu bulmalıydı. Tabii önce kalkması gerekiyordu. Ellerinden destek alarak doğrulmaya çalıştı, acılı bir deneyimden sonra doğrulduğunda tek elini başına koydu ve bir süre öylece durdu. Etrafına bakındığında bir kaç metre önündeki çantasını gördü. Yavaş yavaş ona ilerledi ve içini açtı. Her şey yerli yerindeydi. Telefonunun ceketinin cebinde kaldığını hatırladığında elleriyle ceplerini yokladı ve telefonunu eline aldı. Ekranı boylu boyunca çatlamıştı ama hala çalışıyordu.
"Seni sırf bu telefon için bile dövebilirim Jeongguk." diye mırıldandıktan sonra telefonunun ekranını açtı. Bildirimler kıyamet gibiydi. Hepsi de Yoongidendi. Jimin gülümsedi. Onu kırmış olmasına rağmen merak etmeden duramıyordu. Yanına gitmeliydi, yaralı vücudunun ihtiyacı olan tek şey Yoongi'nin kollarıydı. Telefonunu tekrar cebine attı ve yavaşça ayağı kalktı. Ayaklarında hissettiği sızı onu biraz zorlayacaktı ama yürümekten başka çaresi de yoktu.
Ayakları onu depodan çıkarıp, ezbere bildiği sokaklarda ilerletirken, gittiği yolda hiç şikayet etmedi Jimin. Biliyordu ki, ayaklarının onu götürdüğü yer sıcacıktı, onu iyileştirecekti.
Güçsüzce elini kaldırıp kapıya vurduğunda, mutfakta oturmuş ağlamakta olan Yoongi irkildi. Bu saatte kimin gelmiş olabileceğini bilmiyordu, kavga etmiş olmasalardı Jimin gelmiştir derdi ama emin değildi. Gözlerini elinin tersiyle sildi ve yerdeki bardak parçalarını toplamadan yerinden kalktı, kapıya yöneldi yavaş adımlarla.
Jimim tam kapıya tekrar vurmak için hareketlenmişti ki bir anda kapı açıldı. Yoongi, yaşlı gözleriyle kapıda ki yüzü gözü dağılmış çocuğu baktığında ağzından çıkan hıçkırığa engel olamadı.
Onun ağlamaya başladığını gören Jimin'in suratındaki gülümseme solduğunda hızla ona doğru atıldı. "Yoongi."
Kollarını, gücü yettiğince büyüğünün ince beline sıkıca dolarken, Yoongi hiç tereddüt etmeden kollarını Jimin'in boynuna sardı.
"Jimin."
Hıçkırdı.
"Ben."
Hıçkırdı.
"Özür dilerim."
Jimin onun sırtını sıvazlarken Yoongi'nin ağlayışı kesilmemişti. "Benim senden özür dilemem gerekirken...Ah tanrım, neden özür diliyorsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
alone,sick,lover | yoonmin
FanfictionMin Yoongi hep yalnız ve hastaydı. Park Jimin ise aşıktı. #Yan çift vkook#
