will i be okay? | 22

7.1K 653 374
                                        




Hastane kokusunu ciğerlerine ne zaman çekse rahatsızlıkla gözleri doluyordu Taehyung'un. Hastaneleri sevmezdi. Fazla kasvetliydi ve kötü olan her şeyi çağrıştırıyordu. Burası var olan tüm enerjisini sömürüyordu sanki.

Dün geceden beri burada bekliyorlardı. Yoongi fenalaşınca hemen ambulans çağırmışlardı. Geceden beri serum üstüne serum veriliyordu. Onun gördüğü kabuslar yüzünden bu halde olduğunu biliyordu, tüm bunların üstüne yemek yememesi ve ilaçlarını inatla almıyor oluşu onu daha da kötü yapmıştı. Taehyung hem üzgün, hem sinirliydi. Üzgündü çünkü her ne kadar Jimin gitmiş olsa da ona söz vermişti. Yoongi'ye göz kulak olacaktı ama beceremiyordu. Sinirliydi çünkü, o Jimin değildi. O Yoongi'yi iyi edemezdi. Taehyung bazen düşünüyordu da, ne işe yarıyordu ki? Hayatı gerçekten berbat ilerliyordu ve kimseye bir yararı da dokunmuyordu. Ne Jeongguk'u idare edebiliyor, ne de Bogum'u. Olmuyordu, hiçbir şey rayında değildi. Oturtması biraz zaman alacak gibi görünüyordu.

Sabah yediyi gösterirken uyandı Yoongi. Ağzında iğrenç bir tat vardı ve dudakları birbirine yapışmıştı. O kadar yorgun hissediyordu ki, gözünü açsa bayılacaktı sanki. Rahatsızca olduğu yerde kıpırdandı Kolundaki serumun varlığını hissettiğinde gözlerini yavaşça açtı. Hastanede olduğunu fark edince derin bir iç çekti. Odada kimse yoktu, ne Taehyung, ne annesi. Birilerini çağıracak gücü de kendinde bulamadığından, gözlerini tekrar kapatmaya karar vermişti ki, odasının kapısı açıldı ve içeri Taehyung girdi.

"Oh, hyung?" dedi onun uyandığını gören Taehyung. "Uyanmışsın."

Yoongi cevap vermeden suratına baktığında Taehyung yatağa yaklaştı. Elleriyle büyüğünün kahverengi saçlarını arkaya doğru attırdı ve terlemiş alnını ortaya çıkardı.

"İyi misin? Bir şey ister misin?"

Yoongi ağzını yavaşça açmaya çalıştı. Dili damağı kurumuştu. "S-su.." dedi çatlak sesiyle.
Taehyung aceleyle yatağın yanı başında ki sürahiyi aldı ve bardağa doldurdu. Yoongi'nin doğrulmasına yardım etti ve suyu yavaşça içirdi. Boğazına temas eden su Yoongi'yi rahatlatırken konuşabilecek gücü kendinde bulabilmişti.

"Teşekkür ederim."

Taehyung gülümsedi. "Birazdan doktor gelir hyung. Serumun bittikten sonra da eve geçeriz."

Yoongi kafasını salladı. Kabusu hala hafızasında dört dönüyordu. Gözü kapalı olduğu sürede siyah saçlı Jimin'i ve onun değişimini görüp durmuştu. Bilmiyordu Yoongi, acaba gerçekten o sarılardan kurtulmuş muydu? [y/n küçük bir açıklama yapayım, Jimin saçlarını boyattıktan sonra Yoongi onu görmedi arkadaşlar, sonrasında gitti zaten biliyorsunuz, Yoongi hala onu sarı saçlı olarak biliyor] Taehyung'un kabusuyla ilgili bir şey sormamasını umuyordu. Böyle kendini daha rahat hissedecekti. Anlatmaya gücü yetmezdi.

"Annem nerede?" diye sordu sessizce. Onu da çok korkutmuş olmalıydı.

"Kafeterya da. Bir şeyler yemesi için onu zorladım. Açlıktan bayılacaktı." dedi Taehyung ve hastane odasında ki ziyaretçiler için ayrılmış olan küçük kanepeye doğru ilerledi, oturdu.

"Onu çok korkuttum, değil mi?"

"Beni de çok korkuttun."

"Üzgünüm." Yoongi gözlerini kaçırırken Taehyung derin bir iç çekti.

"Bu senin elinde olan bir şey değil, hyung. Üzülme." dediğinde, Yoongi cevap vermedi. Utanıyordu. Bir aydır kendini iyice bırakmıştı. Sürekli böyle gitmeyeceğinin farkındaydı ama geceleri gelen kabuslara dur demek imkansızdı. Bedeni ve ruhu, alışkın değildi işte Park Jiminsizliğe. Kabullenemiyordu, kabullenmek istemiyordu. Jimin'in cennet bahçesi dediği göz gülümsemesini göremeyecek oluşunu, ona şakalar yapıp sinir edemeyeceğini, ona dokunamayacağını, onu öpemeyeceğini kabullenmek istemiyordu. Bir aydır piyanosuna elini bile sürmemişti. Uğruna beste yapılacak kişi ortadan kaybolduğundan, ellerini o tuşlara koymaya tenezzül bile etmemişti. Böyle giderse, paslanacaktı ve istediği hiçbir şeyi bir kez daha elinden kaçıracaktı Yoongi. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Karmakarışıktı.

alone,sick,lover | yoonminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin