9 Temmuz 2005
Kore'de yaz ayları kelimenin tam anlamıyla kavurucuydu. Çok sıcak olması dışında iyi taraflarıda vardı. Mesela okul yoktu ve bu Jimin ve Taehyung için sabahtan akşama kadar video oyunlarıyla oynamak demekti. Eskiden hep Jeongguk, Taehyung ve Jimin birlikte oynardı fakat artık aylar olmuştu Jeonggukla görüşmeyeli. İçleri hala buruktu ama Min Yoongi de fena bir oyuncu sayılmazdı. Hala üç kişilerdi sadece bir üye değişikliği olmuştu. Jimin bu durumdan oldukça memnundu aslında, Yoongi'yi artık her gün gülüyor görmek ona tarifi olmayan bir mutluluk veriyordu. Taehyung da yavaş yavaş alışıyordu Yoongi'ye, her şey iyi gidiyordu.
"Jimin! Hile yapıyorsun, yine!" Taehyung elindeki joysticki hızla çevirirken bağırdı. Jimin güldü, her seferinde hile yapıyordu çünkü yaptığı hileler Yoongi'nin oyunu kazanmasını sağlıyordu. Her kazandığında diş etleri görünene kadar güldüğünden, Jimin hile yapmaktan hiç çekinmiyordu.
Yoongi kıkırdayıp oyuna devam etti. "Artık beni sevmediğini düşünmeye başlayacağım." Taehyung sitemle söyledi.
"Alakası yok Tae, Yoongi hyungun kazanmasını seviyorum."
"Ne?" dedi Yoongi yalancı bir şaşkınlıkla. Jimin'in yaptığı şeyin elbette farkındaydı. Kalbinin atış sesinin dışarıdan duyulmaması için dua ediyordu. "Yani senin hilelerin sayesinde mi kazanıyorum?"
Taehyung gözlerini devirip elindekini bıraktı. "Yüzsüz serserilere bak, anlamıyorum sanıyorsunuz birde. Küseceğim size, köpek olacaksınız peşimde."
Jimin ve Yoongi bir kahkaha patlattığında Taehyung tekrar gözlerini devirdi. "Fareler." dedi ikisine bakarken. Jimin ve Yoongi arkadaşlarının gönlünü almak için ne yapacaklarını biliyorlardı. Birbirlerine bakıp hınzırca gülümsediler. Taehyung bu gülüşün anlamını bilmemeyi dilerdi. Bu 'Nefessiz kalana kadar gıdıklamak' demekti.
"Yo, hayır!" Taehyung oturduğu yerden kalkıp koltuğa çıkmaya çalışırken ayaklarından yakalandı ve aşağı çekildi. Evi inletecek derecede bir çığlık attı. "Fareler! Sevmiyorum sizi, gidin!" derken gülmeden edemiyordu. Eller her yerindeydi. Yoongi aklına gelen düşünceyle bağırdı. "ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN!"
En altta kalan tabii ki Taehyung olmuştu. Jimin canı acısa da kahkaha atıyordu, Yoongi ise en rahat olanlarıydı, ona hava hoştu tabii, üstüne çullanan birileri yoktu.
"Nefes alamıyorum ya, öleceğim şu çocuk halimle, bari matematikten geçtiğim günü görseydim!"
Onların bu boğuşmasını gülerek izleyen Jimin'in annesi kapının ardından onlara seslendi.
"Çocuklar! Kurabiye yaptım."
Jimin ve Yoongi sanki hayatları buna bağlıymış gibi hızla Taehyung'un üstünden kalktılar ve mutfağa koştular.
Yerde yatıp üstündeki şoku atmaya çalışan Taehyung hiçbirinin umrunda değildi şu an.
"Hye Rin Teyze'nin çikolatalı kurabiyeleri aşkına! Teşekkür ederim!"
***
Neredeyse akşam olmuştu. Taehyung ve Yoongi gideli bir kaç saat oluyordu. Jimin odasındaydı ve çizgifilm izliyordu. Hava karardığı için odası karanlıkta kalmıştı fakat ayağa kalkıp ışığı açası hiç yoktu. Karanlıktan korkmazdı bu yüzden dert etmeyip çizgifilmine odaklandı.
Annesi aşağıda oturuyordu. Huzursuzdu, günlerdir olduğu gibi. Kanalları zap yaparken hiçbir şey düşünmüyordu, son kanalda ne vardı diye sorsalar cevap veremezdi genç kadın. Huzursuzluğunun sebebi kocasıydı. Günlerdir eve geç geliyor, geldiğinde ise leş gibi içki kokuyordu. Bir şeyler olduğunun farkındaydı Hye Rin, sadece emin olmadan kocasını suçlamak istemiyordu. Bu huzursuzluğunu oğluna yansıtmamak içinde çok uğraşıyordu. İçindeki sıkıntıyı bilen tek insan Yoongi'nin annesiydi. Kısa süredir tanışıyorlardı fakat sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuş gibilerdi. Bu konuda ona tavsiye verende oydu. Hye Rin'e sakin olmasını, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayacağını söylemişti. Ama endişesine engel olamıyordu işte, yüreğine çoktan serpilmişti şüphe tohumları.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
alone,sick,lover | yoonmin
FanfictionMin Yoongi hep yalnız ve hastaydı. Park Jimin ise aşıktı. #Yan çift vkook#
