brother | 13

7.8K 809 554
                                        





"Onu öldüreceğim. Yemin ederim yapacağım bunu." Jimin elindeki telefonu sertçe masaya fırlattıktan sonra hışımla ayağa kalktı. Hızlı kalktığından dolayı geriye yuvarlanan sandalyesinin çıkardığı ses bütün kafeteryada duyulmuştu ve herkes kafasını kaldırıp onların bulunduğu yere bakıyordu.

"Jimin, hayır." Yoongi uyaran bir sesle söyledi. Daha dün kavga etmek istemediğini söylemişken şimdi bunların olması canını sıkıyordu. Jimin fazla fevriydi, başına bir şey gelmesinden korkuyordu.

Taehyung hala olayın şokunu atlatamamış, elindeki telefona bakıyordu. Hissedebildiği tek şey alnından dökülen soğuk terlerdi. Yugyeom'a nasıl güvenebilirdi ki? Belki de çoktan Bogum'a yollamıştı bu fotoğrafları.

"Ne hayır? Bunu yanına bırakacağımı düşünmediniz herhalde?"

"Mesajda ne yazıyor görmedin mi? Bulaşırsak Bogum'a yollar. Bunu riske alamayız."

"Göndermediğini size düşündüren ne? Eminim bizim görmediklerimizi bile yollamıştır."

"Gönderdiğini sana düşündüren ne peki? Şu an her şey olmuş olabilir. Düzgün düşünüp karar vermeliyiz, otur yerine." Yoongi sertçe söylediğinde, Jimin şekilli kaşlarını çattı. Burada durup hiçbir şey yapmamak canını sıkmaya başlamıştı. Avuç içleri kaşınıyordu, birine güzel bir yumruk atmalıydı.

"Onun haline bak!" diye bağırırken Taehyung'u gösterdi. Bağırmasıyla Yoongi irkilmişti. Ne sebepten olursa olsun, Jimin'in ona bağırmasına dayanamıyordu. Gözlerinde ki sinirin sebebi Yoongi değildi belki ama Yoongi, Jimin'in ona yumuşak bir şekilde bakmasından, bu görüntüden hoşlanmamıştı.
"Soğuk terler döküyor Yoongi. Ben buna katlanamam. Gidiyorum, beni durdurmaya kalkma sakın."

Taehyung onlar tartışırken hala gergindi. Elleri titriyordu. Bogum'un öğrenip öğrenmediğini nasıl anlayabilirdi? Aklına bir şey gelmiyordu. Belki de hiçbir şey bilmiyormuş gibi arayıp, ne yaptığını sormalıydı.

"Kavga etmeyin." dedi kısık sesle. Jimin ve Yoongi ona dönmüştü. "Hiçbir şey yokmuş gibi onu arayacağım. Belki de gerçekten bilmiyordur."

"İyi fakat ben yine de gidiyorum. İkisinin de yüzünü dağıtacağım."

Arkasını dönüp gitmeye hazırlanırken Yoongi öfkeyle bağırdı. "Neden biraz olsun sözümü dinlemiyorsun?"

"Belki de mantıksız konuştuğundandır, ne dersin?!" Jimin sinir ve alayla karışık konuşurken, Yoongi'yi ne denli kırdığını bilmiyordu. Jimin böyleydi işte, sinirliyken gözü hiçbir şeyi görmezdi. Böyle olmasında ki en büyük sebep babasıydı. Biliyordu Yoongi.

"Mantıksız, öyle mi?" diyerek güldü Yoongi. Taehyung nefesini tutmuş bir şekilde onları izliyordu. Ortam öylesine gergindi ki, kafeteryada onları izleyenleri düşünecek durumda bile değildi.

"Evet, öyle. O yüzden biraz susmayı dene, belki bir işe yararsın." Jimin pişman olacağı şeyler söylediğinde Taehyung acıyla gözlerini yumdu. Arkadaşı, Yoongi'yi fena kırmıştı. Emindi ki beş dakika sonra siniri geçtiğinde pişman olacak, Yoongi'nin paçasına yapışacaktı.

Yoongi Jimin'in sarfettiği cümlelerle omuzlarını düşürdü. Keşke, dedi içinden, keşke sana karşı koyabilecek güçte olsaydım. Zavallının tekiyim.
"Tamam," dedi Yoongi derin bir nefes alıp ayağa kalkarken. Üstünü başını eliyle düzeltti ve boğazında ki yumruyu yok sayarak, sevdiği çocuğa baktı.
"İstediğin gibi olsun, susuyorum. Günün sonunda dayak yediğinde, sakın yalpalayarak kapıma gelme. Bu sefer senin için yerim yok, Park Jimin. Bilirsin, nasıl olsa işe yaramazın tekiyim, sana bir faydam olmaz."

alone,sick,lover | yoonminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin