//23//final

3K 228 41
                                        


"Ben de sonra ona dedim ki," Sehun kendini ofis dedikodularına kaptırmışken kutudan çıkanlarla yüzünü buruşturdu. "Jongin, bu nedir?"

Kolu dirseğinden kopmuş Iron Man'i incelerken bakışlarındaki yargılayıcılık seviyeler atlıyordu.

"Marvel figürlerim." Ayırdığım kıyafetleri bavula yerleştirirken yanıtlamıştım. Elindekini bırakıp tüm Yenilmezler karakterlerini teker teker atılacaklar kutusuna gönderirken bağırdım. "Ne yapıyorsun ya?"

Rengi griye dönmüş Hulk'ı gözüme sokmaya çalışırken kolunu yakalamaya çalışıyordum. Biraz eskilerdi ve neticede plastik olmalarına rağmen güneşte unutmuştum ama kıymetlilerimdi onlar benim. "Liseden beri sen yokken onlar vardı Oh Sehun."

"Sus." dedi elindekilerin hepsini bu kez dönüşü olmadan çöp poşetine atarken. "İğrençsin, bu ne be?"

Kalan kıyafetlerimi somurtarak toplamaya devam etmeye karar vermişken Jongdae elindeki kahveleri bırakıp koşarak yanımıza gelmişti. Heyecanının nedenini merak ederken Sehun'dan gizli çöpten almayı planladığım oyuncakları kavradı. "Deli misiniz?" dedi poşeti bağrına basarken. "Liseliler manyak gibi para döküyor bunlara. E-bay'de satar kredi kartı borcumu kapatırım."  11 yıllık birikimim gözlerimin önünde internette satışa çıkarken Sehun kimin bu çöplere para vereceği konusunda söyleniyordu.

"Bence perdelerinin rengini de değiştirelim." Son derece huysuzca konuşarak evimizin tasarımı hakkında fikirlerimi belirtirken Kyungsoo derin bir iç çekti. Evet, evimiz dedikçe midem olduğu yerde takla atıyor ve Baekhyun'un yumuşak pankekleri taş kesiliyordu ama durumun güzelliği karşısında ağlayabilirdim.

"Olur." Ellerimi çenemin altında birleştirip Kyungsoo'nun sabrının son demlerinde olduğu anlaşılan yüzünü inceledim.

"Bir de kanepelerin modeli hiç hoşuma gitmedi, biliyor musun?"

"Tamam," dedi gözlerini kapatıp derin bir nefes alırken. "değiştiririz onu da." Gülmemek için yanaklarımın içini ısırırken işaret parmağımı omzunda gezdirdim. "Dolabın da küçük kalıyor biraz."

"Daha büyüğünü alırız." Konunun kapanması için elinden geleni yapıyorken bu ana kadar katlanması şaşırılmayacak gibi değildi.

Yan kanepeden gelen sahte öğürtülerle bakışlarımız Chanyeol'e döndü.

"Pardon," dedi yüzünü buruşturup elini karnına bastırırken. "Kyungsoo kılıbıklığı görmek hazımsızlık yaptı da."

Ben kıkırdarken Kyungsoo onu terslemek için ağzını açmıştı ki elinde birkaç kutuyla Baekhyun içeri girdi. "Sevgilim sen otur," Chanyeol yerinde fırlayıp ona ters ters bakan Baekhyun'un elindeki kutuları aldı. Belli ki önceden kabahatliydi. "ben taşırım onları."

"Eğleniyorsun değil mi?" Kyungsoo başını kanepeye yatırıp bana dönerken sırıttım. "Evet." Yalan söyleyemezdim, sabrını sınarken oldukça eğleniyordum.

"Az eşya getirdin." Bir an için bakışlarını bana diktiğinde devam edip etmemek arasında kaldı. "Geri kaçmayı falan mı düşünüyorsun yoksa?" Her ne kadar dudakları yukarı kıvrılsa da bunun kafasını meşgul ettiğini anlayabiliyordum. Ona hiç güvenmediğimi düşünüyordu muhtemelen ama bunca çabasından sonra bileğindeki deri ipin varlığı dikkatimi çeker olmuştu.

"Hayır," Onun gibi kafamı yatırıp kahküllerini geriye tararken yanıtladım. "Az eşya getirdim çünkü Sehun geri kalanları çöpe attı." Güldü ve bunu beklermiş gibi parmaklarım gerilen yanağı üzerinde gezindi.

Işığı kapatıp yatağa atlarcasına girerken Kyungsoo'nun açtığı örtünün altına, sol kolunun üzerine yerleşmiştim. Eli sırtımda gezinmeye başladığında ben de kolumu göğsüne doladım. Gözleri kapanmak üzereydi. "Yorgun görünüyorsun."

more than friends/dokaiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin