Fırtınalı bir gecede fazlasıyla belirgin olmasına rağmen gerçekleşmemesi için dua ettiğimiz bir durum da elektrik kesintisidir. Genelde böyle durumlarda "aileyle vakit geçirme" olayları boy gösterse de evden kovulmuş bir yetişkin olan Luke Hemmings için fırtınalı bir gece, sevgilim Natalie de yanımda değilse odamda kapalı kalmak anlamına geliyordu.
Işık yoktu. İnternet yoktu. Beş dakikada bir gök gürüldüyor, hızlı düşen yağmur damlaları sürekli bir gürültü yaratıyordu ve durum böyle olunca uyumak imkansız gibiydi. Zaman geçirebileceğim herhangi bir aktivite yoktu; Natalie yaklaşık bir saat önce uyumaya gideceğini söylemişti ve Calum ya da Ashton'ı arayarak bana sarf edecekleri küfürleri dinlemek istemiyordum, onların da uyuduklarına emindim.
Odanın dışından, yağmur damlalarından farklı olacak şekilde bir kapının kapanma sesi geldiğinde başta bunun evin dışından geldiğini düşündüm. Bir çit ya da posta kutusu düşmüş olabilirdi fakat ses ikinci kere, bu sefer bam gibisinden bir şekilde duyulduğunda yatağımdan doğrulmak zorunda kaldım. Michael gelmiş olmalıydı, eve geldiğimde burada değildi ve Natalie büyük ihtimalle onun kendi anahtarı olacağını, bu yüzden onu beklemememi söylese de zaten uyuyamamıştım.
Telefonumdan feneri açıp odadan çıktığımda bir ses daha duydum ve onu inleme sesi takip ettiğinde duraksadım, elim refleks gereği feneri örtmüştü. Belki de evde bir hırsız vardı ve yerdeki bir şeye basıp yere düşmüştü. Belki güçlüydü, belki bir bıçağı vardı ve belki de beni öldürmek için bekliyordu.
Belki de Michael sadece yorgundu, yine de sesin ona ait olmadığına emindim.
Fenerin ışığını tekrar önüme sererek merdivenlere ilerledim, feneri kapatıp sadece ekranın ışığıyla basamakları inmeye başladım. Birkaç basamak içerisinde inleme sesleri çoğalmıştı ve Michael eve birini attıysa onu öldürecektim.
Biliyorsunuz, bunu yapamam. Bu yüzden sadece Natalie'ye söyleyeceğim.
Merdivenin ortasına kadar geldiğimde, her ihtimale karşı daha fazla ilerlemek istemedim ve bunun yerine feneri tekrar açtım. Beyaz ışık belirli kısımları aydınlatırken, sesler midemi bulandırıyordu; Michael'ın eve bir kız attığından emindim. Yine de ışığı onlara -dış kapının yanına çevirdiğimde, düşüncelerimin çoğunda haklı olduğumu fark ettim.
Sadece Michael bir kızı değil, bir erkeği eve atmıştı ve yarı çıplak halde siyah saçlı oğlanı sertçe öperken- Tanrım, bir başkasıyla yiyişirken bile nasıl bu kadar seksi durabilir?
Duvara yasladığı oğlan kafasını utançla onun omzuna koyduğunda Michael bana döndü. Yüzündeki öfkeli ifade, gözlerindeki koyuluk, çatık kaşlar ve dağınık saçlarla beni öldürmek istediği açıkça görülüyordu fakat bir anlığına da olsa onu incelemeye zaman ayırdığımda, bedeninden yükselen cinsel enerjinin beni de çarptığına yemin edebilirdim.
Sanırım o büyülü ya da öyle bir şeydi, bu da ondan uzak durmam gerektiğini tekrar vurguluyordu.
Işığı hızla aşağı indirirken "Üzgünüm" dedim durumun farkına vararak. Onlar sevişmek üzereydi ve ben bunu bölüyordum, Michael bu işten sonra beni boğazlayabilirdi.
Hızla yukarı çıkarken tekrar "Üzgünüm" diye bağırdım yeniden ve kendimi saniyeler içinde odama attım. Kapıya yaslandığımda nefes nefese kaldığımı henüz fark ediyordum, yağmur öncekine kıyasla daha hızlı çarpıyordu pencereye. Telefonu yere bırakıp, kendim de yaslandığım kapıda kayarak yere oturduğumda kasıklarımda bir sızı hissettim. Dudaklarımdan, ben engelleyemeden bir inleme yükseldiğinde çakan şimşek onu bastırmıştı.
Tanrım, sertleştiğime inanamıyorum.
Bir süre öyle kalarak bu durumun geçmesini bekledim çünkü burada kendime dokunamazdım; kız arkadaşımın evinde, onun bana verdiği bir odada, iki erkeğin yiyişmesi yüzünden olmazdı. Luke Hemmings'in standartları bu kadar aşağıda değildi.
Bu; Michael'ın odasından inleme sesleri gelmeye ve elim eşofmanımın içine yerleşmeden önceye kadar içimden tekrarlamayı sürdürdüğüm bir bahaneden ibaretti.
Başta sesler Michael'ın değildi, yaklaşık bir dakika boyunca ve sonrasında onun ilahi ses tonu bana ulaştı. Nefesim kesilirken, bunun elimin hareketlerinden dolayı olduğunu düşündüm ve inlememek için dudaklarımı ısırmak zorunda kaldım. Midem kasılıyor, kalbim hızla atıyor, dışarıda gök gürlüyordu ve yan odamda iki erkek sevişirken bundan zevk aldığıma inanamıyordum.
Michael'ın birkaç dakika önceki hali aklımdan çıkmıyordu. Cehenneme gideceğim.
Sonunda yüksek sesli bir inlemeyle kendimi bıraktığımda, yorgunluktan ağzımı örtecek halim yoktu; zaten büyük ihtimalle ilk inlemem de değildi. Uzun zamandır kendime dokunmuyordum, iki aydır bunu Natalie yapıyordu ve ondan öncesinde de sevişmek istediğimde çoğunlukla birini bulmuştum. Babam her zaman yakışıklı olduğumu ve bunu kullanmamı söylerdi.
Yan odadaki sesler kesilene kadar yorgunluğumun az da olsa geçmesini bekledim; sonrasında eşofmanımın içindeki rahatsız edici hisle birlikte bavulumdaki iç çamaşırları ve pijamalardan birer tane alarak odadan çıktım.
Duş almam gerekiyordu ve durumuma bakılırsa, Michael'ın eve birini attığını Natalie'ye söyleyecek mevkide değildim.
adam gibi adam
ŞİMDİ OKUDUĞUN
kill him with kindness || muke
Fanfictionhep pamuk kalpleri çiğnersin o küçük sözlerinle, hatırlamayacaksın bile.
