YüzYüze

393 42 75
                                        

Kalbimde bir yaradan daha derin kaldın. Bu yüzden seni silemem.(FT Island-Severaly)

Sevdiğimiz anılarımıza dokun, gözyaşlarım gelmeye başlıyor. Adımlarını zaten çoktan attın, artık onları tutamam.(FT Island-Wind)

-Kim Mingyu

--------------------------------------------

Wonwoo'nun söylediği şeye sadece kafamı sallamak ile yetindim. Oat'a göre bana bunları para karşılığı yapıyordu Wonwoo. Öyleyse, neden yakmak istesin? Başımın kaldırmadığı ve aklımın almadığı bir sürü şey vardı. Sorular soruyordum kendime, cevap alamadığım sorular. Bu olay nasıl buraya kadar geldi? Gerçekten annem bana ulaşmak mi istiyor? Madem bunu istiyor neden karşıma çıkmıyor? Peki ya Oat'ın anlattıkları?

Aslına bakarsanız Oat zekidir. Onun dediği şeylere hep güvenmişimdir. Buraya geldiğimden beri en iyi arkadaşım o. Şu zamana kadar bu olay olsun başka olay olsun hep zekası ile beni şaşırtmıştır. O yüzden ona güveniyorum ama bu konu..çok başka. Bu konu beni kalbim ve beynim arasında bırakan bir konu ve ben hangisini seçeceğimi bilmiyorum. Kime güvenmeyelim bilmiyorum. Hayatımda bir kaç doğrum vardı onlarda çalkantıda. Düşünmek istemiyorum..

Şu an odaklanmam gereken tek şey kollarımda ki güzel, mutsuzluğu içime işleyen, mutluluğu ile tüm dertlerimi unuttaran bu incecik beden..

Sabah olmak üzereydi. Wonwoo bana koala gibi sarılmışken uyumam pek mümkün değildi. O uykulu şişmiş yüzünü söylemiyorum bile.

Sabahın ilk ışıkları perdeden içeri sızmaya başlamıştı. Ben hala uyuyamamıştım. Başımı koyduğum yastıktan göğsüme kafasını gömmüş Wonwoo'ya baktım. Bir insanın nefes alış verişi bile nasıl bu kadar güzel olabilir? Anlamıyorum.

Bir süre onu inceledim. Eğilip saçlarına küçük bir öpücük bıraktım. Daha sonra belimde ki elini elime kavuşturdum. Gece uyurken bir kaç kere sıçramıştı daha sonra gözyaşları içerisinde tekrar uyumuştu. Bu yaşadıklarını yaşamamısını isterdim çünkü yaraları sarılacak gibi değildi.

Onu biraz daha izledikten sonra iki elimi beline geçirerek yukarı çektim onu. Yüzünü yüzüm ile aynı hizzaya getirdim. Daha çok sarıldım, daha çok kokladım. Saçlarının arasına bir öpücük kondurup onu izlemeye devam ettim. Bu sırada uyandı. Ahh o göz kırpış..

Wonwoo--"Ne oluyor? "

Mingyu--"Bir şey olmuyor. Sadece sana sarılmak istedim. "

Wonwoo--"Tamam öyleyse. Uyuyalım bugün. Okul fln yok zaten."

Diyerek yerinden doğruldu. Bir an kalkacağını düşündüm ama yerini düzelttikten sonra vücudunun yarısını vücudumun üzerine bıraktı. Bir eli boynumun altında diğeri ise belimden sımsıkı sarıyordu. Yüzünü de benim yüzümden ayırmamıştı. Bense onun beline sıkıca sarılmaya devam ettim. Rahat etmesi için biraz ona döndüm ve uyumaya çalıştım.

Kapının çalması ile uyandım. Yatağımda biraz doğrulup bana sımsıkı sarılmış bedene baktım. Eğilip bir kere öpeyim dedim ki kapıda ki hayvan kapımı kırmaya çalışıyordu. Benim evime gelenler neden böyle girmeye çalışıyor anlamıyorum.

Wonwoo'nun omzuna bir öpücük kondurup yerimden kalktım. Kapıya ulaşıp açtığımda kimsenin olmadığını gördüm. Kapı açılmayınca gitmesi mantıklıydı ama madem gideceksin, neden kapımı kırıyorsun?

Kapıyı kapatıp odaya tekrar döndüm. Ne uykum geliyordu ne de bir şey yapasım vardı. Wonwoo uyanmadan kahvaltı hazırlamanın iyi olacağını düşündüm. Biraz sakin bir gün geçirmek istiyordum.

The Light || Meanie ~~Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin