~11~

1.2K 116 49
                                        

"Hyung, bugün seni aç bıraktığım için özür dilerim. Daha dikkatli olacağım!"

"Sorun yok Jeno, ben bugün aç kalmadım zaten. Sınıf başkanıyım ben, aç kalır mıyım?"

Jeno gülüp testine döndüğünde onu izlemeye başlamıştım. Son dersleri boş olduğundan hızla eve gelip bana yemek yapmıştı. Sonrada testini çıkartıp çözmeye başlamıştı. Onun yaptığı yemeği yerken bir yandan mırıldandım.

" Bugün birileriyle takıldın mı? "

"Hm, sınıfa yeni biri geldi."

Hızla bakışlarım onu bulurken istemsiz yüksek çıkan sesimle kulağını kapattı.

"Yeni biri mi? Onunla mı takıldın?"

Jeno kreş zamanından beri tekti, arkadaş edinemiyordu ve bu benim için gerçekten büyük bir gelişmeydi.

"Ben takılmadım, gelip boş boş konuştu. Zaten aksanı farklıydı, Çinliymiş sanırım."

"Lütfen bana onunla arkadaş olduğunu söyle!"

"Aslında, yanımda oturuyor. Bu bizi arkadaş yapar mı?"

"Bilmem yapar mı?"

"Yapmaz mı? "

"Dur bir sorayım."

Telefonumu çıkartırken testine geri döndü. "Kim Jaehyun Yoonoh"  yazısına basıp kulağıma koydum. Arama yanıtlandığında elimdeki çubukları masaya bıraktım.

"Merhaba, bu Yoonoh'un telefonu. Kim olduğunuzu öğrenebilir miyim?"

Annesinin sesi geldiğinde yutkunup olabildiğince kibar konuşmaya çalıştım.

"Merhaba efendim, ben Kim Dongyoung. Jaehyun'un sınıfının başkanı. Acaba kendisiyle konuşabilir miyim?"

"Ah tabi, hemen veriyorum."

"Anne, sana telefonuma karışma demiştim!"

Arkadan Yoonoh'un bağıran sesi geldiğinde güldüm ve beklemeye başladım. Yoonoh'un sesi geldiğinde canlı sesi beni umutlandırmıştı.

"Merhaba sınıf başkanı."

"Merhaba Yoonoh, şey ben sana bir şey sormak için aradım da."

"Seni dinliyorum."

"Sınıfta aynı sıraya oturmakla arkadaş olunuyor mu?"

"Tabi ki, sıra arkadaşı olunuyor."

"Sıra arkadaşı oluyormuş."

Jeno'ya fısıldadığımda kafasını salladı.

"Hem, bir süre sonra konuşup daha yakın arkadaş olunuyor."

"Bir süre sonra daha yakın arkadaş olunuyormuş."

"Sen kime söylüyorsun?"

"Kardeşime."

"Ah, anladım. Niye sormuştun ki?"

"Hiç, sağol Yoonoh."

Telefon kapanırken, hattın diğer tarafındaki çocuğun lafı ağzına tıkılmıştı.

"Hey Dongyoung!"

Jaehyun telefonun kapandığını anlayınca telefonu masaya bırakıp kafasını masaya koydu.

"Niye kapattın ki ya? Bir daha nasıl buna cesaret edeceğim?"

"Ne oluyor oğluşum?"

"Hiç, ödevi yapamadım da."

" Çağırsaydın ya arkadaşını."

"Çağıracaktım ama utandım."

"Ara söyle ya da mesaj at. Bunda utanılacak ne var canım?"

Anne yemeğini yapmaya devam ederken, Jaehyun telefonu alıp odasına gitti. Bir anlık cesaretle hızla telefonunu açtı.

Bizim eve gelmek ister misin? Biraz ders çalışırız ya da eğleniriz. Yani senin istediğin bir şeyi yaparız.

Mesajı gönderince telefonu yatağına bırakıp odadan çıktı. Hızla televizyonun önündeki koltuğa oturdu ve televizyona baktı. İki dakika sonra tekrar odasına gidip eline telefonu aldı. Beklediği gibi mesaj anında gelmişti.

Kardeşimi tek bırakmak istemiyorum, sen gelsene bize. İstersen seni alabilirim?

Elinde telefon, yine annesinin yanına gitti. Masaya otururken sevimli bir ses tonu kullanmaya özen gösterdi.

"Anne, arkadaşımın evine gidebilir miyim?"

"Kimmiş bu arkadaş?"

"Hani evimize gelmişti ya, hastaydı sen onu iyileştirmiştin!"

"Hım, o çocuk mu? Peki git ama çok geç olmadan geri dön."

"Peki!"

Hızla odasına giderken hem mesaj yazmaya hem de kıyafetini üzerinden çıkarmaya çalıştı.

Eviniz nerede?

Seni almamı ister misin?

Yorulursun ama.

Sorun değil, sen bana konum at ben gelirim.

Peki.

Jaehyun hızla konumu atıp üzerini değiştirmeye başladı. Dişlerini hızlıca fırçalarken, parfümünü sıktı. Saçını da tarayıp salona gitti ve Dongyoung'u beklemeye başladı.

Sınıf Başkanı! DoJaeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin