Yazım yanlışları düzeltilmiştir.
Revire gittiğimizde hemşire bir ilaç ve su verip odadan çıkmıştı, ilacı atıp suyu içmiştik. Doyoung ile beraber hasta yatağına yatıp bir süre birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizden bahsetmiştik. Ardından Taeyong'a ne yapacağımızı kararlaştırmıştık, zil çaldığında ise hızla sınıfa gidip Taeyong'a bakmıştık.
"Taeyong!"
Doyoung elini elimden kurtarıp Taeyong'a gittiğinde Taeyong ona bakıp gülümsedi.
"Efendim?"
"Sen benim kardeşimi nasıl tehdit edersin lan?"
"Doyoung!"
"Noluyor be?"
"Bence Chanyeol kazanır."
"Chanyeol sınıfta bile değil, tuvalette tuvalette!"
"Noluyor kardeşim?"
"Tehdit etmedim."
"Taeyong yalan söyleme bana!"
"Tehdit etme-"
Doyoung Taeyong'u kolundan tutup kendine çektiğinde sınıftan çıkıp nöbetçi yerine koştum.
"Jiyong hyung sınıfta kavga ediyorlar."
"Bıktım sizden köpekler, yürü!"
Sınıfa gittiğimizde kavga başlamıştı bile. Yukhei Taeyong'u tutuyordu, Baekhyun ise saçını çekiyordu. Doyoung ayırmaya çalışıyordu ama Johnny onlar kavga ediyormuş gibi Taeyong ve Doyoung'u uzak tutuyordu.
Jiyong hyung Baekhyun ve Taeyong'u enseden tutup bağırdı.
"Kavgayı başlatanlar kimler?"
"Ben."
"Ben."
Doyoung ve Taeyong aynı anda suçu üstlendiğinde Baekhyun bırakıldı ve Doyoung tutuldu.
"Baek noluyor?"
"Chanyeol!"
Baekhyun yalandan sesini titrettiğinde onlara baktım, Chanyeol Baekhyun'u gerçekten kucağına alıp kafasını boynuna koydu. Yani, benim kadar birini koltuk altlarından kaldırıp kucağına almakta bir yetenekti bence. Eh, bunun için boyda gerekiyordu.
Doyoung'un götürüldüğünü anladığımda onları takip ettim, müdürün odasına götürüldü. Sınıf öğretmeni de çağırıldığında kapıda bekledim, ardından içeri çağrıldım.
"Jaehyun, bugün size izin veriyorum. Doyoung'u evine götür."
"Peki efendim."
Okuldan çıkıp evine gittik, zorla beni içeri aldı. Yolda kavga çıkarmaması gerektiğini falan anlatmıştım ama sıkıldığını anlayınca susmuş ve sadece elini tutmuştum.
İzin almıştık, beraberdik. Tek sorun evde anne babasının olmasıydı.
"Merhaba baba, bu arkadaşım Jaehyun."
"Merhaba efendim."
"Merhaba."
Gerildiğimi anlayınca Doyoung beni odasına çıkartmıştı.
Oyun açıp oynayama başlamıştık, bir yandan da konuşuyorduk.
"Sen neden Chanyeol'a öyle bakıyordun?"
"Nasıl?"
"Böyle sevinçli, istekli, biraz hüzünlü."
"Baekhyun'a bir şey oldu diye endişelenip birden kucağına alması ve kafasını boynuna koyması çok güzel geldi bana, çok tatlıydı."
Doyoung oyunu durdurduğunda ona baktım, konsolu yere koyup elini belime koydu.
"Gel önüme."
Önüne geçtiğimde ise beni kendine çekti, vücudum ona dönük bacaklarına oturduğumda ellerini sırtıma doladı.
"Demek sen böyle tatlı şeyler yaşamak istiyorsun."
Kafa sallayıp gülümsedim ve mırıldandım.
"Biri gelicek!"
"Önce jeton güzelim."
Dudaklarını bana uzattığında minik bir öpücük kondurdum, ayrılmaya çalıştığımda ise tutup öpmeye devam etti. Ardından korktuğum şey oldu, kapı açıldı ve hemen bir eşyanın kırılma sesi geldi kulağıma.
Hemen ayrılırken kapıya baktık, annesi kapıda durmuş şok içinde bana bakıyordu. Babası da koşarak geldiğinde kalbim çok hızlı atıyordu, Doyoung'a baktım. Derin nefesler alırken ayağa kalkıp beni kaldırdı.
"Sen evine git, sonra konuşuruz."
Gözlerine bakıp kafa salladım.
"Özür dilerim!"
"Sen bir şey yapmadın, evine git."
Ebeveynlerinin önünde durup eğildim.
"Özür dilerim!"
Evden dualar dşliğinde çıktım, Doyoung'a bir şey olmadını hiç istemiyordum. Özellikle benim yüzünden asla.
Eve gittiğimde tedirgindim ve sürekli telefona bakıyordum, bir geri dönüş bekliyordum ama yoktu!
En sonda telefon çaldığında hızla açtım, Jeno arıyordu.
"Doyoung nasıl?!"
"Hyung... Hyung hyungumu evden kovmuşlar. Evden çıkmama izin vermiyorlar, hyung lütfen bul onu!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sınıf Başkanı! DoJae
Fanfiction"Hey sınıf başkanı! Neden öğretmenler bile beni azarlamıyorken sen azarlıyorsun?" "Git ve yerine otur Jaehyun, şimdi hoca gelecek! Hemen oturmazsan ceza alacaksın!"
