young god | 2. bölüm : give me a reason
not: bu hikayede avengers takımı ve tüm mcu karakterleri çoktan tanışmıştır. ve pietro yaşıyor. ONU ÖLDÜREMEM ONA AŞIĞIM
________
- 2.BÖLÜM -
Yağmura dönüşmüş kar damlaları üzerimize konmaya başlamadan hemen önce babamla arabaya atladık. Babam klimayı açtığında ben de radyoyu açmıştım. Güzel bir şarkı arabayı doldurmaya başladığında inledim ve rahat araba koltuğuna iyice yayıldım.
"Ne yemek istiyorsun?" dedi babam. Pelerini ve kostümü olmadan rahat eşofmanları ile gözüme bazen değişik görünüyordu. Hala yaralı olan ellerini direksiyona götürüp, gaza bastığında ne yemek istediğimi düşündüm.
"Sanırım... şu an büyük boy mantarlı bir pizzayı gömebilecek kadar açım," dediğimde o kadar içten söylemiştim ki babam bir kahkaha atmıştı. Ona katılarak ben de güldüğümde ona sahip olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm.
"Tamam o zaman, pizza yemeye gidiyoruz," dedi babam ve direksiyonu kırarak sağa sapmamızı sağladı. Ama New York sokaklarında, orta hızda gittiğimiz için, şimdiden arkamızda arabalar birikmeye başlamıştı. Kazadan beri babam oldukça yavaş araba sürüyordu. Daha öncesinde o kadar hızlıydı ki onunla aynı arabaya binmekten bazen korkuyordum.
"Londra'yı çok özledim," dedim pizzacıya giden yolda telefonumu karıştırırken. "Gezmeye gidemez miyiz?"
Ben on dört yaşıma gelene kadar babamla beraber Londra'da yaşıyorduk. Araba kazası geçirdiği zamanda daha iyi bir doktorun onu ameliyat etmesi için New York'a taşınma kararı almıştık. Fakat ameliyatlar hiçbir işe yaramayınca babam kendini iyileştirmek için bambaşka bir yol bulmuştu. Ama ben New York'ta kalmayı tercih edince, kendisi Katmandu'ya tek başına gidip birkaç yıl orada kaldıktan sonra ise Mistik Sanatlar ustası olarak geri dönmüştü.
Büyüyle ilk o zamam tanışmıştım. Hayata bakış açımın değiştiği ve kırılma noktam olan gün beni o kadar değiştirdi ki, şu an bambaşka biriyim. Babam, öğrendiklerini başkalarına da öğretmek istediği için bir atölye açmıştı ve ayrıca bana da ek olarak sürekli ders veriyordu. Eh, onun kadar iyi olamasam da, ben de iyi bir büyücüydüm. Hala öğrenme aşamasındaydım ve babam sürekli bana "İçindeki tüm gücü dışarı çıkmartmayı dene!" dese bile anlamıyor, tüm yapabildiğim büyüleri önüne sermeye başlıyordum.
Daha sonrasında ise Avengers diye bir takım ortaya çıkmıştı. Babam da onlarla çalışmasına rağmen, beni onlarla hiç tanıştırmadı. Yalnızca Tony Stark ve eşini tanıyordum hatta onlarla sürekli görüşüyorduk çünkü babam ve Tony oldukça yakınlardı.
Ve babam sadece olası bir tehlikeye karşı hazırlıklı olmamı istediği için beni eğitiyordu. Ama açıkçası... onlarla tanışmak benim en büyük hayallerimden biriydi. Özellikle kendimi geliştirmem için Wanda'nın bilgine çok ihtiyacım vardı. Aynı şekilde Loki'ye de ihtiyacım vardı ama babam bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Wanda ile belki çalışabileceğimi söylediğindeyse oldukça mutlu olmuştum ama hadi ama.. Loki bana en fazla ne yapabilirdi ki?
"Londra bu yaz için iyi bir fikir gibi duruyor, ama düşüneceğim," dediğinde babam bunun tam olarak ne demek olduğunu anlamamıştım. Böyle cevaplar vererek beni arada bırakmasından nefret ediyordum.
Londra konusu arabada kapandıktan sonra pizzalarımızı gömerken "Thor ve Loki neden evimizdeydi?" diye sordum.
"Odin'i arıyorlar," dedi babam, gazozundan bir yudum alırken.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
young god : loki
Fiksyen Peminat"oh baby girl, you know we're gonna be legends. i'm a king and you're a queen and we will stumble though heaven. if there's a light at the end, it's just the sun in your eyes. i know you wanna go to heaven but you're human tonight." loki x aelia
