Kulaklarımı tırmalayan gürültülü müzik eşliğinde, istemeye istemeye ilerledim tanıdık gruba doğru. Eğlendikleri buradan bile belli oluyordu. Kahkahaları neredeyse müziği bastırıyordu. Öyle ki bu ortamı kaybettiğime bir kez daha üzülüyordum. Fakat yaptığım bir hata yüzünden hayatım temelinden sarsılmış, beni geri dönemeyeceğim yollara mecbur bırakmıştı.
"İnci!" Defne'nin beni görür görmez ayağa kalkıp sevinçle boynuma sarılmasıyla ona hakettiği karşılığı verdim. O bu gecenin yıldızıydı. Bugün her şeyi hak ediyordu.
"Çok sevindim seni gördüğüme. Gelmezsin sanmıştım." Kuşağımın dibinde, müziği bastırmak istercesine bağırıyordu.
"Bugün yanında olmak istedim." Dedim ve elimdeki sevimli karton kutuya ona uzattım. "İyi ki doğdun."
"Çok teşekkür ederim İnci. İyi ki geldin."
Olayın aslına gelirsek, başlangıçta hayatımın en güzel dönemleri dediğim o kısmı yaşadığımı sanmıştım. Yedi kişilik arkadaş grubum, üniversitede ailedeki sorunlardan uzakta tek başına olmanın getirdiği gereksiz özgüven ve vurdumduymazlıkla, sanki başka hiçbir şeye ihtiyacım yokmuş gibi hissediyordum. Üniversitenin ikinci döneminde grubumuza dahil olan Fatih'in ise bu dönemin çok kasa geçeceğinin habercisi olduğunu anlayamamıştım o zaman. Tıpkı Fatih'e aşık olmakla hayatımın en büyük hatasını yaptığımı anlayamadığım gibi.
Arkadaşlığımızın ilerlediği dönemde ve felekten bir gece çalmak istediğimiz bir günde ise 'hayatımın hataları' isimli listem oluşmaya başlamıştı bile.
Deli gibi sarhoş olup Fatih'le beraber olmak.
O gecenin sabahında ne halt yediğimi sorgulayamadan Fatih'in bomboş bakışlarıyla karşılaşmış, zar zor hatırladığım gecenin kendisi için bir önemi olmadığını öğrenmiş olmuştum. Hayatımın en güzel dönemlerinde, aşık olduğunuz kişinin sizi kullandığını öğrenmekten daha acı bir şey vardıysa, o da aşık olduğunuz o kişinin sizi kullandıktan hemen sonra en yakın arkadaşınıza aşık olduğunu öğrenmenizdi. O dönemler ne hissedeceğimi şaşırdığımı hatırlıyorum. Ve Fatih'in Defne'ye karşı olan tüm davranışlarının anlam kazanmaya başladığını. Defne'ye herkesten daha yakındı. Onunla her zaman daha yumuşak konuşurdu. Onu herkesten daha çok önemserdi. En çok onunla eğlenirdi. En çok onun fikirlerine önem verirdi.
Kendime kızdım, Fatih'e kızdım, Defne'ye kızdım. Ama aptallık bendeydi en başından Fatih'in Defne'ye aşık olduğunu anlamalı, o gece o kadar fazla içmemeliydim.
O geceden sonra Fatih'le tamamen uzaklaşmıştık ve zorunlu bir biçimde aynı ortamda bulunuyorduk. Fakat ben buna katlanmak istemiyordum. Çok pişmandım ve eğer yaptığım şey öğrenilecek olursa, utancımdan geberirdim. Bu yüzden ilk önce Fatih'le konuşup kimseye bir şey söylememesi hakkında onu uyaracak, daha sonra sevdiğim bu insanlardan kendimi uzaklaştıracaktım.
Fatih'le konuşmak için buluştuğumuzda, konuşma tahmin ettiğimden çok daha iyi gitmişti. Kimseye bir şey söylemeyeceğinin sözünü almıştım. Ayrılmak için hazırlanırken de, "Sana bir teklifim var." demişti. Daha o andan kulaklarımı tıkayıp ordan kaçmalıydım. Ama kalıp dinlemek gibi bir aptallık daha yapmıştım.
Bana, benimle birlikte olmaya devam et demişti ve eğer kabul edersem ilişkimizin nasıl olması gerektiğiyle ilgili zırvalıklar. Tokadı basıp gitmek yerine aptallıkların en büyüğünü de kalıp düşünmekle yapmıştım.
Evet sonuç olarak buradaydık. Aşık olduğum adamın aşık olduğu kızın doğum günü partisinde, tüm ilişkimi saçma sapan sebeplerin arkasına sığınarak bitirdiğim arkadaşlarımın arasında ve sadece 'yatak' temalı bir ilişkinin içinde.
Diğerleriyle göz göze gelip gelmemek konusunda karamsardım. Fakat bana bakıp gülümseyen birkaç çift göz gördüğümde buna karşılık verdim. Fatih'le gözgöze geldiğimizde ise, kaşları çatıldıydı. Gözleri önce bedenimde dolandı, sonra yüzüme birkaç saniye bakışlarını değdirip yanına döndü.
Boş kalan son yere oturdum ve sohbetin kaldığı yerden devam etmesiyle bana eğlenceli sohbetlerinin arasına giren kısa bir molaymışım gibi hissettiren arkadaşlarımın arasında tamamen sessizliğimi korudum. Güldüler, eğlendiler, kimse benimle konuşmak istemedi. Geldiğime çok sevindiğini söyleyen Defne bile benimle ilgilenmeyi kesti. Fakat bir süre sonra daha da eğlenmek istemiş olmalılar ki, sohbet bir anda benim üzerimden dönmeye başlamıştı.
"Hayat nasıl?" Özgür'e baktım. Gözlerinde ilgilendiğinden değil de sanki bana ne kaybettiğimi göstermek isteyen bir bakış vardı. Halbuki çabalamasına bile gerek yoktu. Onları kaybetmeye karar verdiğim dakikadan itibaren biliyordum ne uğruna ne kaybettiğimi.
"İdare ediyorum Özgür, senin?"
"Çok iyi. Senin yokluğunu hiç aramıyoruz."
"Özgür!" Defnenin uyaran sesine göz ucuyla bile bakmadı Özgür. Onun yerine beni iğnelemek daha güzel gelmişti anlaşılan. Rahatımı bozmadım. Yüz ifademi de değiştirmedim. Ben bunları atlatalı çok olmuştu ve ben zaten kendimi bunlarla yakalarken başkalarının aynı darbesi beni acıtmazdı. Sağ bacağımı sol bacağımın üzerine attım. Fatih'in gözleri çıplak bacaklarımdan yukarıya tırmanırken keyifle gülümsedim.
"Adınıza sevindim."
"Pişkinliğe bak arkadaş."
"Buraya sizinle vakit geçirmeye gelmedim Özgür. Saçma sapan gurur oyunlarını bırak. Defne ısrar etti ve onun doğum gününe katıldım. Sen de kızın bu gününü zehir etmek yerine beni görmezden gel, birazdan zaten gideceğim."
Özgür, gözlerini kastı. "İsabet olur." Ve aynı anda ortamda çalan gürültülü müzik sustu. Yerine bilindik doğum günü şarkısı çalmaya başladığında tüm ilgi benden çekilip gecenin yıldızına döndü.
Devasa pastası bize doğru ilerlerken, diğerleri gibi ayağa kalkıp alkışımla onlara katıldım. Pasta, Defne'nin önüne bırakıldı. Uzunca bir Dilek diledi ve yaşı kadar mumu birkaç nefeste söndürdü. Vakit kaybetmeden, gidip ona sarıldım.
"İyi ki doğdun." Dedim ve gülümsedim. Aynı samimi gülüşle bana karşılık verdiğinde, "Daha fazla kalamayacağım, yeni yaşın kutlu olsun."
"Geldiğin için teşekkür ederim. Beni kırmadın."
Ona son kez gülümsedim ve çantamı alıp kalabalıktan biraz uzaklaştım ve onu izledim. Bu gece bana tek bir laf etmeyişi tam da ondan beklediğim hareketti. Defne'ye sarıldı. Önce alnından, sonra her iki yanağından birer kez öptü. Bu gece beni yaralayacak bir şey varsa o da bu görüntüydü. Fakat evren sanki benimle dalga geçer gibi bana daha kötüsünü verdi. Defne'nin Fatih'e olan duygu yüklü bakışlarını.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cruel +18 | texting
General Fiction••• Fatih Erdener: bu gece boş musun İnci: sana da günaydın fatih Fatih Erdener: bu gece bana gel ya da ben sana geleyim İnci: nasıl olalım yuvarlanıp gidiyoruz işte, sen? Fatih Erdener: inci beni yorma Fatih Erdener: kendimi iyi hissetmiyorum ...
