Herkese selam, buralarda takılmayalı biraz oldu, hikayeyi bekleyenlerden çok özür dilerim bu yüzden fakat kesinlikle kasıtlı olarak buraları boşlamadım
Bahsetmeden geçemeyeceğim hızlı ilerliyoruz, hepinize teşekkür ederim
Bu arada karantinanız nasıl geçiyor, benim hayatımda hiçbir değişiklik olmadı sksnsıspmqqapal
•••
Hayatımın ne zaman yoluna gireceğini düşünmekten kendimi alamadım şu son günlerde. Çok karmaşıklaştım ve ne yapacağımı bilemedim. En son böyle hissettiğimde ülke değiştirdim, şimdi de mi aynısını yapmalıydım? İstemiyordum. Sürekli yarı yolda bırakılıp her defasında kendimi yeni bir düzenin içinde bulmak istemiyordum.
Üç gündür Arslan'ın bana ulaşma çabalarının hepsini bir şekilde savuşturuyordum. Telefonlarını açmadım, mesajlarını okumadan sildim ve onu kapımdan kovdum. Bilmiyorum, vazgeçmesini bekledim fakat o tam aksine benim üzerime gelmeye devam etti. Yine umursamamaya çalıştım.
Şimdi ise karşımdaydı. Kendimi bir otel odası yerine, doğanın içinde bir yere kapatmıştım. Günlük kiraladığım, minik evlerden oluşan ve evler arası mesafe bir hayli uzak olan bu yerde, kendimi biraz olsun güvende hissetmiştim. Şimdi Arslan karşımdaydı. Üzerinde kaşe bir kaban vardı ve elleri ceplerindeydi. Aramızdaki mesafeyi ölçemezdim, bana uzak sayılırdı ve ben bu mesafeden göz göze geldiğim o adam sayesinde adımı bile unutacak hale gelmiştim.
Fakat bu böyle olmamalıydı. Arkamı dönüp kendimi ondan sakınmalıydım fakat tüm hücrelerimi bakışlarının etkisi altına almıştı sanki. Ben, onu özlemiştim.
Elleri ceplerinden çıkıp soğuk havayla buluştu. Daha sonra da ilk adımını attı bana doğru. Vücudum sanki etkisinden çıkabilmek için bu adımı bekliyordu ve ben daha fazla irdelemeden ona arkamı döndüm.
"İnci!" Sesi, sesinin tonu tüylerimi şaha kaldırdı fakat yine de duracak gücü bulamadım kendimde.
"İnci, bekle konuşalım." Küçük eve ulaşıp, kapıyı ardımdan kapadım. Sanki dünyanın en zor savaşından çıkmış gibi yorgun hissediyordum o an kendimi ve her şeyimi kaybetmiş gibi. Sırtım, az önce sertçe çarptığım ahşap kapıya yaslandı. Bununla aynı anda kapı ardımdan yumruklandı.
"İnci, aç lütfen konuşalım." Artık gözlerim yanmaya, göz yaşlarım göz pınarlarımı doldurmaya başladığında çıkarabildim sesimi,
"Arslan, git buradan. Konuşacak hiçbir şeyimiz yok."
"Var!" Dedi anında. "Konuşacak çok şeyimiz var İnci ve sen beni bir kere bile dinlemedin." Gözlerimi yumdum sıkıca. Ve saniyelik bir sessizlik oldu aramızda. Derin bir nefes verdiğini duydum. "Hadi güzelim aç kapıyı, anlatayım sana her şeyi."
İşte bu kadardı. Ona olan gardımın eriyip yok olması bu kadar kolaydı çünkü elim ne zaman kapının kulpuna gitti ne zaman onunla göz göze geldim, bunu yapmaya ne zaman karar verdim hiç bilmiyordum bile.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cruel +18 | texting
General Fiction••• Fatih Erdener: bu gece boş musun İnci: sana da günaydın fatih Fatih Erdener: bu gece bana gel ya da ben sana geleyim İnci: nasıl olalım yuvarlanıp gidiyoruz işte, sen? Fatih Erdener: inci beni yorma Fatih Erdener: kendimi iyi hissetmiyorum ...
