Selam:)
İnci'nin yeniden doğuşuna hoşgeldiniz :* Cruel'dan sonra Onsra adı altında İnci'yle takılacağız biraz, kurgu sanırım bayağı gelişigüzel ilerleyecek hiçbir şey tam değil kafamda ama hikaye geciksin de istemiyorum
O bakımdan beğenirsiniz diye umuyorum
Gitmeden Onsra ile Cruel'in anlamlarını da bırakayım belki merak edeniniz olmuştur
Cruel: acımasız anlamına geliyor
Onsra: bir daha aşık olamayacağını anladığında gelen kırıcı his ve son aşk.
İyi okumalar, muck
•••
Bugün 16 Aralık. Doğum günüm. Ablama göre asla yaşanmaması gereken ve bana asla haketmeyecek insanlara çok fazla değer vermemem gerektiğini hatırlatan mucize gün.
Hayatım sanki bir trenin içerisine sıkıştırılmıştı ve benim geçip gitmesini izlemekten başka elimden gelen hiçbir şey yoktu. Zaman geçiyordu. Ben artık tek başımaydım ve burada o günün üzerinden çoktan bir senenin geçmiş olmasını yadırgıyordum. Tek kişilik pastamla ise doğduğumu kendime hatırlatmıyor, yeniden doğuşumu kutluyordum bu defa.
Kimse yoktu yanımda, yanan üç mum ve ben vardık. Yirmi üçün üçü yanıyordu karşımda, etrafımda neşeyle 'iyi ki doğdun' diyen kimse yoktu. Karanlıkta tek başıma gözlerime vuran alevlerden dileyecek bir şeyim vardı.
Sadece mutlu olmayı diliyorum. Kimseye ihtiyacım olmasın, kimsenin sevgisine de ilgisine de muhtaç kalmayayım. Artık beni benimle bıraksın kader.
Kızıl alevlerden geriye gri bir duman ve yanık kokusu kaldı. Sonrasında tamamen karanlığa gömüldüm.
Kendimi bir otel odasına kapattım son bir yıldır. Londra'ya geldim, son dönemimi burada tamamladım ve kimseden haber almadım. Ne kadar başarılı oldum bilinmez, kendime yeni bir hayat kurmaya çalıştım ve ben sevgi kırıntısına muhtaç olan İnci'yi İstanbul'da evinde bıraktım.
Ablamın reşit olduğumdan beri peşinde koştuğu 'tüm haklarımı' ona sattım. Bunca zamandır ben bizim için savaştım, o para için direndiğimi sandı. 17 Aralık'ta onu yanıltmayarak, anne babamızın emeklerindeki haklarımın tamamını ona sattım. Beni birkaç milyon doları ilişkimize tercih etmek zorunda bıraktığı için kızdım ona içten içe fakat artık gücüm de kalmamıştı.
17 Aralık sabahı telefonumda bir cevapsız çağrı vardı. Sahibi Fatih Erdener'di. O sabah okkalı bir küfür savurdum ona duymayacak olsa bile. Sonrasını düşünmeden kırdım attım hattımı. Bu da beni eşyalarımı toplamam için tetikledi.
18 Aralık günü Yusuf'la, Ela'yla, Kerem'le, Arda'yla ve Eylül'le vedalaştım. Sanırım bana kırıldılar ama benim için önemi olmadı. Çünkü ben yeni bir hayat kurmaya karar verdim, bu hayata bir öncekinden hiçbir şey dahil etmek istemiyordum.
18 Aralık akşamı üç gün sonrası için ekonomi sınıfından bir uçak bileti satın aldım. Asla kullanamadığım arabamı sattım, 16 Aralık'tan beri üzerine göz yaşlarımı akıttığım çerçeveyi kırıp, fotoğrafı yaktım.
20 Aralık'ta oturduğum evi bir bekâra kiraya verdim. Anahtarı teslim ederken de evi istediği şekilde dekore edebileceğini, içerideki eşyaları isterse atabileceğini, canı nasıl istiyorsa o şekilde kullanmasını söyledim. O gece hiç uyumadım, uçağımın saatine kadar dışarıda dolaştım. 21 Aralık gecesinde de Londra'ya uçtum.
Okulum bittiğinden beri bu otel odasındayım. Hiçbir iş yapmadan hesabımdaki parayı harcıyorum. Çok nadir dışarı çıkıyorum, uyku düzenim berbat halde. Kısacası yirmi üçüme bomboş giriyorum. Fakat yirmi üçümden iki gün önce birkaç karar aldım ben.
1) Bu otel odasını artık terk etmek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cruel +18 | texting
Ficção Geral••• Fatih Erdener: bu gece boş musun İnci: sana da günaydın fatih Fatih Erdener: bu gece bana gel ya da ben sana geleyim İnci: nasıl olalım yuvarlanıp gidiyoruz işte, sen? Fatih Erdener: inci beni yorma Fatih Erdener: kendimi iyi hissetmiyorum ...
